<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aziz Dağtekin &#8211; Ayb&uuml;ke T&uuml;rk Haber</title>
	<atom:link href="https://www.aybuketurkhaber.com/author/yazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.aybuketurkhaber.com</link>
	<description>&#34;Habere Bozkutça Bakış&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 05:47:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.aybuketurkhaber.com/wp-content/uploads/2025/12/bozkurt-150x150.png</url>
	<title>Aziz Dağtekin &#8211; Ayb&uuml;ke T&uuml;rk Haber</title>
	<link>https://www.aybuketurkhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Boşanmak mı daha zor, yoksa partiden ihraç etmek mi?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/bosanmak-mi-daha-zor-yoksa-partiden-ihrac-etmek-mi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/bosanmak-mi-daha-zor-yoksa-partiden-ihrac-etmek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 05:47:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Karikatür Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[aile kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[belediye başkanları]]></category>
		<category><![CDATA[belediye bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[CHP belediyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplin Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[dürüst siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[gündem yaratan açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[halkın vicdanı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[kararlı duruş]]></category>
		<category><![CDATA[millet iradesi]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[parti içi tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[şaibeli harcamalar]]></category>
		<category><![CDATA[sandık mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[seçim gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi etik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi kriz]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi polemik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yolsuzluk iddiaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=54230</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Siyaset tarihimiz çok ilginç vaatlere, akla hayale gelmez sloganlara şahitlik etti ama CHP Lideri Özgür Özel&#8217;in belediye başkanına açık kaynaktan seslenerek, &#8220;Gerekirse kocanı boşa, partiyi bırakma&#8221; cümlesi, absürtlükler galerisinde en üst sıraya yerleşti. Bir yanda aile kurumunu siyasi sadakat uğruna feda etmeyi öneren bir anlayış, diğer yanda ise &#8220;yolsuzluk&#8221; ve &#8220;şaibeli harcama&#8221; iddialarıyla &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-path-to-node="3"><b data-path-to-node="3" data-index-in-node="0">Aziz DAĞTEKİN</b></h3>
<hr />
<p data-path-to-node="4">Siyaset tarihimiz çok ilginç vaatlere, akla hayale gelmez sloganlara şahitlik etti ama CHP Lideri Özgür Özel&#8217;in belediye başkanına açık kaynaktan seslenerek, <strong>&#8220;Gerekirse kocanı boşa, partiyi bırakma</strong>&#8221; cümlesi, absürtlükler galerisinde en üst sıraya yerleşti.</p>
<p data-path-to-node="5">Bir yanda aile kurumunu siyasi sadakat uğruna feda etmeyi öneren bir anlayış, diğer yanda ise<strong> &#8220;yolsuzluk&#8221; </strong>ve<strong> &#8220;şaibeli harcama&#8221;</strong> iddialarıyla adı anılan belediye başkanlarına gösterilen o meşhur müsamaha&#8230;</p>
<p data-path-to-node="6">Özggür Özel&#8217;e sormak lazım: Bir kadının yıllarını verdiği eşinden boşanması, hukuki ve manevi yüküyle bazen yıllar sürerken; halkın parasını çarçur ettiği iddia edilen onlarca belediye başkanını partiden ihraç etmek neden sadece <b data-path-to-node="6" data-index-in-node="211">&#8220;iki dakikalık&#8221;</b> bir disiplin kurulu kararına sığdırılamıyor?</p>
<p data-path-to-node="7">Özgür Bey’e göre <strong>&#8220;evlilik akdi&#8221;</strong> siyasi aidiyetten daha kolay feshedilebilir bir şey mi? Eğer öyleyse, toplumun temel taşı olan aileye bakış açınız ile halkın emaneti olan belediye bütçelerine bakış açınız arasındaki bu uçurum neden?</p>
<p data-path-to-node="8"><b data-path-to-node="8" data-index-in-node="0"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-54231 size-full" src="https://www.aybuketurkhaber.com/wp-content/uploads/2026/05/chpde-bosanma-stratejisi.jpg" alt="" width="1024" height="559" srcset="https://www.aybuketurkhaber.com/wp-content/uploads/2026/05/chpde-bosanma-stratejisi.jpg 1024w, https://www.aybuketurkhaber.com/wp-content/uploads/2026/05/chpde-bosanma-stratejisi-300x164.jpg 300w, https://www.aybuketurkhaber.com/wp-content/uploads/2026/05/chpde-bosanma-stratejisi-768x419.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />Mesele şu:</b> Halk, başkanlarından <strong>&#8220;boşanma tavsiyesi&#8221;</strong> değil, yolsuzluk iddiaları karşısında &#8220;kararlı bir duruş&#8221; bekliyor. Karikatürdeki teyzenin sorduğu o basit soru aslında milletin vicdanının sesidir: <b data-path-to-node="8" data-index-in-node="201">&#8220;Kocayı boşamak kolay da, siz bu şaibeleri ne zaman boşayacaksınız?&#8221;</b></p>
<p data-path-to-node="9">Siyasette asıl sadakat eşe ya da koltuğa değil, millete ve dürüstlüğe olmalıdır. Aksi takdirde, sandık günü geldiğinde millet de o partiden <strong>&#8220;boşanmakta&#8221;</strong> hiç tereddüt etmez!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/bosanmak-mi-daha-zor-yoksa-partiden-ihrac-etmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stratejinin Çöküşü, Hürmüz’deki Tiyatro Ve Türkiye’nin Süpersonik Şahlanışı!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/stratejinin-cokusu-hurmuzdeki-tiyatro-ve-turkiyenin-supersonik-sahlanisi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/stratejinin-cokusu-hurmuzdeki-tiyatro-ve-turkiyenin-supersonik-sahlanisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 20:31:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[#türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Arz-ı Mevud]]></category>
		<category><![CDATA[Askerî teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[balistik füze]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[enerji savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hipersonik füze]]></category>
		<category><![CDATA[Hürmüz Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[jeostrateji]]></category>
		<category><![CDATA[küresel güç]]></category>
		<category><![CDATA[mazlumların sesi]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[SAHA Expo]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik caydırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Türk savunma sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’nin yükselişi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni dünya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[yerli ve milli teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırımhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=54215</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Küresel satranç tahtasında hamleler artık gizli kapılar ardında değil, bizzat namluların ucunda yapılıyor. Ancak her zaman olduğu gibi, &#8220;evdeki hesap çarşıya uymadı.&#8221; Bugün Orta Doğu’da izlediğimiz gerilim, aslında göründüğünden çok daha derin bir ekonomik boğma operasyonunun parçasıdır. Hürmüz’deki &#8220;Uranyum&#8221; Tiyatrosu ve Çin Kıskacı ABD ve onun bölgedeki aparatı İsrail’in asıl derdi ne &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Küresel satranç tahtasında hamleler artık gizli kapılar ardında değil, bizzat namluların ucunda yapılıyor. Ancak her zaman olduğu gibi, <strong>&#8220;evdeki hesap çarşıya uymadı.&#8221;</strong> Bugün Orta Doğu’da izlediğimiz gerilim, aslında göründüğünden çok daha derin bir ekonomik boğma operasyonunun parçasıdır.</p>
<p><strong>Hürmüz’deki &#8220;Uranyum&#8221; Tiyatrosu ve Çin Kıskacı</strong></p>
<p>ABD ve onun bölgedeki aparatı İsrail’in asıl derdi ne demokrasi ne de nükleer tehdit. Asıl hedef; Hürmüz Boğazı’nı uranyum bahanesiyle abluka altına alıp, İran’ı nefessiz bırakırken dünyanın en büyük enerji tüketicisi Çin’i köşeye sıkıştırmak. Washington’un planı netti: İran petrolünün vanasını kapat, Çin’i aç bırak ve Pekin’i Venezuela petrolüne mahkûm ederek kendi şartlarını dikte et.</p>
<p>Bu, tek taşla iki kuş vurma girişimiydi. Ancak bu <strong>&#8220;tiyatro&#8221;</strong>, beklenen alkışı almadı. ABD’nin bölgedeki karizması, planladığı o meşhur abluka senaryosuyla birlikte çizildi. İsrail’in o <strong>&#8220;Arz-ı Mevud&#8221;</strong> düşleri ise, bölgenin sert gerçekliğine çarparak bir kez daha başka bir bahara ertelendi.</p>
<p><strong>Türkiye: Oyun Kurucu ve Savaş Bitirici</strong></p>
<p>Batı bu toz duman içinde kendi oyununu oynamaya çalışırken, kuzeyde bambaşka bir güç merkezi yükseliyor: **Türkiye.** Ankara artık sadece masada değil, sahada da oyunun kuralını koyan tarafta. Savunma sanayiinde atılan dev adımlar, sadece birer <strong>&#8220;teknolojik başarı&#8221;</strong> değil, aynı zamanda jeopolitik birer mühürdür.</p>
<p><strong>Sesten 9 Kat Hızlı (Hipersonik) Güç</strong></p>
<p>Türkiye’nin duyurduğu 6000 kilometre menzilli ve sesten 9 kat daha hızlı olan hipersonik füze teknolojisi, bölgedeki tüm hava savunma sistemlerini birer &#8220;hurda yığınına&#8221; çevirecek güçtedir.</p>
<p><strong>Motor Teknolojisinde Tam Bağımsızlık</strong></p>
<p>İki yeni uçak motorunun üretilmesiyle birlikte, Türkiye&#8217;nin savunmadaki dışa bağımlılığı tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır.</p>
<p><strong> Mazlumların Gür Sesi</strong></p>
<p>Bu teknolojik üstünlük, sadece bir gövde gösterisi değildir. Türkiye, elindeki bu caydırıcı güçle bölgedeki adaletsiz savaşların bitişini belirleyen asıl aktör konumuna yükselmiştir. 6000 kilometrelik menzil, sadece bir rakam değil; adaletin ulaştığı yeni sınırları temsil etmektedir.</p>
<p>ABD ve aparatlarının kurduğu o <strong>&#8220;Hürmüz Tiyatrosu&#8221;</strong> çökerken; yerli ve milli teknolojisiyle şahlanan Türkiye, sadece kendi sınırlarını korumakla kalmıyor, aynı zamanda dünya mazlumlarının <strong>&#8220;Gür Sesi&#8221;</strong> olmaya devam ediyor.</p>
<p>Kısacası; emperyalist rüyalar Hürmüz’ün sularına gömülürken, Anadolu’dan yükselen o süpersonik ıslık, yeni dünyanın ayak sesidir.<br />
<strong>Oyun bozuldu, yeni sözü Türkiye söylüyor!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/stratejinin-cokusu-hurmuzdeki-tiyatro-ve-turkiyenin-supersonik-sahlanisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam ahlakı ışığında işçi hakları, sömürü ve toplumsal sessizliğe dair bir muhasebe</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/islam-ahlaki-isiginda-isci-haklari-somuru-ve-toplumsal-sessizlige-dair-bir-muhasebe/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/islam-ahlaki-isiginda-isci-haklari-somuru-ve-toplumsal-sessizlige-dair-bir-muhasebe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 06:47:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[1 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[alın teri]]></category>
		<category><![CDATA[asgari ücret]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[emek mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[işçi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[işveren sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[sendikasızlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[sömürü]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal adalet]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal vicdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=54097</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Her yıl 1 Mayıs geldiğinde, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ülkemizde de işçi bayramı kutlamaları yapılır. Ancak Türkiye&#8217;nin yakın tarihi, bu günü sadece bir kutlama değil, aynı zamanda kanlı olayların, acı hatıraların ve derin toplumsal yaraların da bir sembolü haline getirmiştir. Bu yazıda, 1 Mayıs&#8217;ın ardındaki anlamı, İslam ahlakı ve hadisler &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="w-full my-[1px]">
<h3 class="py-[3px]" data-slate-node="element"><strong><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">Aziz Dağtekin Yazdı</span></strong></h3>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Her yıl 1 Mayıs geldiğinde, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ülkemizde de işçi bayramı kutlamaları yapılır. Ancak Türkiye&#8217;nin yakın tarihi, bu günü sadece bir kutlama değil, aynı zamanda kanlı olayların, acı hatıraların ve derin toplumsal yaraların da bir sembolü haline getirmiştir. Bu yazıda, 1 Mayıs&#8217;ın ardındaki anlamı, İslam ahlakı ve hadisler ışığında işçi haklarını ve günümüzdeki işçi sorunlarını ele alarak, bir vicdan muhasebesi yapmaya davet ediyorum.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full mt-[1.4em] mb-[1px]">
<p class="font-[600] py-[3px] text-[1.5em]" data-slate-node="element" data-anchor="islam'dai%C5%9F%C3%A7ihaklar%C4%B1ve1may%C4%B1sparadoksu" data-slug="islam'dai%C5%9F%C3%A7ihaklar%C4%B1ve1may%C4%B1sparadoksu3"><strong><span class="" data-slate-leaf="true">İslam&#8217;da İşçi Hakları ve 1 Mayıs Paradoksu</span></strong></p>
<p><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">İslam, emeğe ve işçiye büyük bir değer atfeder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)&#8217;in <strong><em>&#8220;İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz&#8221;</em></strong> hadisi şerifi </span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">, bu konudaki temel prensibi net bir şekilde ortaya koyar. Bu hadis, sadece zamanında ödeme yapmayı değil, aynı zamanda işçinin emeğinin karşılığını tam ve adil bir şekilde vermeyi de emreder. İslam ahlakında, işçi hakları, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda ahlaki ve dini bir vecibedir. İşçinin emeği kutsaldır ve bu kutsallığa riayet etmek, her Müslümanın görevidir.</span></span></p>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Ancak 1 Mayıs&#8217;ı bir bayram olarak kutlamak, bu anlayışla çelişen bir paradoks barındırır. Eğer işçinin hakkı her gün, her an gözetilmesi gereken bir değerse, neden sadece bir gün </span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">işçi bayramı ilan edilmiştir? Bu durum, işçi haklarının yılın geri kalan 364 gününde yeterince gözetilmediği, hatta çiğnendiği gerçeğini acı bir şekilde yüzümüze vurmaktadır. Gerçek bir işçi bayramı, işçinin alın terinin her gün karşılığını bulduğu, haklarının eksiksiz teslim edildiği bir düzende mümkün olabilir.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
<div data-slate-node="element"><strong><span class="" data-slate-leaf="true">Yenilen İşçi Hakları ve Vicdanların Sessizliği</span></strong></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Ne yazık ki günümüzde, </span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">işçinin alın teri kurumadan hakkını ödeme anlayışından çok uzak bir tabloyla karşı karşıyayız. Asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca işçi, ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, güvencesizlik ve sendikasızlaşma gibi sorunlarla boğuşmaktadır. İş güvenliği önlemlerinin yetersizliği nedeniyle her yıl yüzlerce işçi hayatını kaybetmekte, binlercesi yaralanmaktadır. Bu durum, sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir vicdan yarasıdır. Hadis-i şerifteki o kutlu emre rağmen, işçinin hakkı çoğu zaman göz ardı edilmekte, emeği sömürülmekte ve insan onuruna yakışmayan koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Bu tablo karşısında, vicdanların sessizliği ise en az bu hak ihlalleri kadar düşündürücüdür. Toplumun her kesiminin, özellikle de dini hassasiyetleri olan kesimlerin, bu haksızlıklara karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi beklenirken, çoğu zaman derin bir sessizliğe büründüğü görülmektedir. </span></span></div>
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Oysa İslam, zulme karşı durmayı, mazlumun yanında olmayı emreder. İşçinin hakkını savunmak, sadece sendikaların veya sivil toplum kuruluşlarının değil, her bireyin, her kurumun ahlaki sorumluluğudur.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
<div data-slate-node="element"><strong><span class="" data-slate-leaf="true">İşverenlerin ve Merkezi Yönetimlerin Sorumluluğu</span></strong></div>
<div data-slate-node="element"></div>
<div data-slate-node="element">İşçi haklarının ihlalinde en büyük sorumluluk, elbette ki işverenlere aittir. Kar maksimizasyonu uğruna işçinin emeğini sömüren, haklarını gasp eden işverenler, hem dünyevi hem de uhrevi olarak büyük bir vebal altındadır. Ancak bu sorumluluk sadece işverenlerle sınırlı değildir.</div>
<div data-slate-node="element">  Merkezi yönetimler de, uyguladıkları politikalarla, vergi yükleriyle ve denetim mekanizmalarındaki zaaflarla bu tablonun oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır.</div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Vergi yükü altında ezilen, kayıt dışı istihdamla mücadelede yetersiz kalan, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmayan, iş güvenliği denetimlerini layıkıyla yapmayan merkezi yönetimler, işçinin sırtındaki yükü daha da ağırlaştırmaktadır. </span></span></div>
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">İşçinin alın terinden kesilen vergilerin nereye harcandığı, bu vergilerin işçinin refahına ne kadar katkı sağladığı da ayrı bir tartışma konusudur. Adil bir vergi sistemi, işçinin üzerindeki yükü hafifletmeli, devletin sosyal devlet ilkesi gereği işçiyi koruyucu ve destekleyici politikalar üretmelidir.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full mt-[1.4em] mb-[1px]">
<p class="font-[600] py-[3px] text-[1.5em]" data-slate-node="element" data-anchor="birg%C3%BCnde%C4%9Fil%2Cherg%C3%BCni%C5%9F%C3%A7ibayram%C4%B1" data-slug="birg%C3%BCnde%C4%9Fil%2Cherg%C3%BCni%C5%9F%C3%A7ibayram%C4%B112"><strong><span class="" data-slate-leaf="true">Bir Gün Değil, Her Gün İşçi Bayramı</span></strong></p>
<p class="font-[600] py-[3px] text-[1.5em]" data-slate-node="element" data-anchor="birg%C3%BCnde%C4%9Fil%2Cherg%C3%BCni%C5%9F%C3%A7ibayram%C4%B1" data-slug="birg%C3%BCnde%C4%9Fil%2Cherg%C3%BCni%C5%9F%C3%A7ibayram%C4%B112">Gerçek bir işçi bayramı, sadece 1 Mayıs ile sınırlı kalmamalıdır. Her gün, işçinin emeğinin karşılığını aldığı, haklarının korunduğu, insan onuruna yakışır koşullarda çalıştığı bir düzenin adı olmalıdır. Bu, sadece işçiler için değil, tüm toplum için daha adil, daha huzurlu ve daha müreffeh bir gelecek anlamına gelir. İşverenler, merkezi yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve her bir birey, bu hedefe ulaşmak için üzerine düşeni yapmalıdır.</p>
</div>
<div class="w-full my-[1px]" data-slate-fragment="%5B%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Aziz%20Da%C4%9Ftekin%22%2C%22bold%22%3Atrue%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Her%20y%C4%B1l%201%20May%C4%B1s%20geldi%C4%9Finde%2C%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20d%C3%B6rt%20bir%20yan%C4%B1nda%20oldu%C4%9Fu%20gibi%20%C3%BClkemizde%20de%20i%C5%9F%C3%A7i%20bayram%C4%B1%20kutlamalar%C4%B1%20yap%C4%B1l%C4%B1r.%20Ancak%20T%C3%BCrkiye'nin%20yak%C4%B1n%20tarihi%2C%20bu%20g%C3%BCn%C3%BC%20sadece%20bir%20kutlama%20de%C4%9Fil%2C%20ayn%C4%B1%20zamanda%20kanl%C4%B1%20olaylar%C4%B1n%2C%20ac%C4%B1%20hat%C4%B1ralar%C4%B1n%20ve%20derin%20toplumsal%20yaralar%C4%B1n%20da%20bir%20sembol%C3%BC%20haline%20getirmi%C5%9Ftir.%20Bu%20yaz%C4%B1da%2C%201%20May%C4%B1s'%C4%B1n%20ard%C4%B1ndaki%20anlam%C4%B1%2C%20%C4%B0slam%20ahlak%C4%B1%20ve%20hadisler%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1%C4%9F%C4%B1nda%20i%C5%9F%C3%A7i%20haklar%C4%B1n%C4%B1%20ve%20g%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCzdeki%20i%C5%9F%C3%A7i%20sorunlar%C4%B1n%C4%B1%20ele%20alarak%2C%20bir%20vicdan%20muhasebesi%20yapmaya%20davet%20ediyorum.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%C4%B0slam'da%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Haklar%C4%B1%20ve%201%20May%C4%B1s%20Paradoksu%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%C4%B0slam%2C%20eme%C4%9Fe%20ve%20i%C5%9F%C3%A7iye%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20de%C4%9Fer%20atfeder.%20Peygamber%20Efendimiz%20(s.a.v.)'in%20%5C%22%C4%B0%C5%9F%C3%A7inin%20%C3%BCcretini%20aln%C4%B1n%C4%B1n%20teri%20kurumadan%20veriniz%5C%22%20hadisi%20%C5%9Ferifi%20%22%7D%2C%7B%22type%22%3A%22linkReference%22%2C%22referenceId%22%3A%221%22%2C%22referenceUrl%22%3A%22%23%22%2C%22referenceTitle%22%3A%22%C4%B0bn%20M%C3%A2ce%2C%20Ruh%C3%BBn%2C%204%3B%20K%C3%A2s%C3%A2n%C3%AE%2C%20Bed%C3%A2i%C3%BC%E2%80%99s-San%C3%A2i%2C%20IV%2C%20190.%22%2C%22referenceIndex%22%3A1%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%22%7D%5D%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%2C%20bu%20konudaki%20temel%20prensibi%20net%20bir%20%C5%9Fekilde%20ortaya%20koyar.%20Bu%20hadis%2C%20sadece%20zaman%C4%B1nda%20%C3%B6deme%20yapmay%C4%B1%20de%C4%9Fil%2C%20ayn%C4%B1%20zamanda%20i%C5%9F%C3%A7inin%20eme%C4%9Finin%20kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20tam%20ve%20adil%20bir%20%C5%9Fekilde%20vermeyi%20de%20emreder.%20%C4%B0slam%20ahlak%C4%B1nda%2C%20i%C5%9F%C3%A7i%20haklar%C4%B1%2C%20sadece%20ekonomik%20bir%20mesele%20de%C4%9Fil%2C%20ayn%C4%B1%20zamanda%20ahlaki%20ve%20dini%20bir%20vecibedir.%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7inin%20eme%C4%9Fi%20kutsald%C4%B1r%20ve%20bu%20kutsall%C4%B1%C4%9Fa%20riayet%20etmek%2C%20her%20M%C3%BCsl%C3%BCman%C4%B1n%20g%C3%B6revidir.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Ancak%201%20May%C4%B1s'%C4%B1%20bir%20bayram%20olarak%20kutlamak%2C%20bu%20anlay%C4%B1%C5%9Fla%20%C3%A7eli%C5%9Fen%20bir%20paradoks%20bar%C4%B1nd%C4%B1r%C4%B1r.%20E%C4%9Fer%20i%C5%9F%C3%A7inin%20hakk%C4%B1%20her%20g%C3%BCn%2C%20her%20an%20g%C3%B6zetilmesi%20gereken%20bir%20de%C4%9Ferse%2C%20neden%20sadece%20bir%20g%C3%BCn%22%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22isBreak%22%3Atrue%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%22%7D%5D%7D%2C%7B%22text%22%3A%22i%C5%9F%C3%A7i%20bayram%C4%B1%20ilan%20edilmi%C5%9Ftir%3F%20Bu%20durum%2C%20i%C5%9F%C3%A7i%20haklar%C4%B1n%C4%B1n%20y%C4%B1l%C4%B1n%20geri%20kalan%20364%20g%C3%BCn%C3%BCnde%20yeterince%20g%C3%B6zetilmedi%C4%9Fi%2C%20hatta%20%C3%A7i%C4%9Fnendi%C4%9Fi%20ger%C3%A7e%C4%9Fini%20ac%C4%B1%20bir%20%C5%9Fekilde%20y%C3%BCz%C3%BCm%C3%BCze%20vurmaktad%C4%B1r.%20Ger%C3%A7ek%20bir%20i%C5%9F%C3%A7i%20bayram%C4%B1%2C%20i%C5%9F%C3%A7inin%20al%C4%B1n%20terinin%20her%20g%C3%BCn%20kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20buldu%C4%9Fu%2C%20haklar%C4%B1n%C4%B1n%20eksiksiz%20teslim%20edildi%C4%9Fi%20bir%20d%C3%BCzende%20m%C3%BCmk%C3%BCn%20olabilir.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Yenilen%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Haklar%C4%B1%20ve%20Vicdanlar%C4%B1n%20Sessizli%C4%9Fi%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Ne%20yaz%C4%B1k%20ki%20g%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCzde%2C%22%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22isBreak%22%3Atrue%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%22%7D%5D%7D%2C%7B%22text%22%3A%22i%C5%9F%C3%A7inin%20al%C4%B1n%20teri%20kurumadan%20hakk%C4%B1n%C4%B1%20%C3%B6deme%20anlay%C4%B1%C5%9F%C4%B1ndan%20%C3%A7ok%20uzak%20bir%20tabloyla%20kar%C5%9F%C4%B1%20kar%C5%9F%C4%B1yay%C4%B1z.%20Asgari%20%C3%BCcretle%20ge%C3%A7inmeye%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fan%20milyonlarca%20i%C5%9F%C3%A7i%2C%20a%C4%9F%C4%B1r%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma%20ko%C5%9Fullar%C4%B1%2C%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk%20%C3%BCcretler%2C%20g%C3%BCvencesizlik%20ve%20sendikas%C4%B1zla%C5%9Fma%20gibi%20sorunlarla%20bo%C4%9Fu%C5%9Fmaktad%C4%B1r.%20%C4%B0%C5%9F%20g%C3%BCvenli%C4%9Fi%20%C3%B6nlemlerinin%20yetersizli%C4%9Fi%20nedeniyle%20her%20y%C4%B1l%20y%C3%BCzlerce%20i%C5%9F%C3%A7i%20hayat%C4%B1n%C4%B1%20kaybetmekte%2C%20binlercesi%20yaralanmaktad%C4%B1r.%20Bu%20durum%2C%20sadece%20ekonomik%20bir%20sorun%20de%C4%9Fil%2C%20ayn%C4%B1%20zamanda%20toplumsal%20bir%20vicdan%20yaras%C4%B1d%C4%B1r.%20Hadis-i%20%C5%9Ferifteki%20o%20kutlu%20emre%20ra%C4%9Fmen%2C%20i%C5%9F%C3%A7inin%20hakk%C4%B1%20%C3%A7o%C4%9Fu%20zaman%20g%C3%B6z%20ard%C4%B1%20edilmekte%2C%20eme%C4%9Fi%20s%C3%B6m%C3%BCr%C3%BClmekte%20ve%20insan%20onuruna%20yak%C4%B1%C5%9Fmayan%20ko%C5%9Fullarda%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmaya%20mecbur%20b%C4%B1rak%C4%B1lmaktad%C4%B1r.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Bu%20tablo%20kar%C5%9F%C4%B1s%C4%B1nda%2C%20vicdanlar%C4%B1n%20sessizli%C4%9Fi%20ise%20en%20az%20bu%20hak%20ihlalleri%20kadar%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCr%C3%BCc%C3%BCd%C3%BCr.%20Toplumun%20her%20kesiminin%2C%20%C3%B6zellikle%20de%20dini%20hassasiyetleri%20olan%20kesimlerin%2C%20bu%20haks%C4%B1zl%C4%B1klara%20kar%C5%9F%C4%B1%20daha%20g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%20bir%20duru%C5%9F%20sergilemesi%20beklenirken%2C%20%C3%A7o%C4%9Fu%20zaman%20derin%20bir%20sessizli%C4%9Fe%20b%C3%BCr%C3%BCnd%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20g%C3%B6r%C3%BClmektedir.%20Oysa%20%C4%B0slam%2C%20zulme%20kar%C5%9F%C4%B1%20durmay%C4%B1%2C%20mazlumun%20yan%C4%B1nda%20olmay%C4%B1%20emreder.%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7inin%20hakk%C4%B1n%C4%B1%20savunmak%2C%20sadece%20sendikalar%C4%B1n%20veya%20sivil%20toplum%20kurulu%C5%9Flar%C4%B1n%C4%B1n%20de%C4%9Fil%2C%20her%20bireyin%2C%20her%20kurumun%20ahlaki%20sorumlulu%C4%9Fudur.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%C4%B0%C5%9Fverenlerin%20ve%20Merkezi%20Y%C3%B6netimlerin%20Sorumlulu%C4%9Fu%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20haklar%C4%B1n%C4%B1n%20ihlalinde%20en%20b%C3%BCy%C3%BCk%20sorumluluk%2C%20elbette%20ki%20i%C5%9Fverenlere%20aittir.%20Kar%20maksimizasyonu%20u%C4%9Fruna%20i%C5%9F%C3%A7inin%20eme%C4%9Fini%20s%C3%B6m%C3%BCren%2C%20haklar%C4%B1n%C4%B1%20gasp%20eden%20i%C5%9Fverenler%2C%20hem%20d%C3%BCnyevi%20hem%20de%20uhrevi%20olarak%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20vebal%20alt%C4%B1ndad%C4%B1r.%20Ancak%20bu%20sorumluluk%20sadece%20i%C5%9Fverenlerle%20s%C4%B1n%C4%B1rl%C4%B1%20de%C4%9Fildir.%20Merkezi%20y%C3%B6netimler%20de%2C%20uygulad%C4%B1klar%C4%B1%20politikalarla%2C%20vergi%20y%C3%BCkleriyle%20ve%20denetim%20mekanizmalar%C4%B1ndaki%20zaaflarla%20bu%20tablonun%20olu%C5%9Fmas%C4%B1nda%20%C3%B6nemli%20bir%20rol%20oynamaktad%C4%B1r.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Vergi%20y%C3%BCk%C3%BC%20alt%C4%B1nda%20ezilen%2C%20kay%C4%B1t%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20istihdamla%20m%C3%BCcadelede%20yetersiz%20kalan%2C%20sendikal%20%C3%B6rg%C3%BCtlenmenin%20%C3%B6n%C3%BCndeki%20engelleri%20kald%C4%B1rmayan%2C%20i%C5%9F%20g%C3%BCvenli%C4%9Fi%20denetimlerini%20lay%C4%B1k%C4%B1yla%20yapmayan%20merkezi%20y%C3%B6netimler%2C%20i%C5%9F%C3%A7inin%20s%C4%B1rt%C4%B1ndaki%20y%C3%BCk%C3%BC%20daha%20da%20a%C4%9F%C4%B1rla%C5%9Ft%C4%B1rmaktad%C4%B1r.%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7inin%20al%C4%B1n%20terinden%20kesilen%20vergilerin%20nereye%20harcand%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20bu%20vergilerin%20i%C5%9F%C3%A7inin%20refah%C4%B1na%20ne%20kadar%20katk%C4%B1%20sa%C4%9Flad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20da%20ayr%C4%B1%20bir%20tart%C4%B1%C5%9Fma%20konusudur.%20Adil%20bir%20vergi%20sistemi%2C%20i%C5%9F%C3%A7inin%20%C3%BCzerindeki%20y%C3%BCk%C3%BC%20hafifletmeli%2C%20devletin%20sosyal%20devlet%20ilkesi%20gere%C4%9Fi%20i%C5%9F%C3%A7iyi%20koruyucu%20ve%20destekleyici%20politikalar%20%C3%BCretmelidir.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Bir%20G%C3%BCn%20De%C4%9Fil%2C%20Her%20G%C3%BCn%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Bayram%C4%B1%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Ger%C3%A7ek%20bir%20i%C5%9F%C3%A7i%20bayram%C4%B1%2C%20sadece%201%20May%C4%B1s%20ile%20s%C4%B1n%C4%B1rl%C4%B1%20kalmamal%C4%B1d%C4%B1r.%20Her%20g%C3%BCn%2C%20i%C5%9F%C3%A7inin%20eme%C4%9Finin%20kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20haklar%C4%B1n%C4%B1n%20korundu%C4%9Fu%2C%20insan%20onuruna%20yak%C4%B1%C5%9F%C4%B1r%20ko%C5%9Fullarda%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20bir%20d%C3%BCzenin%20ad%C4%B1%20olmal%C4%B1d%C4%B1r.%20Bu%2C%20sadece%20i%C5%9F%C3%A7iler%20i%C3%A7in%20de%C4%9Fil%2C%20t%C3%BCm%20toplum%20i%C3%A7in%20daha%20adil%2C%20daha%20huzurlu%20ve%20daha%20m%C3%BCreffeh%20bir%20gelecek%20anlam%C4%B1na%20gelir.%20%C4%B0%C5%9Fverenler%2C%20merkezi%20y%C3%B6netimler%2C%20sivil%20toplum%20kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20her%20bir%20birey%2C%20bu%20hedefe%20ula%C5%9Fmak%20i%C3%A7in%20%C3%BCzerine%20d%C3%BC%C5%9Feni%20yapmal%C4%B1d%C4%B1r.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Unutmayal%C4%B1m%20ki%2C%20Peygamber%20Efendimiz%20(s.a.v.)'in%22%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22isBreak%22%3Atrue%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%22%7D%5D%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%E2%80%9C%C4%B0%C5%9F%C3%A7inin%20%C3%BCcretini%20aln%C4%B1n%C4%B1n%20teri%20kurumadan%20veriniz%E2%80%9D%20hadisi%2C%20sadece%20bir%20tavsiye%20de%C4%9Fil%2C%20ayn%C4%B1%20zamanda%20toplumsal%20adaletin%20ve%20vicdan%C4%B1n%20temelini%20olu%C5%9Fturan%20ilahi%20bir%20emirdir.%20Bu%20emre%20riayet%20etmek%2C%20sadece%20dini%20bir%20g%C3%B6rev%20de%C4%9Fil%2C%20ayn%C4%B1%20zamanda%20insani%20bir%20sorumluluktur.%201%20May%C4%B1s%2C%20bu%20sorumlulu%C4%9Fu%20bir%20kez%20daha%20hat%C4%B1rlama%2C%20vicdanlar%C4%B1m%C4%B1z%C4%B1%20muhasebeye%20%C3%A7ekme%20ve%20daha%20adil%20bir%20d%C3%BCnya%20i%C3%A7in%20m%C3%BCcadele%20etme%20g%C3%BCn%C3%BCd%C3%BCr.%22%7D%5D%7D%5D">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)&#8217;in<br />
</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"><em><strong>“İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz”</strong> </em>hadisi, sadece bir tavsiye değil, aynı zamanda toplumsal adaletin ve vicdanın temelini oluşturan ilahi bir emirdir. Bu emre riayet etmek, sadece dini bir görev değil, aynı zamanda insani bir sorumluluktur. 1 Mayıs, bu sorumluluğu bir kez daha hatırlama, vicdanlarımızı muhasebeye çekme ve daha adil bir dünya için mücadele etme günüdür.</span></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/islam-ahlaki-isiginda-isci-haklari-somuru-ve-toplumsal-sessizlige-dair-bir-muhasebe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Kağıtlar Kana Bulanırken, Çocuklarımıza Ne Oldu?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/beyaz-kagitlar-kana-bulanirken-cocuklarimiza-ne-oldu/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/beyaz-kagitlar-kana-bulanirken-cocuklarimiza-ne-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 11:31:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[beka meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ihmali]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklara iyi bakın]]></category>
		<category><![CDATA[dil ve din]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[milli değerler]]></category>
		<category><![CDATA[okul şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[pazar sohbeti]]></category>
		<category><![CDATA[saatli bomba]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet içerikli oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal uyanış]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan çağrısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53891</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti &#8220;İhmal etmen, ihmal sakın, Çocuklara iyi bakın!..&#8221; diyordu o dertli yürek Ozan Arif. Ne kadar da haklıydı, ne kadar da derinden bir feryattı bu. Bugün pazar&#8230; Belki birçoğunuz evinizde, çayınızı yudumlarken bu satırları okuyorsunuz. Ama bir yerlerde, Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da, Siverek’te anaların yüreği yanıyor, babaların beli bükülmüş, okullarımız yas evine dönmüş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="w-full mb-[4px] mt-0">
<div class="w-full mb-[4px] mt-0">
<h2 class="font-[600] py-[3px] font-serif text-[1.875em]" data-slate-node="element" data-anchor="beyazka%C4%9F%C4%B1tlarkanabulan%C4%B1rken%3A%C3%A7ocuklar%C4%B1m%C4%B1zaneoldu%3F" data-slug="beyazka%C4%9F%C4%B1tlarkanabulan%C4%B1rken%3A%C3%A7ocuklar%C4%B1m%C4%B1zaneoldu%3F0"><strong><span style="font-size: 16px;">Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti</span></strong></h2>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<hr />
<p><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"><strong>&#8220;İhmal etmen, ihmal sakın, Çocuklara iyi bakın!</strong>..&#8221; diyordu o dertli yürek Ozan Arif. Ne kadar da haklıydı, ne kadar da derinden bir feryattı bu. Bugün pazar&#8230; Belki birçoğunuz evinizde, çayınızı yudumlarken bu satırları okuyorsunuz. Ama bir yerlerde, Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da, Siverek’te anaların yüreği yanıyor, babaların beli bükülmüş, okullarımız yas evine dönmüş durumda. Beyaz kağıt gibi tertemiz olması gereken evlatlarımızın ellerine kalem yerine silah, yüreklerine sevgi yerine nefret dolmuş. Peki, biz nerede hata yaptık?</span></span></p>
</div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Ozanın dediği gibi; çocuk nedir? <strong>Küçük bir sabi, tıpkı beyaz bir kağıt gibi.</strong>.. Üzerine ne yazarsan o kalır. Biz o kağıtlara ne yazdık ey ahali? Televizyon ekranlarından şiddet mi damlattık? Sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde <strong>kiminle dost olduğuna</strong> bakmadan onları yalnız mı bıraktık? <strong>Dışarıdan ne aldığına, neler ile dolduğuna</strong> dikkat etmedik; şimdi o dolan nefret, okullarda kurşun olup yağıyor. 14 yaşında, 18 yaşında gencecik fidanlar, nasıl olur da birer <strong>katliam</strong> failine dönüşür? Bu sadece o çocukların değil, hepimizin, tüm toplumun ortak günahıdır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Görüyoruz sağı solu, bin bir çeşit sapık, bin bir çeşit karanlık odak dolu. Biz onlara doğru yolu öğretmek yerine, ellerine tabletleri tutuşturup kendi dünyalarımıza çekildik. <strong>Zaman ayır gardaş zaman</strong> uyarısını kulak ardı ettik. Çocuklarımıza ayırmadığımız o zaman, bugün bizden en acı şekilde geri alınıyor. Onlar köle değil, onlar bizim geleceğimiz. Ama biz onlara sevgiyle, şefkatle yaklaşmak yerine; ya ihmal ettik ya da şiddeti bir çözüm yolu gibi sunduk.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Kültürümüzden, dilimizden, özümüzden koptukça savruluyoruz. <strong>Dil giderse, din de gider</strong> diyen Ozan, aslında kimliğimizin nasıl eridiğini haykırıyordu. Türk evladı, Türkçesine, edebine, adabına dikkat ederdi. Şimdi ise yabancı hayranlığı, şiddet içerikli oyunlar ve sanal dünyanın sahte kahramanları arasında kaybolan bir nesille karşı karşıyayız. Tam Türk, tam Müslüman, tam insan yetiştirmek yerine; ekranların esiri olmuş, vicdanı körelmiş bir kuşağın ayak seslerini duyuyoruz.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Arif’in dediği gibi; s<strong>aysak bitmez, bu konuya zaman yetmez</strong>. Ama şunu bilmeliyiz ki, son pişmanlık fayda etmez. Okullarımız ilim yuvası olmaktan çıkıp korku tüneline dönüyorsa, durup bir düşünmemiz lazım. Çocuklarımıza bakmak sadece karınlarını doyurmak değildir; ruhlarını doyurmak, kalplerine dokunmaktır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Gelin, bu pazar, bu kutsal topraklarda, ecdadımızın bize emanet ettiği bu cennet vatanda, bir kez daha kendimize gelelim! Evlatlarımıza daha sıkı sarılalım, onların ruhlarına, zihinlerine neyin ekildiğine, <strong>neler ile dolduğuna</strong> can kulağıyla dikkat edelim. Çünkü ihmal edilen her çocuk, sadece bir <strong>pim</strong> değil, geleceğimizin kalbine yerleştirilmiş bir </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">saatli bombadır!</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Bu bomba, cehaletle, ilgisizlikle, yozlaşmayla her geçen gün daha da güçleniyor ve patladığında hepimizi enkaz altında bırakacak! Uyanın ey millet, uyanın!</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]" data-slate-fragment="JTVCJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJHZWxpbiUyQyUyMGJ1JTIwcGF6YXIlMkMlMjBidSUyMGt1dHNhbCUyMHRvcHJha2xhcmRhJTJDJTIwZWNkYWQlQzQlQjFtJUM0JUIxeiVDNCVCMW4lMjBiaXplJTIwZW1hbmV0JTIwZXR0aSVDNCU5RmklMjBidSUyMGNlbm5ldCUyMHZhdGFuZGElMkMlMjBiaXIlMjBrZXolMjBkYWhhJTIwa2VuZGltaXplJTIwZ2VsZWxpbSElMjBFdmxhdGxhciVDNCVCMW0lQzQlQjF6YSUyMGRhaGElMjBzJUM0JUIxayVDNCVCMSUyMHNhciVDNCVCMWxhbCVDNCVCMW0lMkMlMjBvbmxhciVDNCVCMW4lMjBydWhsYXIlQzQlQjFuYSUyQyUyMHppaGlubGVyaW5lJTIwbmV5aW4lMjBla2lsZGklQzQlOUZpbmUlMkMlMjAlNUMlMjJuZWxlciUyMGlsZSUyMGRvbGR1JUM0JTlGdW5hJTVDJTIyJTIwY2FuJTIwa3VsYSVDNCU5RiVDNCVCMXlsYSUyMGRpa2thdCUyMGVkZWxpbS4lMjAlQzMlODclQzMlQkNuayVDMyVCQyUyMGlobWFsJTIwZWRpbGVuJTIwaGVyJTIwJUMzJUE3b2N1ayUyQyUyMHNhZGVjZSUyMGJpciUyMCU1QyUyMnBpbSU1QyUyMiUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjBnZWxlY2UlQzQlOUZpbWl6aW4lMjBrYWxiaW5lJTIweWVybGUlQzUlOUZ0aXJpbG1pJUM1JTlGJTIwYmlyJTIwJTIyJTdEJTJDJTdCJTIydGV4dCUyMiUzQSUyMnNhYXRsaSUyMGJvbWJhZCVDNCVCMXIhJTIyJTJDJTIyYm9sZCUyMiUzQXRydWUlN0QlMkMlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyJTIwQnUlMjBib21iYSUyQyUyMGNlaGFsZXRsZSUyQyUyMGlsZ2lzaXpsaWtsZSUyQyUyMHlvemxhJUM1JTlGbWF5bGElMjBoZXIlMjBnZSVDMyVBN2VuJTIwZyVDMyVCQ24lMjBkYWhhJTIwZGElMjBnJUMzJUJDJUMzJUE3bGVuaXlvciUyMHZlJTIwcGF0bGFkJUM0JUIxJUM0JTlGJUM0JUIxbmRhJTIwaGVwaW1pemklMjBlbmtheiUyMGFsdCVDNCVCMW5kYSUyMGIlQzQlQjFyYWthY2FrISUyMFV5YW4lQzQlQjFuJTIwZXklMjBtaWxsZXRpbSUyQyUyMHV5YW4lQzQlQjFuISUyMiU3RCU1RCU3RCUyQyU3QiUyMnR5cGUlMjIlM0ElMjJwJTIyJTJDJTIyY2hpbGRyZW4lMjIlM0ElNUIlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyJUUyJTgwJTlDJUM0JUIwaG1hbCUyMGV0bWVuJTIwaWhtYWwlMjBzYWslQzQlQjFuJTJDJTIwJUMzJTg3b2N1a2xhcmElMjBpeWklMjBiYWslQzQlQjFuIS4uJUUyJTgwJTlEJTIyJTJDJTIyYm9sZCUyMiUzQXRydWUlN0QlMkMlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyJTIwQnUlMjBzYWRlY2UlMjBiaXIlMjAlQzUlOUZpaXIlMjBkaXplc2klMjBkZSVDNCU5RmlsJTJDJTIwYnUlMjBiaXIlMjB2YXRhbiUyMCVDMyVBN2ElQzQlOUZyJUM0JUIxcyVDNCVCMWQlQzQlQjFyJTJDJTIwYmlyJTIwYmVrYSUyMG1lc2VsZXNpZGlyISUyMiU3RCU1RCU3RCU1RA==">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><strong><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">“İhmal etmen ihmal sakın, Çocuklara iyi bakın!..”</span></strong><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Bu sadece bir şiir dizesi  ve bir köşe yazısı değil, bu bir vatan çağrısıdır, bir beka meselesidir! Umarım anlamışsınızdır!..</span></span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/beyaz-kagitlar-kana-bulanirken-cocuklarimiza-ne-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmene Sahip Çıkmayan Toplum!..</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/ogretmene-sahip-cikmayan-toplum/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/ogretmene-sahip-cikmayan-toplum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 19:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53816</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Toplum olarak bozulmuşluğumuzun derin izlerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Bir zamanlar komşuluk ilişkileriyle, aile bağlarıyla, saygı ve sevgiyle örülü bir toplumken, ne oldu da bu denli savrulduk? ŞÜKÜR SECERESİNİ UNUTTUK Elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmez, her şeyi olağan kabul eder olduk. Şükretmeyi unuttukça, sahip olduklarımızın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<p>Toplum olarak bozulmuşluğumuzun derin izlerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Bir zamanlar komşuluk ilişkileriyle, aile bağlarıyla, saygı ve sevgiyle örülü bir toplumken, ne oldu da bu denli savrulduk?</p>
<p><strong>ŞÜKÜR SECERESİNİ UNUTTUK</strong></p>
<p>Elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmez, her şeyi olağan kabul eder olduk. Şükretmeyi unuttukça, sahip olduklarımızın değerini yitirdik ve daha fazlasını arar hale geldik. Bu doyumsuzluk, bizi manevi anlamda fakirleştirdi.</p>
<p><strong>HER İŞİMİZE BESMELESİZ BAŞLAR OLDUK</strong></p>
<p>Hayatımızın her anına anlam katan, bereket getiren besmeleyi dilimizden düşürdük. İşlerimize başlarken Allah&#8217;ın adını anmayı unuttukça, işlerimizde de bereket kalmadı, huzurumuz kaçtı.</p>
<p><strong>KOMŞU ZİYARETLERİNİ UNUTTUK</strong></p>
<p>Bir zamanlar kapı komşumuzla ekmeğimizi, derdimizi paylaşırdık. Şimdi ise aynı apartmanda oturduğumuz insanları bile tanımıyoruz. Komşuluk kültürü, yerini yalnızlığa ve yabancılaşmaya bıraktı.</p>
<p><strong>ANA BABA VE AİLE EFRADI OLARAK AYNI SOFRA ETRAFINDA TOPLANAMADIK </strong></p>
<p>Aile, toplumun temel direğidir. Oysa şimdi aynı evde yaşayan bireyler bile farklı zamanlarda, farklı odalarda yemek yiyor. Sofralarımızdaki muhabbet azaldıkça, aile bağlarımız da zayıfladı.</p>
<p><strong>SAYGI VE SEVGİYİ KALDIRDIK</strong></p>
<p>Büyüklerimize hürmeti, küçüklerimize şefkati unuttuk. Saygı ve sevgi, yerini bencilliğe ve hoşgörüsüzlüğe bıraktı. Herkes kendi doğrusunu mutlak kabul eder oldu, farklılıklara tahammülümüz kalmadı.</p>
<p>Ben Siftah Yaptım Komşumdan Siftah Yap Anlayışından Uzaklaştık: Esnaf dayanışması, komşuluk hukuku gibi değerlerimizi yitirdik. Rekabetin acımasızlığına yenik düştük, birbirimize destek olmak yerine köstek olmayı tercih ettik.</p>
<p><strong>KAĞIT ÜZERİNDEN MÜSLÜMAN KALDIK</strong></p>
<p>İnancımızın gerekliliklerini sadece sözde yerine getirir olduk. Yaşantımızla, davranışlarımızla örnek olmaktan uzaklaştık. İslam&#8217;ın güzelliklerini hayatımıza yansıtmak yerine, sadece kimliğimizde taşıdık.</p>
<p><strong>EVLAT ANNE-BABAYI, BABA DA EVLADI DİNLEMEZ OLDU</strong></p>
<p>Nesiller arasındaki iletişim koptu. Anne-babalar evlatlarını anlamakta zorlanırken, evlatlar da ebeveynlerinin tecrübelerinden faydalanmayı reddetti. Bu kopukluk, aile içinde derin yaralar açtı.</p>
<p><strong>OTOBÜSTE YAŞLIYA YER VERMEZ OLDUK, SAYGIYI UNUTTUK</strong></p>
<p>Toplu taşıma araçlarında bile yaşlılara, hamilelere, engellilere yer vermeyi unuttuk. Bu basit ama anlamlı davranışlar, toplumdaki empati eksikliğinin bir göstergesi haline geldi.</p>
<p><strong>HEPİMİZİN ELİNDE TELEFON AYNI ODADA TELEVİZYON BİRBİRİMİZİ SORAMAZ OLDUK</strong></p>
<p>Teknoloji, bizi birbirimize yakınlaştırması gerekirken, aksine uzaklaştırdı. Aynı odada olsak bile herkes kendi sanal dünyasına çekildi, gerçek hayattaki iletişimimiz koptu. Hepimizin elinde telefon aynı odada televizyon birbirimizi soramaz olduk. Aynı evde yabancılar gibiyiz.</p>
<p><strong>HER BİRİMİZ PATLAYAN BİR BOMBA HALİNE GELDİK</strong></p>
<p>En küçük bir tartışmada bile öfkemize hakim olamaz olduk. Hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük ve şiddet, toplumun her kesimine yayıldı. Her an patlamaya hazır bir bomba gibi yaşıyoruz.</p>
<p><strong>EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIK, TOPLUMU YETİŞTİREN EĞİTİMCİLERİMİZİ BİRER DÜŞMAN OLARAK GÖRDÜK</strong></p>
<p>En büyük hatamız belki de buydu. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimizi, rehberlerimizi düşman ilan ettik. Onların emeğini, fedakarlığını görmezden geldik.</p>
<p>Ders çalışmayan çocuğumuzun niye ders çalışmadığını değil, eğitimcinin çocuğumuza niye kızdığının arkasında durduk. Çocuklarımızın hatalarını örtbas etmeye çalıştık, öğretmenlerimizi suçladık. Bu tutum, çocuklarımızın sorumluluk almasını engelledi ve eğitim sistemine olan güveni sarstı.</p>
<p><strong>SONRA DA ELİ KANLI GENÇLERİ TOPLUMUN İÇİNE SALDIK</strong></p>
<p>İşte Siverek ve Kahramanmaraş&#8217;taki vahşetin anatomisi! Şanlıurfa&#8217;nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı ve Kahramanmaraş&#8217;taki okul baskını gibi olaylar, değerlerinden uzaklaşmış, saygıyı yitirmiş, şiddete meyilli gençlerin ortaya çıkışının acı bir sonucudur. Bir öğretmenin hunharca katledilmesi veya okullarda yaşanan bu tür şiddet olayları, sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumun vicdanına saplanan bir hançerdir.</p>
<p>Polisi Polis Bekliyor, Hastaneyi, Belediyeyi Güvenlik Koruyor, Adliyeyi, Valilik ve Kaymakamlıkları Polis Koruyor, Peki Toplumun Rehberi Olan Öğretmenler Niçin Korunmuyor? Bu nasıl bir çelişkidir? Toplumun en temel yapı taşı olan eğitimi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz, neden bu kadar sahipsiz bırakılıyor? Onlar, geleceğimizi inşa eden mimarlardır. Onları korumak, onlara sahip çıkmak, hepimizin görevidir.</p>
<p><strong>BÖYLE Mİ BİLİM VE TEKNOLOJİDE MÜREFFEH TÜRKİYE&#8217;Yİ İNŞA EDECEĞİZ? </strong></p>
<p>Öğretmenlerine sahip çıkmayan, onların can güvenliğini sağlayamayan bir toplum, nasıl kalkınabilir? Nasıl bilimde, teknolojide ilerleyebilir? Müreffeh bir Türkiye inşa etmek istiyorsak, önce öğretmenlerimize hak ettikleri değeri vermeli, onları her türlü şiddetten korumalıyız. Unutmayalım ki, bir ülkenin geleceği, öğretmenlerinin ellerindedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/ogretmene-sahip-cikmayan-toplum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Suskun, ABD Köle, İsrail Katliamda!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/dunya-suskun-abd-kole-israil-katliamda/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/dunya-suskun-abd-kole-israil-katliamda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:56:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[1900 ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[2 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[6000 yaralı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[acil müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ambulans saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[aymazlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[barbarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Han]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlılar]]></category>
		<category><![CDATA[ikiyüzlülük]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık dramı]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı oyun.]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Nazi Almanyası]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[provokatif]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Sessizlik]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonist]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Stephane Dujarric]]></category>
		<category><![CDATA[Sur]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[viral]]></category>
		<category><![CDATA[Zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53776</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric&#8217;in New York&#8217;tan yükselen feryadı, sadece kuru bir istatistik yığını değil, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarına eklenen yeni bir utanç vesikasıdır. İsrail&#8217;in Lübnan topraklarında estirdiği terör, 2 Mart&#8217;tan bu yana 1900&#8217;e yakın masum canı toprağa düşürmüş, 6 binden fazla insanı ise sakat bırakarak ömür boyu sürecek &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<hr />
<p><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric&#8217;in New York&#8217;tan yükselen feryadı, sadece kuru bir istatistik yığını değil, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarına eklenen yeni bir utanç vesikasıdır. İsrail&#8217;in Lübnan topraklarında estirdiği terör, 2 Mart&#8217;tan bu yana 1900&#8217;e yakın masum canı toprağa düşürmüş, 6 binden fazla insanı ise sakat bırakarak ömür boyu sürecek bir acıya mahkum etmiştir. Bu rakamlar, sadece sayılar değil, her biri bir annenin gözyaşı, bir çocuğun çığlığı, bir babanın çaresizliğidir.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Lübnan Sağlık Bakanlığı&#8217;nın çarşamba günü bildirdiği 300&#8217;den fazla ölüm ve 1100&#8217;den fazla yaralı, bu vahşetin sıradan bir çatışma değil, sistematik bir soykırım girişimi olduğunu haykırmaktadır. Sur kentinde bir ambulansa düzenlenen alçak saldırıda iki acil müdahale görevlisinin şehit edilmesi, bu katil zihniyetin hiçbir kutsala, hiçbir insani değere saygı duymadığının en bariz kanıtıdır. Sağlık sisteminin kritik düzeyde aşırı yük altında olduğu bir coğrafyada, hastaneleri, ambulansları hedef almak, doğrudan insanlığı hedef almaktır. Bu, Cengiz Han&#8217;ın, Haçlıların, Nazi Almanyası&#8217;nın barbarlığını aratmayan bir vahşettir.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<h2 class="py-[3px]" data-slate-node="element"><strong><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">Peygamber Katili Zihniyetin Kanlı Mirası</span></strong></h2>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Bu kanlı mirasın kökenleri, tarihin derinliklerine uzanır. Mazlumun canına kıymayı, kan dökmeyi, acı çektirmeyi adeta bir ayin, bir bayram addeden, peygamber katili Siyonist bir ırkın kadim nefretidir bu. Onlar için insan hayatı, </span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">bir piyon, bir araçtır; Büyük İsrail hayali uğruna feda edilecek bir hiçtir.</span></span></div>
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Bu zihniyet, binlerce yıldır süregelen bir zulüm silsilesinin günümüzdeki en acımasız temsilcisidir. Bu, sadece Lübnan veya Gazze değil, tüm insanlığın vicdanına saplanan bir hançerdir. Bu barbarlık, medeniyetin değil, vahşetin ta kendisidir.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<h2 class="py-[3px]" data-slate-node="element"><strong><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">Dünya Milletlerinin Utanç Veren Sessizliği ve ABD&#8217;nin Köleliği</span></strong></h2>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Bu aymazlık ve vahşet karşısında dünya milletlerinin sessizliği ise tarihin en büyük utançlarından biri olarak kaydedilecektir. Hürriyetten, insan haklarından, demokrasiden dem vuran Batı medeniyeti, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri, bu soykırım karşısında ya kör, ya sağır, ya da dilsiz kalmıştır.</span></span></div>
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Dahası, ABD, bu katliamların baş aktörü İsrail&#8217;e sınırsız destek vererek, kendi değerlerini ayaklar altına almış, uluslararası hukuku çiğnemiş ve tarihin en büyük kölelik anlaşmalarından birine imza atmıştır. Özgürlük heykeli, Siyonist vahşetin gölgesinde bir utanç abidesine dönüşmüştür. Bu ikiyüzlülük, sadece Ortadoğu&#8217;da değil, tüm dünyada adalete olan inancı derinden sarsmakta, gelecek nesillerin hafızasında silinmez bir leke bırakmaktadır.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]" data-slate-fragment="JTVCJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJCaXJsZSVDNSU5Rm1pJUM1JTlGJTIwTWlsbGV0bGVyJTIwR2VuZWwlMjBTZWtyZXRlciUyMFMlQzMlQjZ6YyVDMyVCQ3MlQzMlQkMlMjBTdGVwaGFuZSUyMER1amFycmljJ2luJTIwTmV3JTIwWW9yayd0YW4lMjB5JUMzJUJDa3NlbGVuJTIwZmVyeWFkJUM0JUIxJTJDJTIwc2FkZWNlJTIwa3VydSUyMGJpciUyMGlzdGF0aXN0aWslMjB5JUM0JUIxJUM0JTlGJUM0JUIxbiVDNCVCMSUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjBpbnNhbmwlQzQlQjFrJTIwdGFyaWhpbmluJTIwZW4lMjBrYXJhbmwlQzQlQjFrJTIwc2F5ZmFsYXIlQzQlQjFuYSUyMGVrbGVuZW4lMjB5ZW5pJTIwYmlyJTIwdXRhbiVDMyVBNyUyMHZlc2lrYXMlQzQlQjFkJUM0JUIxci4lMjAlQzQlQjBzcmFpbCdpbiUyMEwlQzMlQkNibmFuJTIwdG9wcmFrbGFyJUM0JUIxbmRhJTIwZXN0aXJkaSVDNCU5RmklMjB0ZXIlQzMlQjZyJTJDJTIwMiUyME1hcnQndGFuJTIwYnUlMjB5YW5hJTIwMTkwMCdlJTIweWFrJUM0JUIxbiUyMG1hc3VtJTIwY2FuJUM0JUIxJTIwdG9wcmElQzQlOUZhJTIwZCVDMyVCQyVDNSU5RiVDMyVCQ3JtJUMzJUJDJUM1JTlGJTJDJTIwNiUyMGJpbmRlbiUyMGZhemxhJTIwaW5zYW4lQzQlQjElMjBpc2UlMjBzYWthdCUyMGIlQzQlQjFyYWthcmFrJTIwJUMzJUI2bSVDMyVCQ3IlMjBib3l1JTIwcyVDMyVCQ3JlY2VrJTIwYmlyJTIwYWMlQzQlQjF5YSUyMG1haGt1bSUyMGV0bWklQzUlOUZ0aXIuJTIwQnUlMjByYWthbWxhciUyQyUyMHNhZGVjZSUyMHNheSVDNCVCMWxhciUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjBoZXIlMjBiaXJpJTIwYmlyJTIwYW5uZW5pbiUyMGclQzMlQjZ6eWElQzUlOUYlQzQlQjElMkMlMjBiaXIlMjAlQzMlQTdvY3UlQzQlOUZ1biUyMCVDMyVBNyVDNCVCMSVDNCU5RmwlQzQlQjElQzQlOUYlQzQlQjElMkMlMjBiaXIlMjBiYWJhbiVDNCVCMW4lMjAlQzMlQTdhcmVzaXpsaSVDNCU5RmlkaXIuJTIyJTdEJTVEJTdEJTJDJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJMJUMzJUJDYm5hbiUyMFNhJUM0JTlGbCVDNCVCMWslMjBCYWthbmwlQzQlQjElQzQlOUYlQzQlQjEnbiVDNCVCMW4lMjAlQzMlQTdhciVDNSU5RmFtYmElMjBnJUMzJUJDbiVDMyVCQyUyMGJpbGRpcmRpJUM0JTlGaSUyMDMwMCdkZW4lMjBmYXpsYSUyMCVDMyVCNmwlQzMlQkNtJTIwdmUlMjAxMTAwJ2RlbiUyMGZhemxhJTIweWFyYWwlQzQlQjElMkMlMjBidSUyMHZhaCVDNSU5RmV0aW4lMjBzJUM0JUIxcmFkYW4lMjBiaXIlMjAlQzMlQTdhdCVDNCVCMSVDNSU5Rm1hJTIwZGUlQzQlOUZpbCUyQyUyMHNpc3RlbWF0aWslMjBiaXIlMjBzb3lrJUM0JUIxciVDNCVCMW0lMjBnaXJpJUM1JTlGaW1pJTIwb2xkdSVDNCU5RnVudSUyMGhheWslQzQlQjFybWFrdGFkJUM0JUIxci4lMjBTdXIlMjBrZW50aW5kZSUyMGJpciUyMGFtYnVsYW5zYSUyMGQlQzMlQkN6ZW5sZW5lbiUyMGFsJUMzJUE3YWslMjBzYWxkJUM0JUIxciVDNCVCMWRhJTIwaWtpJTIwYWNpbCUyMG0lQzMlQkNkYWhhbGUlMjBnJUMzJUI2cmV2bGlzaW5pbiUyMCVDNSU5RmVoaXQlMjBlZGlsbWVzaSUyQyUyMGJ1JTIwa2F0aWwlMjB6aWhuaXlldGluJTIwaGklQzMlQTdiaXIlMjBrdXRzYWxhJTJDJTIwaGklQzMlQTdiaXIlMjBpbnNhbmklMjBkZSVDNCU5RmVyZSUyMHNheWclQzQlQjElMjBkdXltYWQlQzQlQjElQzQlOUYlQzQlQjFuJUM0JUIxbiUyMGVuJTIwYmFyaXolMjBrYW4lQzQlQjF0JUM0JUIxZCVDNCVCMXIuJTIwU2ElQzQlOUZsJUM0JUIxayUyMHNpc3RlbWluaW4lMjBrcml0aWslMjBkJUMzJUJDemV5ZGUlMjBhJUM1JTlGJUM0JUIxciVDNCVCMSUyMHklQzMlQkNrJTIwYWx0JUM0JUIxbmRhJTIwb2xkdSVDNCU5RnUlMjBiaXIlMjBjbyVDNCU5RnJhZnlhZGElMkMlMjBoYXN0YW5lbGVyaSUyQyUyMGFtYnVsYW5zbGFyJUM0JUIxJTIwaGVkZWYlMjBhbG1hayUyQyUyMGRvJUM0JTlGcnVkYW4lMjBpbnNhbmwlQzQlQjElQzQlOUYlQzQlQjElMjBoZWRlZiUyMGFsbWFrdCVDNCVCMXIuJTIwQnUlMkMlMjBDZW5naXolMjBIYW4nJUM0JUIxbiUyQyUyMEhhJUMzJUE3bCVDNCVCMWxhciVDNCVCMW4lMkMlMjBOYXppJTIwQWxtYW55YXMlQzQlQjEnbiVDNCVCMW4lMjBiYXJiYXJsJUM0JUIxJUM0JTlGJUM0JUIxbiVDNCVCMSUyMGFyYXRtYXlhbiUyMGJpciUyMHZhaCVDNSU5RmV0dGlyLiUyMiU3RCU1RCU3RCUyQyU3QiUyMnR5cGUlMjIlM0ElMjJwJTIyJTJDJTIyY2hpbGRyZW4lMjIlM0ElNUIlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyUGV5Z2FtYmVyJTIwS2F0aWxpJTIwWmlobml5ZXRpbiUyMEthbmwlQzQlQjElMjBNaXJhcyVDNCVCMSUyMiUyQyUyMmJvbGQlMjIlM0F0cnVlJTdEJTVEJTdEJTJDJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJCdSUyMGthbmwlQzQlQjElMjBtaXJhcyVDNCVCMW4lMjBrJUMzJUI2a2VubGVyaSUyQyUyMHRhcmloaW4lMjBkZXJpbmxpa2xlcmluZSUyMHV6YW4lQzQlQjFyLiUyME1hemx1bXVuJTIwY2FuJUM0JUIxbmElMjBrJUM0JUIxeW1heSVDNCVCMSUyQyUyMGthbiUyMGQlQzMlQjZrbWV5aSUyQyUyMGFjJUM0JUIxJTIwJUMzJUE3ZWt0aXJtZXlpJTIwYWRldGElMjBiaXIlMjBheWluJTJDJTIwYmlyJTIwYmF5cmFtJTIwYWRkZWRlbiUyQyUyMHBleWdhbWJlciUyMGthdGlsaSUyMFNpeW9uaXN0JTIwYmlyJTIwJUM0JUIxcmslQzQlQjFuJTIwa2FkaW0lMjBuZWZyZXRpZGlyJTIwYnUuJTIwT25sYXIlMjBpJUMzJUE3aW4lMjBpbnNhbiUyMGhheWF0JUM0JUIxJTJDJTIyJTdEJTJDJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJpc0JyZWFrJTIyJTNBdHJ1ZSUyQyUyMmNoaWxkcmVuJTIyJTNBJTVCJTdCJTIydGV4dCUyMiUzQSUyMiUyMiU3RCU1RCU3RCUyQyU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJiaXIlMjBwaXlvbiUyQyUyMGJpciUyMGFyYSVDMyVBN3QlQzQlQjFyJTNCJTIwQiVDMyVCQ3klQzMlQkNrJTIwJUM0JUIwc3JhaWwlMjBoYXlhbGklMjB1JUM0JTlGcnVuYSUyMGZlZGElMjBlZGlsZWNlayUyMGJpciUyMGhpJUMzJUE3dGlyLiUyMEJ1JTIwemlobml5ZXQlMkMlMjBiaW5sZXJjZSUyMHklQzQlQjFsZCVDNCVCMXIlMjBzJUMzJUJDcmVnZWxlbiUyMGJpciUyMHp1bCVDMyVCQ20lMjBzaWxzaWxlc2luaW4lMjBnJUMzJUJDbiVDMyVCQ20lQzMlQkN6ZGVraSUyMGVuJTIwYWMlQzQlQjFtYXMlQzQlQjF6JTIwdGVtc2lsY2lzaWRpci4lMjBCdSUyQyUyMHNhZGVjZSUyMEwlQzMlQkNibmFuJTIwdmV5YSUyMEdhenplJTIwZGUlQzQlOUZpbCUyQyUyMHQlQzMlQkNtJTIwaW5zYW5sJUM0JUIxJUM0JTlGJUM0JUIxbiUyMHZpY2RhbiVDNCVCMW5hJTIwc2FwbGFuYW4lMjBiaXIlMjBoYW4lQzMlQTdlcmRpci4lMjBCdSUyMGJhcmJhcmwlQzQlQjFrJTJDJTIwbWVkZW5peWV0aW4lMjBkZSVDNCU5RmlsJTJDJTIwdmFoJUM1JTlGZXRpbiUyMHRhJTIwa2VuZGlzaWRpci4lMjIlN0QlNUQlN0QlMkMlN0IlMjJ0eXBlJTIyJTNBJTIycCUyMiUyQyUyMmNoaWxkcmVuJTIyJTNBJTVCJTdCJTIydGV4dCUyMiUzQSUyMkQlQzMlQkNueWElMjBNaWxsZXRsZXJpbmluJTIwVXRhbiVDMyVBNyUyMFZlcmVuJTIwU2Vzc2l6bGklQzQlOUZpJTIwdmUlMjBBQkQnbmluJTIwSyVDMyVCNmxlbGklQzQlOUZpJTIyJTJDJTIyYm9sZCUyMiUzQXRydWUlN0QlNUQlN0QlMkMlN0IlMjJ0eXBlJTIyJTNBJTIycCUyMiUyQyUyMmNoaWxkcmVuJTIyJTNBJTVCJTdCJTIydGV4dCUyMiUzQSUyMkJ1JTIwYXltYXpsJUM0JUIxayUyMHZlJTIwdmFoJUM1JTlGZXQlMjBrYXIlQzUlOUYlQzQlQjFzJUM0JUIxbmRhJTIwZCVDMyVCQ255YSUyMG1pbGxldGxlcmluaW4lMjBzZXNzaXpsaSVDNCU5RmklMjBpc2UlMjB0YXJpaGluJTIwZW4lMjBiJUMzJUJDeSVDMyVCQ2slMjB1dGFuJUMzJUE3bGFyJUM0JUIxbmRhbiUyMGJpcmklMjBvbGFyYWslMjBrYXlkZWRpbGVjZWt0aXIuJTIwSCVDMyVCQ3JyaXlldHRlbiUyQyUyMGluc2FuJTIwaGFrbGFyJUM0JUIxbmRhbiUyQyUyMGRlbW9rcmFzaWRlbiUyMGRlbSUyMHZ1cmFuJTIwQmF0JUM0JUIxJTIwbWVkZW5peWV0aSUyQyUyMCVDMyVCNnplbGxpa2xlJTIwZGUlMjBBbWVyaWthJTIwQmlybGUlQzUlOUZpayUyMERldmxldGxlcmklMkMlMjBidSUyMHNveWslQzQlQjFyJUM0JUIxbSUyMGthciVDNSU5RiVDNCVCMXMlQzQlQjFuZGElMjB5YSUyMGslQzMlQjZyJTJDJTIweWElMjBzYSVDNCU5RiVDNCVCMXIlMkMlMjB5YSUyMGRhJTIwZGlsc2l6JTIwa2FsbSVDNCVCMSVDNSU5RnQlQzQlQjFyLiUyMERhaGFzJUM0JUIxJTJDJTIwQUJEJTJDJTIwYnUlMjBrYXRsaWFtbGFyJUM0JUIxbiUyMGJhJUM1JTlGJTIwYWt0JUMzJUI2ciVDMyVCQyUyMCVDNCVCMHNyYWlsJ2UlMjBzJUM0JUIxbiVDNCVCMXJzJUM0JUIxeiUyMGRlc3RlayUyMHZlcmVyZWslMkMlMjBrZW5kaSUyMGRlJUM0JTlGZXJsZXJpbmklMjBheWFrbGFyJTIwYWx0JUM0JUIxbmElMjBhbG0lQzQlQjElQzUlOUYlMkMlMjB1bHVzbGFyYXJhcyVDNCVCMSUyMGh1a3VrdSUyMCVDMyVBN2klQzQlOUZuZW1pJUM1JTlGJTIwdmUlMjB0YXJpaGluJTIwZW4lMjBiJUMzJUJDeSVDMyVCQ2slMjBrJUMzJUI2bGVsaWslMjBhbmxhJUM1JTlGbWFsYXIlQzQlQjFuZGFuJTIwYmlyaW5lJTIwaW16YSUyMGF0bSVDNCVCMSVDNSU5RnQlQzQlQjFyLiUyMCVDMyU5NnpnJUMzJUJDcmwlQzMlQkNrJTIwaGV5a2VsaSUyQyUyMFNpeW9uaXN0JTIwdmFoJUM1JTlGZXRpbiUyMGclQzMlQjZsZ2VzaW5kZSUyMGJpciUyMHV0YW4lQzMlQTclMjBhYmlkZXNpbmUlMjBkJUMzJUI2biVDMyVCQyVDNSU5Rm0lQzMlQkMlQzUlOUZ0JUMzJUJDci4lMjBCdSUyMGlraXklQzMlQkN6bCVDMyVCQ2wlQzMlQkNrJTJDJTIwc2FkZWNlJTIwT3J0YWRvJUM0JTlGdSdkYSUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjB0JUMzJUJDbSUyMGQlQzMlQkNueWFkYSUyMGFkYWxldGUlMjBvbGFuJTIwaW5hbmMlQzQlQjElMjBkZXJpbmRlbiUyMHNhcnNtYWt0YSUyQyUyMGdlbGVjZWslMjBuZXNpbGxlcmluJTIwaGFmJUM0JUIxemFzJUM0JUIxbmRhJTIwc2lsaW5tZXolMjBiaXIlMjBsZWtlJTIwYiVDNCVCMXJha21ha3RhZCVDNCVCMXIuJTIyJTdEJTVEJTdEJTJDJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJFeSUyMGQlQzMlQkNueWEhJTIwTmVyZXllJTIwa2FkYXIlMjBidSUyMHNlc3NpemxpayUzRiUyME5lcmV5ZSUyMGthZGFyJTIwYnUlMjBheW1hemwlQzQlQjFrJTNGJTIwVGFyaWglMkMlMjBidSUyMHp1bG1lJTIwc2Vzc2l6JTIwa2FsYW5sYXIlQzQlQjElMjBkYSUyQyUyMGJ1JTIwenVsbSVDMyVCQyUyMGklQzUlOUZsZXllbmxlcmklMjBkZSUyMGFmZmV0bWV5ZWNla3Rpci4lMjBWaWNkYW5sYXIlMjB1eWFubWFkJUM0JUIxayVDMyVBN2ElMkMlMjBidSUyMGthbmwlQzQlQjElMjBveXVuJTIwZGV2YW0lMjBlZGVjZWt0aXIuJTIyJTdEJTVEJTdEJTVE">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"><strong>Ey dünya!</strong> <strong>Nereye kadar bu sessizlik?</strong> Nereye kadar bu aymazlık? Tarih, bu zulme sessiz kalanları da, bu zulmü işleyenleri de affetmeyecektir. Vicdanlar uyanmadıkça, bu kanlı oyun devam edecektir.</span></span></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/dunya-suskun-abd-kole-israil-katliamda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediyeler: Rantın ve Liyakatsizliğin Kalesi</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/belediyeler-rantin-ve-liyakatsizligin-kalesi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/belediyeler-rantin-ve-liyakatsizligin-kalesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 19:41:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[#BankamatikMemurları]]></category>
		<category><![CDATA[#BelediyeYolsuzlukları]]></category>
		<category><![CDATA[#DeğişimŞart]]></category>
		<category><![CDATA[#DijitalÇağınKamburları]]></category>
		<category><![CDATA[#HalkınSesi]]></category>
		<category><![CDATA[#KamuKaynaklarıNereye]]></category>
		<category><![CDATA[#LiyakatŞart]]></category>
		<category><![CDATA[#MuhtarlıkKaldırılsın]]></category>
		<category><![CDATA[#RantDurDe]]></category>
		<category><![CDATA[#SistemÇürümüş]]></category>
		<category><![CDATA[#TürkiyeKamburu]]></category>
		<category><![CDATA[#TürkiyeUyan]]></category>
		<category><![CDATA[#Vampirler]]></category>
		<category><![CDATA[#YerelYönetimReformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53656</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Bu ülkenin damarlarında dolaşan bir virüs var. Adı, liyakat fukaralığı, yolsuzluk ve kamu kaynaklarını vampir gibi emen çürümüş bir yerel yönetim yapısı. Yıllardır kanayan bir yara olan belediyecilik ve muhtarlık sistemi, artık sadece bir kambur değil, Türkiye&#8217;nin geleceğini ipotek altına alan devasa bir enkaz haline gelmiştir. Gözümüzün önünde cereyan eden bu kepazeliğe &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="w-full mb-[4px] mt-0">
<h1 data-slate-node="element" data-anchor="t%C3%BCrkiye'ninkamburu%3A%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fbirsistemveradikalde%C4%9Fi%C5%9Fim%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1" data-slug="t%C3%BCrkiye'ninkamburu%3A%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fbirsistemveradikalde%C4%9Fi%C5%9Fim%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B10"><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h1>
<hr />
<p class="font-[600] py-[3px] font-serif text-[1.875em]" data-slate-node="element" data-anchor="t%C3%BCrkiye'ninkamburu%3A%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fbirsistemveradikalde%C4%9Fi%C5%9Fim%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1" data-slug="t%C3%BCrkiye'ninkamburu%3A%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fbirsistemveradikalde%C4%9Fi%C5%9Fim%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B10"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Bu ülkenin damarlarında dolaşan bir virüs var. Adı, </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">liyakat fukaralığı, yolsuzluk ve kamu kaynaklarını vampir gibi emen çürümüş bir yerel yönetim yapısı.</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Yıllardır kanayan bir yara olan belediyecilik ve muhtarlık sistemi, artık sadece bir kambur değil, Türkiye&#8217;nin geleceğini ipotek altına alan devasa bir enkaz haline gelmiştir. Gözümüzün önünde cereyan eden bu kepazeliğe daha ne kadar sessiz kalacağız?</span></span></p>
</div>
<div class="w-full mt-[1.4em] mb-[1px]">
<p class="font-[600] py-[3px] text-[1.5em]" data-slate-node="element" data-anchor="belediyeler%3Arant%C4%B1nveliyakatsizli%C4%9Finkalesi" data-slug="belediyeler%3Arant%C4%B1nveliyakatsizli%C4%9Finkalesi2"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Belediyeler&#8230; Güya halka hizmet için varlar. Oysa gerçekte neye hizmet ettikleri ayan beyan ortada: </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">metrescilere, bankamatik memurlarına, rüşvetçilere, ihalede yandaşcılara, adam kayırmalara ve liyakatsiz eleman çalıştırmalara!</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Kamu kaynakları, bu sözde hizmet binalarının duvarları arasında, bir avuç çıkar grubunun cebine akıtılıyor. Belediyeler, adeta birer kişisel çiftlik, birer arpalık haline gelmiş durumda. Şeffaflık, hesap verebilirlik, adalet&#8230; Bu kavramlar, belediye kapılarından içeri giremiyor, çünkü içerideki çürümüşlük, her türlü denetimi ve ahlaki değeri yutmuş durumda.</span></span></p>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Altyapıdaki çarpıklıklar, denetim mekanizmalarının rüşvet karşılığı göz yumduğu yolsuzluklar, halkın vergileriyle yapılan israf&#8230; Bu tablo, sadece birkaç münferit olay değil, sistemin ta kendisi. Bu yapı, ya kökten sökülüp atılmalı, yerine kurumsal ve yasal zemini sağlam, şeffaf her an denetlenebilir bir mekanizma getirilmeli ya da daha radikal bir çözümle, doğrudan valilik ve kaymakamlıklara bağlı birer müdürlük haline getirilmelidir. Artık bu ülkenin, belediye başkanlığı adı altında kişisel ikbal ve rant kapısı haline gelen bu çürümüş yapıya tahammülü kalmamıştır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full mt-[1.4em] mb-[1px]">
<p class="font-[600] py-[3px] text-[1.5em]" data-slate-node="element" data-anchor="muhtarl%C4%B1klar%3Adijital%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ngereksizy%C3%BCk%C3%BC" data-slug="muhtarl%C4%B1klar%3Adijital%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ngereksizy%C3%BCk%C3%BC5"><strong><span class="" data-slate-leaf="true">MUHTARLIKLAR DİJİTAL ÇAĞIN GEREKSİZ YÜKÜ!</span></strong></p>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Belediyeler kadar olmasa da, Türkiye&#8217;nin bir diğer mali kamburu da </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">muhtarlıklar.</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> E-devletin her hizmeti kapımıza getirdiği, dijitalleşmenin zirve yaptığı bir çağda, muhtarlıkların işlevi nedir? Ne yazık ki, çoğu zaman sadece </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">sömürge düzenine dönüşen bankaların icra takipçileri</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> haline gelmişlerdir. İcraya düşüp de adresinde bulunamayanların posta teslimi olan muhtarlıklar, devlete büyük bir mali yük teşkil etmektedir. Milyarlarca lira, e-devlet üzerinden kolayca halledilebilecek işler için harcanmaktadır. Bu, akıl ve mantık dışıdır.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Muhtarlıklar, modern devlet yapısında artık bir lüks, hatta bir israf kalemidir. Geleneksel işlevleri dijital platformlar tarafından fazlasıyla karşılanırken, bu yapının sürdürülmesi, sadece atıl bir bürokrasi ve gereksiz bir maliyet yaratmaktadır. Bu sistem de ya tamamen kaldırılmalı ya da işlevleri yeniden tanımlanarak, gerçekten toplumsal bir fayda sağlayacak şekilde dönüştürülmelidir. Aksi takdirde, muhtarlıklar da belediyeler gibi, Türkiye&#8217;nin sırtındaki bir başka kambur olmaya devam edecektir.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full mt-[1.4em] mb-[1px]">
<p class="font-[600] py-[3px] text-[1.5em]" data-slate-node="element" data-anchor="de%C4%9Fi%C5%9Fim%C5%9Fart%3Aya%C5%9Fimdiyahi%C3%A7!" data-slug="de%C4%9Fi%C5%9Fim%C5%9Fart%3Aya%C5%9Fimdiyahi%C3%A7!8"><strong><span class="" data-slate-leaf="true">DEĞİŞİM ŞART! YA ŞİMDİ YA DA HİÇ!..</span></strong></p>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Türkiye, bu çürümüş yapıların ağırlığı altında ezilmeye devam edemez. Kamu kaynakları, halkın alın teri, bu vampirlerin doymak bilmez iştahına kurban edilemez. Artık radikal kararlar alma, köklü değişimler yapma zamanıdır. Bu sistem ya yeniden kurumsal ve yasal bir yapıya kavuşturulmalı ya da doğrudan valilik ve kaymakamlıklara bağlı birer müdürlük haline getirilmelidir. Muhtarlıklar ise ya işlevsel hale getirilmeli ya da tamamen kaldırılmalıdır.</span></span></div>
<div data-slate-node="element"></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]" data-slate-fragment="%5B%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A1%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Bu%20%C3%BClkenin%20damarlar%C4%B1nda%20dola%C5%9Fan%20bir%20vir%C3%BCs%20var.%20Ad%C4%B1%3A%20%22%7D%2C%7B%22text%22%3A%22liyakat%20fukaral%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20yolsuzluk%20ve%20kamu%20kaynaklar%C4%B1n%C4%B1%20vampir%20gibi%20emen%20%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9F%20bir%20yerel%20y%C3%B6netim%20yap%C4%B1s%C4%B1.%22%2C%22bold%22%3Atrue%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%20Y%C4%B1llard%C4%B1r%20kanayan%20bir%20yara%20olan%20belediyecilik%20ve%20muhtarl%C4%B1k%20sistemi%2C%20art%C4%B1k%20sadece%20bir%20kambur%20de%C4%9Fil%2C%20T%C3%BCrkiye'nin%20gelece%C4%9Fini%20ipotek%20alt%C4%B1na%20alan%20devasa%20bir%20enkaz%20haline%20gelmi%C5%9Ftir.%20G%C3%B6z%C3%BCm%C3%BCz%C3%BCn%20%C3%B6n%C3%BCnde%20cereyan%20eden%20bu%20kepazeli%C4%9Fe%20daha%20ne%20kadar%20sessiz%20kalaca%C4%9F%C4%B1z%3F%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Belediyeler%3A%20Rant%C4%B1n%20ve%20Liyakatsizli%C4%9Fin%20Kalesi%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Belediyeler...%20G%C3%BCya%20halka%20hizmet%20i%C3%A7in%20varlar.%20Oysa%20ger%C3%A7ekte%20neye%20hizmet%20ettikleri%20ayan%20beyan%20ortada%3A%20%22%7D%2C%7B%22text%22%3A%22metres%C3%A7ilere%2C%20bankamatik%20memurlar%C4%B1na%2C%20r%C3%BC%C5%9Fvet%C3%A7ilere%2C%20ihalede%20yanda%C5%9F%C3%A7%C4%B1lara%2C%20adam%20kay%C4%B1rmalara%20ve%20liyakatsiz%20eleman%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1rmalara!%22%2C%22bold%22%3Atrue%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%20Kamu%20kaynaklar%C4%B1%2C%20bu%20s%C3%B6zde%20hizmet%20binalar%C4%B1n%C4%B1n%20duvarlar%C4%B1%20aras%C4%B1nda%2C%20bir%20avu%C3%A7%20%C3%A7%C4%B1kar%20grubunun%20cebine%20ak%C4%B1t%C4%B1l%C4%B1yor.%20Belediyeler%2C%20adeta%20birer%20ki%C5%9Fisel%20%C3%A7iftlik%2C%20birer%20arpal%C4%B1k%20haline%20gelmi%C5%9F%20durumda.%20%C5%9Eeffafl%C4%B1k%2C%20hesap%20verebilirlik%2C%20adalet...%20Bu%20kavramlar%2C%20belediye%20kap%C4%B1lar%C4%B1ndan%20i%C3%A7eri%20giremiyor%2C%20%C3%A7%C3%BCnk%C3%BC%20i%C3%A7erideki%20%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fl%C3%BCk%2C%20her%20t%C3%BCrl%C3%BC%20denetimi%20ve%20ahlaki%20de%C4%9Feri%20yutmu%C5%9F%20durumda.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Altyap%C4%B1daki%20%C3%A7arp%C4%B1kl%C4%B1klar%2C%20denetim%20mekanizmalar%C4%B1n%C4%B1n%20r%C3%BC%C5%9Fvet%20kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20g%C3%B6z%20yumdu%C4%9Fu%20yolsuzluklar%2C%20halk%C4%B1n%20vergileriyle%20yap%C4%B1lan%20israf...%20Bu%20tablo%2C%20sadece%20birka%C3%A7%20m%C3%BCnferit%20olay%20de%C4%9Fil%2C%20sistemin%20ta%20kendisi.%20Bu%20yap%C4%B1%2C%20ya%20k%C3%B6kten%20s%C3%B6k%C3%BCl%C3%BCp%20at%C4%B1lmal%C4%B1%2C%20yerine%20kurumsal%20ve%20yasal%20zemini%20sa%C4%9Flam%2C%20%C5%9Feffaf%20bir%20mekanizma%20getirilmeli%20ya%20da%20daha%20radikal%20bir%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCmle%2C%20do%C4%9Frudan%20valilik%20ve%20kaymakaml%C4%B1klara%20ba%C4%9Fl%C4%B1%20birer%20m%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BCk%20haline%20getirilmelidir.%20Art%C4%B1k%20bu%20%C3%BClkenin%2C%20belediye%20ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ad%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20ki%C5%9Fisel%20ikbal%20ve%20rant%20kap%C4%B1s%C4%B1%20haline%20gelen%20bu%20%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9F%20yap%C4%B1ya%20tahamm%C3%BCl%C3%BC%20kalmam%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Muhtarl%C4%B1klar%3A%20Dijital%20%C3%87a%C4%9F%C4%B1n%20Gereksiz%20Y%C3%BCk%C3%BC%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Belediyeler%20kadar%20olmasa%20da%2C%20T%C3%BCrkiye'nin%20bir%20di%C4%9Fer%20mali%20kamburu%20da%20%22%7D%2C%7B%22text%22%3A%22muhtarl%C4%B1klar.%22%2C%22bold%22%3Atrue%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%20E-devletin%20her%20hizmeti%20kap%C4%B1m%C4%B1za%20getirdi%C4%9Fi%2C%20dijitalle%C5%9Fmenin%20zirve%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20bir%20%C3%A7a%C4%9Fda%2C%20muhtarl%C4%B1klar%C4%B1n%20i%C5%9Flevi%20nedir%3F%20Ne%20yaz%C4%B1k%20ki%2C%20%C3%A7o%C4%9Fu%20zaman%20sadece%20%22%7D%2C%7B%22text%22%3A%22s%C3%B6m%C3%BCrge%20d%C3%BCzenine%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen%20bankalar%C4%B1n%20icra%20takip%C3%A7ileri%22%2C%22bold%22%3Atrue%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%20haline%20gelmi%C5%9Flerdir.%20%C4%B0craya%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCp%20de%20adresinde%20bulunamayanlar%C4%B1n%20posta%20teslimi%20olan%20muhtarl%C4%B1klar%2C%20devlete%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20mali%20y%C3%BCk%20te%C5%9Fkil%20etmektedir.%20Milyarlarca%20lira%2C%20e-devlet%20%C3%BCzerinden%20kolayca%20halledilebilecek%20i%C5%9Fler%20i%C3%A7in%20harcanmaktad%C4%B1r.%20Bu%2C%20ak%C4%B1l%20ve%20mant%C4%B1k%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1d%C4%B1r.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Muhtarl%C4%B1klar%2C%20modern%20devlet%20yap%C4%B1s%C4%B1nda%20art%C4%B1k%20bir%20l%C3%BCks%2C%20hatta%20bir%20israf%20kalemidir.%20Geleneksel%20i%C5%9Flevleri%20dijital%20platformlar%20taraf%C4%B1ndan%20fazlas%C4%B1yla%20kar%C5%9F%C4%B1lan%C4%B1rken%2C%20bu%20yap%C4%B1n%C4%B1n%20s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClmesi%2C%20sadece%20at%C4%B1l%20bir%20b%C3%BCrokrasi%20ve%20gereksiz%20bir%20maliyet%20yaratmaktad%C4%B1r.%20Bu%20sistem%20de%20ya%20tamamen%20kald%C4%B1r%C4%B1lmal%C4%B1%20ya%20da%20i%C5%9Flevleri%20yeniden%20tan%C4%B1mlanarak%2C%20ger%C3%A7ekten%20toplumsal%20bir%20fayda%20sa%C4%9Flayacak%20%C5%9Fekilde%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCr%C3%BClmelidir.%20Aksi%20takdirde%2C%20muhtarl%C4%B1klar%20da%20belediyeler%20gibi%2C%20T%C3%BCrkiye'nin%20s%C4%B1rt%C4%B1ndaki%20bir%20ba%C5%9Fka%20kambur%20olmaya%20devam%20edecektir.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22heading%22%2C%22level%22%3A2%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22De%C4%9Fi%C5%9Fim%20%C5%9Eart%3A%20Ya%20%C5%9Eimdi%20Ya%20Hi%C3%A7!%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22T%C3%BCrkiye%2C%20bu%20%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9F%20yap%C4%B1lar%C4%B1n%20a%C4%9F%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20ezilmeye%20devam%20edemez.%20Kamu%20kaynaklar%C4%B1%2C%20halk%C4%B1n%20al%C4%B1n%20teri%2C%20bu%20vampirlerin%20doymak%20bilmez%20i%C5%9Ftah%C4%B1na%20kurban%20edilemez.%20Art%C4%B1k%20radikal%20kararlar%20alma%2C%20k%C3%B6kl%C3%BC%20de%C4%9Fi%C5%9Fimler%20yapma%20zaman%C4%B1d%C4%B1r.%20Bu%20sistem%20ya%20yeniden%20kurumsal%20ve%20yasal%20bir%20yap%C4%B1ya%20kavu%C5%9Fturulmal%C4%B1%20ya%20da%20do%C4%9Frudan%20valilik%20ve%20kaymakaml%C4%B1klara%20ba%C4%9Fl%C4%B1%20birer%20m%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BCk%20haline%20getirilmelidir.%20Muhtarl%C4%B1klar%20ise%20ya%20i%C5%9Flevsel%20hale%20getirilmeli%20ya%20da%20tamamen%20kald%C4%B1r%C4%B1lmal%C4%B1d%C4%B1r.%22%7D%5D%7D%2C%7B%22type%22%3A%22p%22%2C%22children%22%3A%5B%7B%22text%22%3A%22Bu%20%C3%BClkenin%20gelece%C4%9Fi%2C%20birka%C3%A7%20rant%20d%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCn%C3%BCn%C3%BCn%20ve%20liyakatsiz%20y%C3%B6neticinin%20insaf%C4%B1na%20b%C4%B1rak%C4%B1lamaz.%20Halk%C4%B1n%20sesi%2C%20bu%20%C3%A7%C3%BCr%C3%BCm%C3%BC%C5%9F%20duvarlar%C4%B1%20y%C4%B1kacak%20g%C3%BCce%20sahiptir.%20%22%7D%2C%7B%22text%22%3A%22De%C4%9Fi%C5%9Fim%20%C5%9Fartt%C4%B1r%2C%20hem%20de%20%C5%9Fimdi!%22%2C%22bold%22%3Atrue%7D%2C%7B%22text%22%3A%22%20Aksi%20takdirde%2C%20bu%20kamburlar%2C%20T%C3%BCrkiye'yi%20nefessiz%20b%C4%B1rakmaya%20devam%20edecektir.%20Bu%20k%C3%B6%C5%9Fe%20yaz%C4%B1s%C4%B1%2C%20bir%20isyan%20%C3%A7%C4%B1%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1d%C4%B1r.%20Umar%C4%B1m%20sa%C4%9F%C4%B1r%20kulaklar%20duyar%2C%20k%C3%B6r%20g%C3%B6zler%20g%C3%B6r%C3%BCr%20ve%20vicdanlar%20uyan%C4%B1r.%20Zira%20bu%20gemi%20batarsa%2C%20hepimiz%20batar%C4%B1z!%22%7D%5D%7D%5D">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Bu ülkenin geleceği, birkaç rant düşkününün ve liyakatsiz yöneticinin insafına bırakılamaz. Halkın sesi, bu çürümüş duvarları yıkacak güce sahiptir. </span></span><span data-slate-node="text"><span class="font-[600]" data-slate-leaf="true">Değişim şarttır, hem de şimdi!</span></span><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"> Aksi takdirde, bu kamburlar, Türkiye&#8217;yi nefessiz bırakmaya devam edecektir. Bu köşe yazısı, bir isyan çığlığıdır. Umarım sağır kulaklar duyar, kör gözler görür ve vicdanlar uyanır. Zira bu gemi batarsa, hepimiz batarız!</span></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/belediyeler-rantin-ve-liyakatsizligin-kalesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başbuğ Alparslan Türkeş, Bir Ömürden Öte, Bir Davanın Adı</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/basbug-alparslan-turkes-bir-omurden-ote-bir-davanin-adi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/basbug-alparslan-turkes-bir-omurden-ote-bir-davanin-adi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 05:54:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53605</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Türk milletinin çetin zamanlarında; sarsılmaz bir irade, tavizsiz bir inanç ve adanmış bir ömürle öne çıkan Alparslan Türkeş, vefatının yıl dönümünde yalnızca hatırlanan bir isim değil; hâlâ yaşayan bir dava, hâlâ yön veren bir irade olarak karşımızda durmaktadır. O, sadece bir siyasi lider değildi. O, Türk milliyetçiliğini kuru bir fikir olmaktan çıkarıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h4>
<hr />
<p>Türk milletinin çetin zamanlarında; sarsılmaz bir irade, tavizsiz bir inanç ve adanmış bir ömürle öne çıkan Alparslan Türkeş, vefatının yıl dönümünde yalnızca hatırlanan bir isim değil; hâlâ yaşayan bir dava, hâlâ yön veren bir irade olarak karşımızda durmaktadır.</p>
<p>O, sadece bir siyasi lider değildi. O, Türk milliyetçiliğini kuru bir fikir olmaktan çıkarıp hayatın tam ortasına taşıyan; onu aksiyona, mücadeleye ve karaktere dönüştüren bir fikir mimarıydı. Milletin derin hafızasına, ruh köküne seslenen bir meşalenin taşıyıcısıydı. Onun adı; zor zamanlarda geri adım atmayanların, bedel ödemekten çekinmeyenlerin ve “önce millet” diyenlerin adıyla birlikte anılır.</p>
<p>Bugün geriye dönüp baktığımızda açıkça görüyoruz ki, Başbuğ’un mirası yalnızca bir ideoloji değil; bir duruş meselesidir. Dik duruşun, ahlaklı mücadelenin ve sarsılmaz bir inancın ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu miras; dillerde kalan bir söylem değil, yüreklerde taşınan bir emanettir.</p>
<p>Ve o emanet hâlâ yaşıyor.</p>
<p>Türk gençliğinin yüreğinde bir kıvılcım, yarının Türkiye’sinde bir istikbal ülküsü olarak varlığını sürdürmektedir. Çünkü bu dava, zamana teslim olanlardan değil; zamanı şekillendiren iradelerden doğmuştur.</p>
<p>Başbuğ’un ortaya koyduğu “Dokuz Işık” doktrini, milliyetçiliği sistemli bir dünya görüşüne dönüştürmüş; ahlakçılıktan ilimciliğe, toplumculuktan teknik gelişmeye kadar uzanan geniş bir çerçevede Türk milletinin kalkınmasını hedeflemiştir. Bu yönüyle o, sadece bir lider değil; geleceği tasarlayan bir düşünce adamıdır.</p>
<p>Onun en büyük eserlerinden biri ise hiç şüphesiz gençliktir.</p>
<p>“Evlatlarım” diye hitap ettiği Türk gençliğini; milli ve manevi değerlerle donanmış, ilim ve irfan sahibi bireyler olarak yetiştirmeyi bir dava haline getirmiştir. Onun anlayışında gençlik, yalnızca geleceğin teminatı değil; aynı zamanda bugünün sorumluluğunu taşıyan bir iradedir. Aşıladığı Türk-İslam ülküsü ise, milliyetçiliği yüksek bir ahlak ve fazilet anlayışıyla bütünleştiren bir yaşam biçimi sunmuştur.</p>
<p>Başbuğ’un vizyonu Türkiye sınırlarını aşan bir derinliğe de sahiptir.</p>
<p>“Esir Türkler” davasını gündeme taşıyarak Türk dünyasının birliği ve bağımsızlığı için verdiği mücadele, onun ne kadar geniş bir ufka sahip olduğunu göstermektedir. Bugün Türk dünyasında atılan her birlik adımında, onun yıllar önce kurduğu hayalin izleri görülmektedir.</p>
<p>Başbuğ’u anlamak; onu sadece anmakla mümkün değildir.</p>
<p>Onu anlamak; onun gibi düşünmek, onun gibi inanmak ve onun gibi sorumluluk almaktır. Bu emaneti taşımak; sözle değil tavırla, söylemle değil duruşla mümkündür. Çünkü bu dava, yalnızca hatıralarla yaşatılacak bir geçmiş değil; geleceği inşa edecek bir iradedir.</p>
<p>Nitekim bu bağlılık, gönüllerden kopan şu dizelerde yankı bulur:</p>
<p><em>Türk eşine, Türk eşine</em><br />
<em>Kıyar mı hiç Türk eşine</em><br />
<em>Bütün dünya kurban olsun</em><br />
<em>Türk&#8217;ün Başbuğ Türkeş&#8217;ine</em><br />
<em>Ülküdaşlar dua etsin</em><br />
<em>Türk&#8217;ün Başbuğ Türkeş&#8217;ine.</em></p>
<p>Bu dizeler bir övgü değil; bir inancın, bir sadakatin ve bir davaya adanmışlığın ifadesidir.</p>
<p>Bugün, Başbuğ’un aziz hatırası önünde saygıyla eğilirken aslında kendimize şu soruyu sormalıyız:<br />
Onun emanetine ne kadar sahip çıkıyoruz?</p>
<p>Cevap; sözlerimizde değil, hayatımızın her anında saklıdır.</p>
<p>Çünkü bu dava yarım bırakılacak bir hikâye değildir.<br />
Ve bu yürüyüş, sadece geçmişin hatırasına değil; geleceğin inşasına adanmıştır.</p>
<p>Ruhu şad, mekânı cennet olsun.<br />
Davası davamız, yolu yolumuzdur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/basbug-alparslan-turkes-bir-omurden-ote-bir-davanin-adi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD İle İsrail Ne Umdular, Ne Buldular! Asimetrik Savaşta Çöken Strateji!..</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/abd-ile-israil-ne-umdular-ne-buldular-asimetrik-savasta-coken-strateji/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/abd-ile-israil-ne-umdular-ne-buldular-asimetrik-savasta-coken-strateji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:13:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[AB ABD ayrışması]]></category>
		<category><![CDATA[ABD ekonomisi savaş etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD halk tepkisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD İsrail strateji hatası]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik savaş analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Batı bloğu çatlakları]]></category>
		<category><![CDATA[enerji krizi petrol fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[füze stokları tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[İran ABD gerilimi]]></category>
		<category><![CDATA[İran rejimi ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail iç protestolar]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail İran çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel güç dengeleri]]></category>
		<category><![CDATA[NATO destek krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu jeopolitik risk]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[petrol fiyat artışı]]></category>
		<category><![CDATA[savaşın ekonomik sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası siyaset analiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53544</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Ortadoğu&#8217;nun tozlu sahnesinde, ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a karşı yürüttüğü asimetrik savaş, beklenen zafer yerine derin bir hezimetle sonuçlandı. Batı&#8217;nın kibirli hesapları, bölgenin karmaşık dinamikleri karşısında paramparça oldu. Ne umdular, ne buldular? Bu sorunun cevabı, sadece bir stratejik başarısızlık hikayesi değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin nasıl altüst olduğunun da acı bir göstergesidir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words"><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div>
<hr />
<p data-start="471" data-end="497">Ortadoğu&#8217;nun tozlu sahnesinde, ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a karşı yürüttüğü asimetrik savaş, beklenen zafer yerine derin bir hezimetle sonuçlandı. Batı&#8217;nın kibirli hesapları, bölgenin karmaşık dinamikleri karşısında paramparça oldu. Ne umdular, ne buldular? Bu sorunun cevabı, sadece bir stratejik başarısızlık hikayesi değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin nasıl altüst olduğunun da acı bir göstergesidir.</p>
</div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words"><strong>NE UMDULAR?</strong></div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words">Washington ve Tel Aviv koridorlarında yankılanan beklentiler, bir hayalperestin rüyalarından farksızdı. İran rejiminin hızla yıkılacağı, halkın ayaklanacağı, vekillerin yok edileceği ve nükleer programın teslim alınacağı düşünülüyordu. Füze üretiminin sınırlanması, hatta tamamen durdurulması, Batı&#8217;nın en büyük arzularından biriydi. Hızlı bir teslimiyetle, bölgedeki hegemonyalarını pekiştireceklerine inanıyorlardı. Ancak bu beklentiler, gerçeklik duvarına çarptığında, geriye sadece enkaz kaldı.</div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words"><strong>NE BULDULAR?</strong></div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words">Beklentilerin aksine, İran rejimi ayakta kalmayı başardı. Hatta bu asimetrik savaş, rejimin iç konsolidasyonunu daha da güçlendirdi. Ancak asıl şok edici olan, ABD ve İsrail&#8217;de halkın ayakta olmasıydı. Kendi hükümetlerinin yanlış politikalarına karşı yükselen sesler, bu savaşın sadece dışarıda değil, içeride de bir bedeli olduğunu gösterdi.</div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words">Ekonomik cephede ise tablo tam bir felaketti. Mobilin galonu 8 dolara fırladı, küresel ekonomiler sarsıldı. ABD ve İsrail&#8217;in ekonomileri, bu maceraperest politikaların altında ezildi. Füze stokları eridi, milyarlarca dolar havaya savruldu. ABD&#8217;ye güvenen ülkeler, kendilerini küresel bir çıkmazın içinde buldu. Ekonomik istikrarsızlık, Batı&#8217;nın müttefiklerini de derinden etkiledi.</div>
</div>
<div class="my-[1px]">
<div class="py-[3px] whitespace-pre-wrap u-break-words">En çarpıcı olanı ise, ABD&#8217;nin NATO ve AB ülkelerinde beklediği desteği bulamamasıydı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb gibi liderler, bu savaşın <strong><em>&#8220;bir NATO meselesi olmadığını&#8221;</em> </strong>açıkça belirterek araya mesafe koydular. Bu, Batı blokunun içindeki çatlakları gözler önüne serdi. Agresif ve yanlış savaş stratejileri, ABD&#8217;yi uluslararası arenada yalnızlığa itti. Bir zamanlar &#8220;yenilmez&#8221; sanılan bu güçler, şimdi kendi yarattıkları trajedinin içinde boğuluyorlar.</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/abd-ile-israil-ne-umdular-ne-buldular-asimetrik-savasta-coken-strateji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürsüden Kusan Çöp ve Süpürgeyle Temizlenen Onur</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/kursuden-kusan-cop-ve-supurgeyle-temizlenen-onur/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/kursuden-kusan-cop-ve-supurgeyle-temizlenen-onur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 05:32:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[bu ülkenin vicdanı]]></category>
		<category><![CDATA[bu utanç verici tabloya ne zaman dur diyeceğiz?]]></category>
		<category><![CDATA[Kürsüden dökülen her kelime zehirli bir atığa dönüşürken]]></category>
		<category><![CDATA[milletin beli bükülmüş omuzlarında ağır bir yük. Peki]]></category>
		<category><![CDATA[siyasetin kustuğu çöpü sessizce temizlemeye devam ediyor. Vaatlerin illüzyonunda kaybolan liyakat ve adalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53479</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Bir karikatür düşündüm bugün. Hani şu, kürsüde takım elbiseli, ağzından laf yerine çöp kusan siyasetçi figürü var ya… Şişeler, tenekeler, kağıt parçaları… Ne kadar da tanıdık bir manzara! O çöp yığınının hemen altında, beli bükülmüş, elinde süpürgesiyle o kirliliği temizlemeye çalışan yaşlı bir kadın… İşte o kadın, bu ülkenin ta kendisi. O &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h5>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element">
<hr />
<p><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Bir karikatür düşündüm bugün. Hani şu, kürsüde takım elbiseli, ağzından laf yerine çöp kusan siyasetçi figürü var ya… Şişeler, tenekeler, kağıt parçaları… Ne kadar da tanıdık bir manzara! O çöp yığınının hemen altında, beli bükülmüş, elinde süpürgesiyle o kirliliği temizlemeye çalışan yaşlı bir kadın… İşte o kadın, bu ülkenin ta kendisi. O çöp ise, siyasetin bize her gün kustuğu vaatler, yalanlar, manipülasyonlar ve koca bir hiçlik.</span></span></p>
</div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-82573 alignleft" src="http://www.ekonethaber.net/wp-content/uploads/2026/03/tango.png" alt="" width="689" height="825" />Siyasetçi dediğin, bu toplumun vicdanı, sesi, tercümanı olmalıydı, değil mi? Dar gelirlinin sofrasındaki eksik lokmayı, emeklinin ay sonunu getirme derdini, gencin işsizlik kaygısını kendi derdi bilmeliydi. Milletvekili maaşlarının astronomik rakamlarını değil, asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonların çilesini düşünmeliydi. Hayatları kolaylaştırmalı, umut aşılamalıydı. Peki, ne oldu?</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Geldiğimiz noktada, o kürsülerden dökülen her kelime, birer zehirli atığa dönüştü. Siyasetçi, artık toplumu değil, önce kendi partisini, kendi çıkarını, kendi koltuğunu düşünüyor. &#8220;Önce ben, sonra partim, sonra belki halk&#8221; denklemi, siyasetin ruhunu kirletti. O pırıl pırıl olması gereken meydanlar, vaatlerin ve yalanların çöplüğüne döndü. Ve o yaşlı kadın, yani bu millet, o çöpleri her gün sessizce temizlemek zorunda kalıyor. Siyasetin yarattığı bu kirlilik, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir kirlilik. Güvenin, adaletin, liyakatin çöpe atıldığı bir düzen bu.</span></span></div>
</div>
<div class="w-full my-[1px]" data-slate-fragment="JTVCJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJCaXIlMjBrYXJpa2F0JUMzJUJDciUyMGQlQzMlQkMlQzUlOUYlQzMlQkNuZCVDMyVCQ20lMjBidWclQzMlQkNuLiUyMEhhbmklMjAlQzUlOUZ1JTJDJTIwayVDMyVCQ3JzJUMzJUJDZGUlMjB0YWslQzQlQjFtJTIwZWxiaXNlbGklMkMlMjBhJUM0JTlGeiVDNCVCMW5kYW4lMjBsYWYlMjB5ZXJpbmUlMjAlQzMlQTclQzMlQjZwJTIwa3VzYW4lMjBzaXlhc2V0JUMzJUE3aSUyMGZpZyVDMyVCQ3IlQzMlQkMlMjB2YXIlMjB5YSVFMiU4MCVBNiUyMCVDNSU5RWklQzUlOUZlbGVyJTJDJTIwdGVuZWtlbGVyJTJDJTIwa2ElQzQlOUYlQzQlQjF0JTIwcGFyJUMzJUE3YWxhciVDNCVCMSVFMiU4MCVBNiUyME5lJTIwa2FkYXIlMjBkYSUyMHRhbiVDNCVCMWQlQzQlQjFrJTIwYmlyJTIwbWFuemFyYSElMjBPJTIwJUMzJUE3JUMzJUI2cCUyMHklQzQlQjElQzQlOUYlQzQlQjFuJUM0JUIxbiVDNCVCMW4lMjBoZW1lbiUyMGFsdCVDNCVCMW5kYSUyQyUyMGJlbGklMjBiJUMzJUJDayVDMyVCQ2xtJUMzJUJDJUM1JTlGJTJDJTIwZWxpbmRlJTIwcyVDMyVCQ3AlQzMlQkNyZ2VzaXlsZSUyMG8lMjBraXJsaWxpJUM0JTlGaSUyMHRlbWl6bGVtZXllJTIwJUMzJUE3YWwlQzQlQjElQzUlOUZhbiUyMHlhJUM1JTlGbCVDNCVCMSUyMGJpciUyMGthZCVDNCVCMW4lRTIlODAlQTYlMjAlQzQlQjAlQzUlOUZ0ZSUyMG8lMjBrYWQlQzQlQjFuJTJDJTIwYnUlMjAlQzMlQkNsa2VuaW4lMjB0YSUyMGtlbmRpc2kuJTIwTyUyMCVDMyVBNyVDMyVCNnAlMjBpc2UlMkMlMjBzaXlhc2V0aW4lMjBiaXplJTIwaGVyJTIwZyVDMyVCQ24lMjBrdXN0dSVDNCU5RnUlMjB2YWF0bGVyJTJDJTIweWFsYW5sYXIlMkMlMjBtYW5pcCVDMyVCQ2xhc3lvbmxhciUyMHZlJTIwa29jYSUyMGJpciUyMGhpJUMzJUE3bGlrLiUyMiU3RCU1RCU3RCUyQyU3QiUyMnR5cGUlMjIlM0ElMjJwJTIyJTJDJTIyY2hpbGRyZW4lMjIlM0ElNUIlN0IlMjJ0ZXh0JTIyJTNBJTIyU2l5YXNldCVDMyVBN2klMjBkZWRpJUM0JTlGaW4lMkMlMjBidSUyMHRvcGx1bXVuJTIwdmljZGFuJUM0JUIxJTJDJTIwc2VzaSUyQyUyMHRlcmMlQzMlQkNtYW4lQzQlQjElMjBvbG1hbCVDNCVCMXlkJUM0JUIxJTJDJTIwZGUlQzQlOUZpbCUyMG1pJTNGJTIwRGFyJTIwZ2VsaXJsaW5pbiUyMHNvZnJhcyVDNCVCMW5kYWtpJTIwZWtzaWslMjBsb2ttYXklQzQlQjElMkMlMjBlbWVrbGluaW4lMjBheSUyMHNvbnVudSUyMGdldGlybWUlMjBkZXJkaW5pJTJDJTIwZ2VuY2luJTIwaSVDNSU5RnNpemxpayUyMGtheWclQzQlQjFzJUM0JUIxbiVDNCVCMSUyMGtlbmRpJTIwZGVyZGklMjBiaWxtZWxpeWRpLiUyME1pbGxldHZla2lsaSUyMG1hYSVDNSU5RmxhciVDNCVCMW4lQzQlQjFuJTIwYXN0cm9ub21payUyMHJha2FtbGFyJUM0JUIxbiVDNCVCMSUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjBhc2dhcmklMjAlQzMlQkNjcmV0bGUlMjBnZSVDMyVBN2lubWV5ZSUyMCVDMyVBN2FsJUM0JUIxJUM1JTlGYW4lMjBtaWx5b25sYXIlQzQlQjFuJTIwJUMzJUE3aWxlc2luaSUyMGQlQzMlQkMlQzUlOUYlQzMlQkNubWVsaXlkaS4lMjBIYXlhdGxhciVDNCVCMSUyMGtvbGF5bGElQzUlOUZ0JUM0JUIxcm1hbCVDNCVCMSUyQyUyMHVtdXQlMjBhJUM1JTlGJUM0JUIxbGFtYWwlQzQlQjF5ZCVDNCVCMS4lMjBQZWtpJTJDJTIwbmUlMjBvbGR1JTNGJTIyJTdEJTVEJTdEJTJDJTdCJTIydHlwZSUyMiUzQSUyMnAlMjIlMkMlMjJjaGlsZHJlbiUyMiUzQSU1QiU3QiUyMnRleHQlMjIlM0ElMjJHZWxkaSVDNCU5RmltaXolMjBub2t0YWRhJTJDJTIwbyUyMGslQzMlQkNycyVDMyVCQ2xlcmRlbiUyMGQlQzMlQjZrJUMzJUJDbGVuJTIwaGVyJTIwa2VsaW1lJTJDJTIwYmlyZXIlMjB6ZWhpcmxpJTIwYXQlQzQlQjElQzQlOUZhJTIwZCVDMyVCNm4lQzMlQkMlQzUlOUZ0JUMzJUJDLiUyMFNpeWFzZXQlQzMlQTdpJTJDJTIwYXJ0JUM0JUIxayUyMHRvcGx1bXUlMjBkZSVDNCU5RmlsJTJDJTIwJUMzJUI2bmNlJTIwa2VuZGklMjBwYXJ0aXNpbmklMkMlMjBrZW5kaSUyMCVDMyVBNyVDNCVCMWthciVDNCVCMW4lQzQlQjElMkMlMjBrZW5kaSUyMGtvbHR1JUM0JTlGdW51JTIwZCVDMyVCQyVDNSU5RiVDMyVCQ24lQzMlQkN5b3IuJTIwJTVDJTIyJUMzJTk2bmNlJTIwYmVuJTJDJTIwc29ucmElMjBwYXJ0aW0lMkMlMjBzb25yYSUyMGJlbGtpJTIwaGFsayU1QyUyMiUyMGRlbmtsZW1pJTJDJTIwc2l5YXNldGluJTIwcnVodW51JTIwa2lybGV0dGkuJTIwTyUyMHAlQzQlQjFyJUM0JUIxbCUyMHAlQzQlQjFyJUM0JUIxbCUyMG9sbWFzJUM0JUIxJTIwZ2VyZWtlbiUyMG1leWRhbmxhciUyQyUyMHZhYXRsZXJpbiUyMHZlJTIweWFsYW5sYXIlQzQlQjFuJTIwJUMzJUE3JUMzJUI2cGwlQzMlQkMlQzQlOUYlQzMlQkNuZSUyMGQlQzMlQjZuZCVDMyVCQy4lMjBWZSUyMG8lMjB5YSVDNSU5RmwlQzQlQjElMjBrYWQlQzQlQjFuJTJDJTIweWFuaSUyMGJ1JTIwbWlsbGV0JTJDJTIwbyUyMCVDMyVBNyVDMyVCNnBsZXJpJTIwaGVyJTIwZyVDMyVCQ24lMjBzZXNzaXpjZSUyMHRlbWl6bGVtZWslMjB6b3J1bmRhJTIwa2FsJUM0JUIxeW9yLiUyMFNpeWFzZXRpbiUyMHlhcmF0dCVDNCVCMSVDNCU5RiVDNCVCMSUyMGJ1JTIwa2lybGlsaWslMkMlMjBzYWRlY2UlMjBmaXppa3NlbCUyMGRlJUM0JTlGaWwlMkMlMjBheW4lQzQlQjElMjB6YW1hbmRhJTIwYWhsYWtpJTIwdmUlMjB0b3BsdW1zYWwlMjBiaXIlMjBraXJsaWxpay4lMjBHJUMzJUJDdmVuaW4lMkMlMjBhZGFsZXRpbiUyQyUyMGxpeWFrYXRpbiUyMCVDMyVBNyVDMyVCNnBlJTIwYXQlQzQlQjFsZCVDNCVCMSVDNCU5RiVDNCVCMSUyMGJpciUyMGQlQzMlQkN6ZW4lMjBidS4lMjIlN0QlNUQlN0QlMkMlN0IlMjJ0eXBlJTIyJTNBJTIycCUyMiUyQyUyMmNoaWxkcmVuJTIyJTNBJTVCJTdCJTIydGV4dCUyMiUzQSUyMk95c2ElMjBzaXlhc2V0JTJDJTIwaGl6bWV0JTIwc2FuYXQlQzQlQjF5ZCVDNCVCMS4lMjBIYWxrJUM0JUIxbiUyMGRlcnRsZXJpbmUlMjBkZXJtYW4lMjBvbG1hJTJDJTIwZ2VsZWNlJUM0JTlGZSUyMHVtdXRsYSUyMGJha21hcyVDNCVCMW4lQzQlQjElMjBzYSVDNCU5RmxhbWElMjBzYW5hdCVDNCVCMS4lMjBBbWElMjAlQzUlOUZpbWRpJTJDJTIwbyUyMGslQzMlQkNycyVDMyVCQ2xlcmRlbiUyMHklQzMlQkNrc2VsZW4lMjBoZXIlMjBzZXMlMkMlMjBrdWxha2xhciVDNCVCMW0lQzQlQjF6JUM0JUIxJTIwdCVDNCVCMXJtYWxheWFuJTIwYmlyJTIwZyVDMyVCQ3IlQzMlQkNsdCVDMyVCQ2RlbiUyQyUyMGclQzMlQjZ6bGVyaW1pemklMjBrYW1hJUM1JTlGdCVDNCVCMXJhbiUyMGJpciUyMGlsbCVDMyVCQ3p5b25kYW4lMjBpYmFyZXQuJTIwVmUlMjBiaXolMkMlMjBvJTIwaWxsJUMzJUJDenlvbnVuJTIwYXJkJUM0JUIxbmRha2klMjAlQzMlQTclQzMlQjZwJTIweSVDNCVCMSVDNCU5RiVDNCVCMW4lQzQlQjFuJUM0JUIxJTIwdGVtaXpsZW1la2xlJTIwbWUlQzUlOUZndWwlQzMlQkN6LiUyME5lJTIwYWMlQzQlQjElMjBraSUyQyUyMGJ1JTIwJUMzJUJDbGtlbmluJTIwZW4lMjBiJUMzJUJDeSVDMyVCQ2slMjBlbWUlQzQlOUZpJTJDJTIwc2l5YXNldGluJTIweWFyYXR0JUM0JUIxJUM0JTlGJUM0JUIxJTIwa2lybGlsaSVDNCU5RmklMjB0ZW1pemxlbWVrbGUlMjBoZWJhJTIwb2x1eW9yLiUyMEJ1JTIwdXRhbiVDMyVBNyUyMHZlcmljaSUyMHRhYmxveWElMjBuZSUyMHphbWFuJTIwZHVyJTIwZGl5ZWNlJUM0JTlGaXolM0YlMjBOZSUyMHphbWFuJTIwbyUyMHMlQzMlQkNwJUMzJUJDcmdleWklMjBzaXlhc2V0JUMzJUE3aW5pbiUyMGVsaW5lJTIwdmVyaXAlMkMlMjBrZW5kaSUyMGt1c3R1JUM0JTlGdSUyMCVDMyVBNyVDMyVCNnAlQzMlQkMlMjB0ZW1pemxlbWVzaW5pJTIwaXN0ZXllY2UlQzQlOUZpeiUzRiUyMiU3RCU1RCU3RCU1RA==">
<div class="py-[3px]" data-slate-node="element"><span data-slate-node="text"><span class="" data-slate-leaf="true">Oysa siyaset, hizmet sanatıydı. Halkın dertlerine derman olma, geleceğe umutla bakmasını sağlama sanatı. Ama şimdi, o kürsülerden yükselen her ses, kulaklarımızı tırmalayan bir gürültüden, gözlerimizi kamaştıran bir illüzyondan ibaret. Ve biz, o illüzyonun ardındaki çöp yığınını temizlemekle meşgulüz. Ne acı ki, bu ülkenin en büyük emeği, siyasetin yarattığı kirliliği temizlemekle heba oluyor. Bu utanç verici tabloya ne zaman dur diyeceğiz? Ne zaman o süpürgeyi siyasetçinin eline verip, kendi kustuğu çöpü temizlemesini isteyeceğiz?</span></span></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/kursuden-kusan-cop-ve-supurgeyle-temizlenen-onur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görünmeyen Savaşın Enerji Hatları, Ticaret Koridorları ve Çöküşün Anatomisi!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/gorunmeyen-savasin-enerji-hatlari-ticaret-koridorlari-ve-cokusun-anatomisi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/gorunmeyen-savasin-enerji-hatlari-ticaret-koridorlari-ve-cokusun-anatomisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 23:39:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53404</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti &#160; Dünya kamuoyu bugün İran’ı, ABD ittifaklı katil İsrail’i, Orta Doğu’daki sıcak çatışmaları konuşuyor. Televizyon ekranlarında patlayan füzeler, analiz programlarında nükleer tehditler, diplomatik krizler… Ama büyük resim, her zamanki gibi gözden kaçırılıyor. Çünkü yaşananlar bir savaş değil. Bir strateji. Ve bu stratejinin merkezinde tek bir hedef var: Çin. Enerji Üzerinden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti</strong></h5>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünya kamuoyu bugün İran’ı, ABD ittifaklı katil İsrail’i, Orta Doğu’daki sıcak çatışmaları konuşuyor. Televizyon ekranlarında patlayan füzeler, analiz programlarında nükleer tehditler, diplomatik krizler…</p>
<p>Ama büyük resim, her zamanki gibi gözden kaçırılıyor.</p>
<p>Çünkü yaşananlar bir savaş değil. Bir strateji.</p>
<p>Ve bu stratejinin merkezinde tek bir hedef var: Çin.</p>
<h5><strong><span style="color: #ff0000;">Enerji Üzerinden Kurulan Sessiz Kuşatma</span></strong></h5>
<p>Modern dünyada güç; tankla, tüfekle değil, enerji akışıyla belirlenir. Sanayi üretimi, lojistik ağlar ve ekonomik büyüme tek bir şeye bağlıdır: <strong>kesintisiz enerji arzı</strong>.</p>
<p>Çin bugün dünyanın en büyük üretim gücü. Ancak aynı zamanda en büyük zafiyete sahip: <strong>enerji bağımlılığı</strong>.</p>
<p>Petrol ithalat oranı %70’in üzerinde. Bu, sistemin kırılgan olduğu anlamına gelir.</p>
<p>Bu noktada dikkat çekici gelişmeler yaşandı:</p>
<ul>
<li>Venezuela hattı kesildi</li>
<li>İran hattı savaşla istikrarsızlaştırıldı</li>
<li>Rusya hattı yaptırımlarla baskılandı</li>
</ul>
<p>Bu üç ülkenin ortak noktası ne?</p>
<p>Hepsi Çin’in enerji damarlarıydı.</p>
<p>Bu bir tesadüf değil. Bu, klasik bir jeopolitik hamledir: <strong>Rakibi cephede değil, lojistikte boğmak.</strong></p>
<h5><span style="color: #ff0000;">Ticaret Koridorlarının Sabotajı</span></h5>
<p>Enerji tek başına yeterli değil. Bir güç olmak için ürettiğini satabilmek gerekir.</p>
<p>Çin bunun için devasa bir proje inşa etti: Kuşak ve Yol Girişimi.</p>
<p>Bu proje, Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir ekonomik arterdir.</p>
<p>Ancak bu arterin en kritik düğüm noktalarından biri: İran.</p>
<p>Ortadoğu’daki istikrarsızlık neyi hedef alıyor?</p>
<p>Sadece rejimleri değil, <strong>lojistik sürekliliği</strong>.</p>
<p>Bir ticaret yolu için en büyük tehdit savaş değil, <strong>belirsizliktir</strong>.</p>
<p>Ve bugün o belirsizlik sistematik şekilde üretiliyor.</p>
<h5><span style="color: #ff0000;"><strong>Ray Dalio ve Kaçınılmaz Çatışma Tezi</strong></span></h5>
<p>Dalio’nun çok net bir tezi var:</p>
<blockquote><p>“Yükselen güç, mevcut güce yaklaştığında çatışma kaçınılmazdır.”</p></blockquote>
<p>Tarih bu döngüyü defalarca gösterdi:</p>
<ul>
<li>Almanya ile Birleşik Krallık arasındaki rekabet<br />
• Japonya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki mücadele<br />
• Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki güç mücadelesi</li>
</ul>
<p>Bugün bu denklem yeniden kuruluyor: Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki küresel rekabet.</p>
<p>Ama bu kez savaş klasik değil. Bu bir <strong>ön hazırlık savaşı</strong>.</p>
<h5><span style="color: #ff0000;"><strong>ABD’nin Stratejik Paradoksu: Güç Kullanırken Zayıflamak</strong></span></h5>
<p>ABD bugün hâlâ dünyanın en büyük askeri gücü olabilir. Ancak ekonomik gerçekler farklı bir hikâye anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Artan kamu borcu</li>
<li>Sürekli genişleyen bütçe açıkları</li>
<li>Savaş ekonomisine bağımlılık</li>
</ul>
<p>Her kriz, kısa vadede silah satışını artırıyor. Ama uzun vadede sistemin altını oyuyor.</p>
<p>Bu, Roma’nın son dönemine benzer bir tablo:</p>
<blockquote><p><strong>Askerî genişleme arttıkça ekonomik çöküş hızlanır.</strong></p></blockquote>
<p>Bugün Ortadoğu’da atılan her bomba, sadece hedefi değil, aynı zamanda Amerikan ekonomisinin sürdürülebilirliğini de vuruyor.</p>
<h5><span style="color: #ff0000;"><strong>İsrail ve Bölgesel Aşırı Yüklenme</strong></span></h5>
<p>İsrail açısından da tablo farklı değil. Çok cepheli bir güvenlik politikası, kısa vadede caydırıcılık sağlar.<br />
Ama uzun vadede:</p>
<ul>
<li>Ekonomik baskıyı artırır</li>
<li>Diplomatik yalnızlaşmayı derinleştirir</li>
<li>Bölgesel reaksiyonları büyütür</li>
</ul>
<p>Bu model sürdürülebilir değildir.  Ve sürdürülemez stratejiler, tarih boyunca aynı sonucu üretmiştir: <strong>Çöküş.</strong></p>
<h5><span style="color: #ff0000;"><strong>Yeni Denge: Avrupa’nın Yön Değiştirmesi</strong></span></h5>
<p>Asıl kırılma noktası burada.</p>
<p>Avrupa artık eski Avrupa değil.</p>
<p>Enerji krizleri, tedarik zinciri sorunları ve jeopolitik belirsizlikler Avrupa’yı yeni arayışlara itiyor.</p>
<p>Bu noktada öne çıkan ülke: <strong>Türkiye.</strong></p>
<p>Neden?</p>
<ul>
<li>Coğrafi köprü</li>
<li>Enerji geçiş merkezi</li>
<li>Üretim kapasitesi</li>
<li>NATO ve bölgesel denge rolü</li>
</ul>
<p>Önümüzdeki dönemde Avrupa’nın:</p>
<ul>
<li>Türkiye ile ticaretini artırması</li>
<li>Enerji projelerinde iş birliğine gitmesi</li>
<li>Lojistik hatlarını Türkiye üzerinden çeşitlendirmesi</li>
</ul>
<p>kaçınılmaz görünüyor.</p>
<h5><span style="color: #ff0000;"><strong>Finalde Tek Savaş, Çok Cephe Var</strong></span></h5>
<p>Bugün insanlar ayrı ayrı olaylar görüyor:</p>
<ul>
<li>İran</li>
<li>Venezuela</li>
<li>Rusya</li>
</ul>
<p>Ama aslında bunlar tek bir denklemin parçaları.</p>
<p>Ve bu denklem şu:</p>
<blockquote><p><strong>21. yüzyılın lideri kim olacak?</strong></p></blockquote>
<p>Benim okuduğum tablo net:</p>
<ul>
<li>ABD askeri gücünü kullanarak zaman kazanmaya çalışıyor</li>
<li>Çin ekonomik gücüyle sistemi dönüştürüyor</li>
<li>Avrupa yeni denge arıyor</li>
<li>Türkiye kritik aktöre dönüşüyor</li>
</ul>
<p>Ama tarih bize şunu söylüyor:</p>
<blockquote><p>Güç dengesini zorla korumaya çalışan imparatorluklar, eninde sonunda kendi ağırlıkları altında çöker.</p></blockquote>
<p>Ve bu kez istisna olmayabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/gorunmeyen-savasin-enerji-hatlari-ticaret-koridorlari-ve-cokusun-anatomisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Jeopolitik Depreme Hazır mı?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/turkiye-jeopolitik-depreme-hazir-mi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/turkiye-jeopolitik-depreme-hazir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 17:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53329</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti Ortadoğu’nun haritası yeniden çizilmiyor; aslında harita hiç sabit olmadı. Sadece bazen çizgiler cetvelle, bazen de ateşle belirleniyor. Bugün içinde bulunduğumuz dönem, cetvelin yerini ateşin aldığı dönemlerden biridir. Gazze’de başlayan yangının Lübnan’a sıçraması, Suriye ve Irak’ta gölge savaşlarının derinleşmesi ve nihayet İran’ın doğrudan denklemin merkezine yerleşmesi, artık vekâlet savaşlarının sınırını aşan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti</strong></h5>
<hr />
<p>Ortadoğu’nun haritası yeniden çizilmiyor; aslında harita hiç sabit olmadı. Sadece bazen çizgiler cetvelle, bazen de ateşle belirleniyor. Bugün içinde bulunduğumuz dönem, cetvelin yerini ateşin aldığı dönemlerden biridir.</p>
<p>Gazze’de başlayan yangının Lübnan’a sıçraması, Suriye ve Irak’ta gölge savaşlarının derinleşmesi ve nihayet İran’ın doğrudan denklemin merkezine yerleşmesi, artık vekâlet savaşlarının sınırını aşan yeni bir evreye girildiğini gösteriyor. Bu evreyi doğru okumayan devletler, gelişmeleri yönetemez; yalnızca gelişmelerin yön verdiği ülkeler hâline gelirler.</p>
<p>Türkiye için mesele, İran ile ABD ya da İsrail arasındaki olası bir savaşın <em><strong>“tarafı olmak</strong></em>” meselesi değildir. Türkiye için mesele, böyle bir savaşın kaçınılmaz olarak doğuracağı jeopolitik depremin merkezinde nasıl ayakta kalacağıdır.</p>
<p>Çünkü İran sıradan bir devlet değildir. 90 milyona yaklaşan nüfusu, çok katmanlı etnik yapısı, güçlü devlet refleksi ve derin bölgesel ağlarıyla İran’da yaşanabilecek kontrolsüz bir kırılma, yalnız bir rejim meselesi üretmez. O kırılma aynı anda üç ayrı tsunami üretir: güvenlik, göç ve ekonomi.</p>
<p>Türkiye’nin ilk hazırlığı işte bu üç dalgaya karşı olmalıdır.</p>
<p>Birinci ve en acil başlık <strong>sınır güvenliği</strong>dir.</p>
<p>Türkiye-İran sınırı yaklaşık 560 kilometredir ve bu hat yalnızca iki devlet arasındaki sınır değildir. Aynı zamanda Orta Asya’dan Ortadoğu’ya uzanan kaçakçılık ağlarının, düzensiz göç rotalarının ve istihbarat faaliyetlerinin de geçiş koridorudur. İran’da yaşanabilecek bir zayıflama, Afganistan’dan Pakistan’a kadar uzanan göç hattını doğrudan Türkiye’ye yönlendirebilir.</p>
<p>Türkiye’nin burada yapması gereken yalnızca fiziki sınır güvenliği değildir. Asıl yapılması gereken, <strong>çok katmanlı bir sınır mimarisi kurmaktır</strong>. Uydu gözetleme, insansız hava araçları, elektronik istihbarat ve sınır ötesi erken uyarı hatlarının birleştiği bir güvenlik kuşağı oluşturulmalıdır. Türkiye sınırı korumakla yetinmemeli, sınırın ötesindeki gelişmeleri de anlık okuyabilecek bir istihbarat ağı kurmalıdır.</p>
<p>İkinci başlık <strong>vekâlet savaşlarının Türkiye’ye taşınmasını engellemektir</strong>.</p>
<p>Ortadoğu’daki savaşların en karakteristik özelliği, savaşın cephede değil, ülkelerin içinde verilmesidir. Milis gruplar, paramiliter yapılar ve ideolojik ağlar üzerinden yürüyen mücadeleler, doğrudan devletleri hedef alır.</p>
<p>İran’ın zayıflaması durumunda bölgede onlarca yeni silahlı aktör doğacaktır. Bu grupların bir kısmı mezhep temelli, bir kısmı etnik temelli, bir kısmı da dış istihbaratların kontrolünde olacaktır. Türkiye bu ihtimali yalnız askeri açıdan değil, <strong>istihbarat ve iç güvenlik açısından da</strong> ciddiyetle ele almak zorundadır.</p>
<p>Üçüncü başlık ise çoğu zaman ihmal edilen ama savaşların kaderini belirleyen alandır: <strong>lojistik ve ticaret koridorları</strong>.</p>
<p>Bugünün dünyasında savaşlar yalnızca tanklarla değil, ticaret yollarıyla kazanılır. Enerji hatları, demiryolları, limanlar ve veri akışları artık jeopolitiğin yeni damarlarıdır.</p>
<p>İran merkezli bir kriz, Hazar’dan Basra Körfezi’ne uzanan ticaret hatlarını kırabilir. Bu durumda Türkiye’nin önüne iki seçenek çıkar: Ya krizden zarar gören bir sınır ülkesi olur ya da yeni koridorların merkezi hâline gelir.</p>
<p>Türkiye ikinci yolu seçmek zorundadır.</p>
<p>Orta Koridor’un güçlendirilmesi, Kafkasya bağlantılarının derinleştirilmesi, Irak ve Körfez ile yeni lojistik ağların kurulması Türkiye’yi yalnız bir bölge ülkesi olmaktan çıkarıp küresel ticaretin düğüm noktası hâline getirebilir.</p>
<p>Dördüncü ve en kritik başlık ise <strong>diplomasidir</strong>.</p>
<p>Türkiye’nin en büyük hatası, Ortadoğu krizlerinde çoğu zaman taraf olarak görülmesidir. Oysa Türkiye’nin gerçek gücü, taraf olmakta değil, <strong>denge kurabilme kabiliyetinde</strong> yatmaktadır.</p>
<p>Türkiye aynı anda Washington ile konuşabilen, Tahran ile temas kurabilen, Moskova ile pazarlık yapabilen ve Avrupa ile müzakere yürütebilen nadir ülkelerden biridir. Bu özellik doğru kullanıldığında Türkiye yalnız bir bölge ülkesi değil, <strong>krizlerin arabulucusu</strong> hâline gelebilir.</p>
<p>Bu rol askeri güçten daha değerlidir.</p>
<p>Çünkü savaşlar sonunda haritaları kazananlar değil, <strong>masayı kuranlar</strong> belirler. Son olarak belki de en önemli gerçeği hatırlamak gerekir.</p>
<p>Ortadoğu’da hiçbir kriz kısa sürmez. Bir savaş başladığında onun etkisi on yıllar boyunca devam eder. Irak savaşının, Suriye iç savaşının ve Afganistan krizinin sonuçları hâlâ bitmiş değildir.</p>
<p>Dolayısıyla Türkiye’nin İran merkezli bir kriz için hazırlığı günü kurtaran politikalarla değil, <strong>20 yıllık stratejik perspektifle</strong> yapılmalıdır.</p>
<p>Türkiye’nin kaderi, krizlerin ortasında savrulan bir ülke olmak değildir. Bu coğrafyada asıl rol, fırtınayı izleyen değil, fırtınanın yönünü okuyabilen devlete aittir.</p>
<p>Tarih bize şunu öğretir: Jeopolitiğin sert coğrafyasında ayakta kalanlar güçlü olanlar değil, <strong>öngörüsü derin olanlardır</strong>.</p>
<p>Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey tam olarak budur.</p>
<p>Derinlik.</p>
<p>Akıl.</p>
<p>Ve zamanın ruhunu okuyabilen bir devlet refleksi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/turkiye-jeopolitik-depreme-hazir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’yi Ateşe Çekmek İsteyenler Hesap Vermeli</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/turkiyeyi-atese-cekmek-isteyenler-hesap-vermeli/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/turkiyeyi-atese-cekmek-isteyenler-hesap-vermeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 23:19:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53200</guid>

					<description><![CDATA[ABD ve İsrail, Türkiye’yi çevresindeki ateş çemberine çekmek için provokasyon peşinde. Bayraksız füzeler ve Azerbaycan’ın dikkatsiz hamlesi, Türkiye’nin yüksek öngörüsü sayesinde boşa çıktı. Türkiye yalnızca sınırlarını savunmuyor; bölgedeki akıl, sabır ve dirayetin teminatı olmaya devam ediyor. Sabır uzun, ama hesabı kesindir. ABD ve İsrail… Bir ve beraber oldukları günden beri dünya aklıyla alay ediyor, bölgeyi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="261" data-end="563">ABD ve İsrail, Türkiye’yi çevresindeki ateş çemberine çekmek için provokasyon peşinde. Bayraksız füzeler ve Azerbaycan’ın dikkatsiz hamlesi, Türkiye’nin yüksek öngörüsü sayesinde boşa çıktı. Türkiye yalnızca sınırlarını savunmuyor; bölgedeki akıl, sabır ve dirayetin teminatı olmaya devam ediyor. Sabır uzun, ama hesabı kesindir.</p>
<p data-start="261" data-end="563">ABD ve İsrail… Bir ve beraber oldukları günden beri dünya aklıyla alay ediyor, bölgeyi kendi çıkarları için talan ediyorlar. Ekonomileri çöküyor, yönetimleri iflas ediyor, ama her seferinde yeni, sahte bahaneler üretiyorlar. İran ve bazı Arap ülkeleri de bu dümenlerin taşeronu hâline gelmiş durumda.</p>
<p data-start="565" data-end="1011">Ama düşünün bir: Eğer Türkiye gibi samimi, inançlı ve ümmet bilinci güçlü bir ülke olsalardı, hangi gayri Müslim güç bu kadar rahat Müslüman bir ülkeye saldırabilir? Türkiye tarih boyunca hiçbir Arap ülkesiyle savaşmadı, husumet bile yaşamadı. Ama bazı Arap ülkeleri, Türk’ü sevmiyor, hatta nefret ediyor. Neden mi? Çünkü hem Türk’e hem kendi halklarına düşmanlık virüsü enjekte ettiler. Ve bu virüs temizlenmediği sürece, düşmanlık bitmeyecek.</p>
<p data-start="1013" data-end="1510">Türkiye’nin çevresi bir <strong data-start="1037" data-end="1073">ateş çemberiyle sarılmış durumda</strong>. İsrail, bölgeyi ateşe vermek, Türkiye’yi bu ateşe çekmek için her türlü oyun ve provokasyonu deniyor. Ama Türk’ün sabrı uzun, öngörüsü keskin ve kararlılığı tartışılmaz. Bayraksız füzeler Türkiye’ye fırlatıldı, Azerbaycan da hazırlıksız bir şekilde Siyonist savaşa dalmak istedi. Ama Türkiye, bir adım önde, akıl ve diplomasiyle bunu önledi. Kardeş Azerbaycan halkı, Türkiye sayesinde haksız bir savaşın içine çekilmekten kurtarıldı.</p>
<p data-start="1512" data-end="1743">Ve unutulmamalı: Türkiye yalnızca sınırlarını savunmuyor, aynı zamanda bölgenin aklı, sabrı ve dirayeti olmaya devam ediyor. Kimse Türk’ün sabrını test etmesin. Sabır bitmez; ama sabrın sonunda <strong data-start="1706" data-end="1741">herkes hesap verir, bedel öder.</strong></p>
<p data-start="1745" data-end="2074">Artık net konuşalım: Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberi bilinçli olarak yaratıldı. Türkiye’yi ateşe çekmek isteyenler provokasyonlarını artırıyor. Ama Türk, hem sabrı hem öngörüsü hem de gücüyle bu ateşi söndürecek ve düşmanlarına gereken cevabı verecek. Kimse yanılmasın, Türkiye uyanık, Türkiye kararlı ve Türkiye güçlüdür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/turkiyeyi-atese-cekmek-isteyenler-hesap-vermeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümden Öteye Köy Yoktur</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/olumden-oteye-koy-yoktur/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/olumden-oteye-koy-yoktur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 21:40:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[cihanşümul vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kararlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılelma]]></category>
		<category><![CDATA[korkusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[kudret]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Milli ruh]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Provokasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53118</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Son günlerde bazı çevrelerden yükselen sözler dikkat çekici olduğu kadar ibret vericidir. Tel Aviv merkezli medya yorumları, bazı eski siyasetçilerin açıklamaları ve Batılı kimi analistlerin imalı tehditleri aynı noktada buluşuyor: Türkiye’yi hedef göstermek. Kimi “Türkiye yeni İran mı olacak?” diye soruyor. Kimi “İran’dan sonra sıra Türkiye’de” diyerek aklınca bir korku iklimi üretmeye &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Son günlerde bazı çevrelerden yükselen sözler dikkat çekici olduğu kadar ibret vericidir. Tel Aviv merkezli medya yorumları, bazı eski siyasetçilerin açıklamaları ve Batılı kimi analistlerin imalı tehditleri aynı noktada buluşuyor: Türkiye’yi hedef göstermek.</p>
<p>Kimi <strong>“Türkiye yeni İran mı olacak?”</strong> diye soruyor.<br />
Kimi <strong>“İran’dan sonra sıra Türkiye’de”</strong> diyerek aklınca bir korku iklimi üretmeye çalışıyor.</p>
<p>Bu sözleri söyleyenlerin iki ihtimali vardır.</p>
<p>Ya tarihi hiç okumamışlardır.<br />
Ya da okuduklarını anlamamışlardır.</p>
<p>Çünkü tarih, Türk milletine tehdit savurarak sonuç alabilmiş bir gücün henüz doğmadığını açıkça yazar.</p>
<p>Bu millet; yüzyıllar boyunca kuşatmalar görmüş, ittifakların hedefi olmuş, nice imparatorlukların baskısıyla sınanmıştır. Ama her seferinde aynı gerçeği dünyaya göstermiştir:</p>
<p>Türk milleti diz çöken değil, ayağa kalkan bir millettir.</p>
<p>Bazıları Türkiye’yi bir devlet olarak okur.<br />
Oysa Türkiye yalnızca bir devlet değildir.</p>
<p>Türkiye, binlerce yıllık bir millet hafızasının bugünkü adıdır.<br />
Türkiye, bir medeniyet yürüyüşünün bugünkü karargâhıdır.</p>
<p>Bu yüzden Türk milletine yönelen her tehdit yalnızca bir ülkeye değil, bir tarihe yönelmiş olur.</p>
<p>Fakat tehdit edenlerin unuttuğu bir şey vardır.</p>
<p>Türk milletinin mayasında korku yoktur.</p>
<p>Türk’ün karakterinde teslimiyet yoktur.</p>
<p>Türk’ün tarih sahnesindeki yürüyüşü incelendiğinde çok net bir gerçek görülür: Bu millet savaş arayan bir millet olmamıştır. Ancak üzerine yürüyen hiçbir güce de boyun eğmemiştir.</p>
<p>Orta Asya bozkırlarından Anadolu’ya, Anadolu’dan üç kıtaya uzanan yürüyüş bunun en açık ispatıdır.</p>
<p>Türk için savaş; yağma için değil, vatan içindir.<br />
Kudret için değil, adalet içindir.</p>
<p>Ama herkes bilmelidir ki Türk milleti tehdit karşısında geri adım atan bir millet de değildir.</p>
<p>Baskı arttığında dağılmaz.<br />
Tehdit büyüdüğünde korkmaz.<br />
Aksine kenetlenir.</p>
<p>Çünkü bu milletin hafızasında Malazgirt vardır.<br />
Çünkü bu milletin damarlarında Çanakkale vardır.<br />
Çünkü bu milletin iradesinde Sakarya vardır.</p>
<p>Ve bu milletin dilinde asırlardır değişmeyen bir söz vardır:</p>
<p><strong>Ölürsek şehit, kalırsak gazi.</strong></p>
<p>Bu söz bir slogan değildir.<br />
Bu söz Türk milletinin karakteridir.</p>
<p>Bugün Türkiye’ye parmak sallayanların anlamadığı gerçek de tam olarak budur.</p>
<p>Türk milleti korkuyla yön değiştiren bir millet değildir.<br />
Türk milleti baskıyla eğilen bir millet değildir.<br />
Türk milleti tehditle yolundan dönen bir millet hiç değildir.</p>
<p>Bu millet tarih boyunca nice tehdit gördü.</p>
<p>Ama tehdit edenlerin çoğu bugün tarih kitaplarının dipnotlarında bile yer bulamazken, Türk milleti hâlâ ayaktadır.</p>
<p>Çünkü Türk milletinin yürüyüşü sıradan bir yürüyüş değildir.</p>
<p>Bu yürüyüş bir <strong>Kızılelma yürüyüşüdür.</strong></p>
<p>Kızılelma; yalnızca bir hedef değil, Türk’ün cihanşümul idealidir.<br />
Adaletin, nizamın ve insan onurunun yeryüzünde hâkim olması fikridir.</p>
<p>Türk milleti gittiği yere yalnızca gücünü değil; düzeni, hukuku ve vicdanı da götürmüştür.</p>
<p>İşte bu yüzden Türk’ün davası dar bir sınır kavgası değildir.</p>
<p>Bu dava bir medeniyet davasıdır.</p>
<p>Bugün Türkiye’ye karşı provokatif söylemler üretenler, tehdit diliyle konuşanlar ve Türk milletini korkutabileceğini zannedenler şunu çok iyi bilmelidir:</p>
<p>Türk milleti barış ister.</p>
<p>Ama hürriyetinden asla vazgeçmez.</p>
<p>Türk milleti sükûnet sahibidir.</p>
<p>Ama gerektiğinde fırtınaya dönüşmesini de bilir.</p>
<p>Korkaklar her gün ölür.</p>
<p>Ama büyük milletler yalnızca bir kez ölür ve o ölüm bile destana dönüşür.</p>
<p>Türk milleti korkakların değil, kahramanların milletidir.</p>
<p>Bu yüzden kimse yanlış hesap yapmamalıdır.</p>
<p>Bu vatan sahipsiz değildir.<br />
Bu millet yalnız değildir.<br />
Ve Türk milletinin bileği, tarih boyunca olduğu gibi bugün de bükülmez.</p>
<p>Bunu anlamayanlar için tarih hâlâ en büyük öğretmendir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/olumden-oteye-koy-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutsal Kitapla Savaş! İnsanlık Yeni Bir Kıyametin Eşiğinde mi?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/kutsal-kitapla-savas-insanlik-yeni-bir-kiyametin-esiginde-mi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/kutsal-kitapla-savas-insanlik-yeni-bir-kiyametin-esiginde-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:39:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Din Adına Savaş: İnsanlık Tarihin En Tehlikeli Eşiğinde mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Din mi Savaş mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Din Siyaset ve Füze: Kıyamet Söylemi Geri mi Dönüyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Din Üzerinden Savaş: Orta Doğu’da Kıyamet Retoriği]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet Retoriği Başladı mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Kitap Savaş Gerekçesi Olabilir mi? Dünya Bu Soruyu Tartışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Metinle Savaş: Orta Doğu’da Kıyamet Senaryosu mu Yazılıyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Metinle Savaş!]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Metinlerle Savaş: Dünya Orta Çağ’a mı Dönüyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Savaş Söylemi: 21. Yüzyılın En Büyük Tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsallaştırılmış Savaş: Dünya Nereye Sürükleniyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsallaştırılmış Savaşların Sonu Nereye Varır?]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu’da Kutsal Savaş Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu’da Yeni Savaşın Adı: Kutsal Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Savaşın Yeni Dili: Teoloji ve Füze]]></category>
		<category><![CDATA[Savaşın Yeni Silahı: Kutsal Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı Adına Savaş mı? İnsanlık Büyük Bir Sınavda]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı Adına Savaş Tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat mı Savaş mı? Orta Doğu’da Din Üzerinden Yeni Bir Cephe]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat’tan Savaş Retoriğine: Orta Doğu’da Tehlikeli Dönüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53084</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Orta Doğu yine yanıyor. Gökyüzünde füzeler, yerde enkazlar, ekranlarda savaş haritaları…Ama bu kez savaşın gerekçesi yalnızca petrol değil, yalnızca jeopolitik hesaplar değil. Bu kez sahneye kutsal metinler sürülüyor. Benjamin Netanyahu, son konuşmalarından birinde şu sözleri hatırlattı:“Amalek’in sana yaptıklarını unutma.” Bu sözler Yahudi kutsal kitabı olan Tevrat&#8217;a dayanıyor. Özellikle Books of Samuel içinde geçen &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="292" data-end="356">Aziz DAĞTEKİN Yazdı</h3>
<hr />
<p data-start="358" data-end="536">Orta Doğu yine yanıyor. Gökyüzünde füzeler, yerde enkazlar, ekranlarda savaş haritaları…<br data-start="446" data-end="449" />Ama bu kez savaşın gerekçesi yalnızca petrol değil, yalnızca jeopolitik hesaplar değil.</p>
<p data-start="538" data-end="583">Bu kez sahneye <strong data-start="553" data-end="572">kutsal metinler</strong> sürülüyor.</p>
<p data-start="585" data-end="718"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Benjamin Netanyahu</span></span>, son konuşmalarından birinde şu sözleri hatırlattı:<br data-start="674" data-end="677" /><strong data-start="677" data-end="718">“Amalek’in sana yaptıklarını unutma.”</strong></p>
<p data-start="720" data-end="885">Bu sözler Yahudi kutsal kitabı olan <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Tevrat&#8217;a</span></span> dayanıyor. Özellikle <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Books of Samuel</span></span> içinde geçen o ürkütücü pasaj…</p>
<p data-start="887" data-end="1039">“Git Amaleklilere saldır. Onlara ait her şeyi yok et.<br data-start="940" data-end="943" />Hiçbir şeyi esirgeme.<br data-start="964" data-end="967" />Kadın, erkek, çocuk, bebek…<br data-start="994" data-end="997" />Öküz, koyun, deve, eşek…<br data-start="1021" data-end="1024" />Hepsini öldür.”</p>
<p data-start="1041" data-end="1064">Bir an durup düşünelim.</p>
<p data-start="1070" data-end="1222">21. yüzyılda, uluslararası hukuk çağında, insan haklarının var olduğu iddia edilen bir dünyada <strong data-start="1161" data-end="1222">bir savaş gerçekten kutsal bir metne dayandırılabilir mi?</strong></p>
<p data-start="1224" data-end="1251">Bu soru artık teorik değil.</p>
<p data-start="1253" data-end="1438">Çünkü Orta Doğu’da patlayan her bomba bize aynı gerçeği hatırlatıyor. <strong data-start="1325" data-end="1438">Siyaset kutsal metinleri savaşın yakıtına dönüştürdüğünde ortaya çıkan şey yalnızca savaş değil, fanatizmdir.</strong></p>
<p data-start="1440" data-end="1465">Tarih bu örneklerle dolu.</p>
<p data-start="1467" data-end="1555">Haçlı Seferleri…<br data-start="1483" data-end="1486" />Din adına yakılan şehirler…<br data-start="1513" data-end="1516" />Kutsal sloganlarla öldürülen milyonlar…</p>
<p data-start="1557" data-end="1566">Ve bugün.</p>
<p data-start="1568" data-end="1724">Savaşın dili değişti.<br data-start="1589" data-end="1592" />Artık generaller kadar <strong data-start="1615" data-end="1641">teologlar da konuşuyor</strong>.<br data-start="1642" data-end="1645" />Strateji masalarında yalnızca haritalar değil, <strong data-start="1692" data-end="1724">kutsal metinler de açılıyor.</strong></p>
<p data-start="1726" data-end="1762">Bu, insanlık için ürkütücü bir eşik.</p>
<p data-start="1764" data-end="1835">Çünkü siyasi savaşların bir sınırı vardır.<br data-start="1806" data-end="1809" />Diplomasiyle bitebilirler.</p>
<p data-start="1837" data-end="1888">Ama <strong data-start="1841" data-end="1888">kutsallaştırılmış savaşların sınırı yoktur.</strong></p>
<p data-start="1890" data-end="1939">Onlar <strong>“zafer”</strong> ile değil <strong data-start="1914" data-end="1939">“yok etme” </strong>ile biter.</p>
<p data-start="1941" data-end="2114">İşte bu yüzden bugün Orta Doğu’da yükselen söylem sadece askeri bir tehdit değildir.<br data-start="2025" data-end="2028" />Bu söylem, <strong data-start="2039" data-end="2114">tarihin en karanlık çağlarını hatırlatan bir zihniyetin geri dönüşüdür.</strong></p>
<p data-start="2116" data-end="2139">Daha da ironik olan şu: Tarih boyunca en çok peygamber gönderildiği anlatılan bir kavim İsrail. Yine tarih anlatılarında <strong data-start="2232" data-end="2293">en çok peygamber öldüren kavimlerden biri olarak İsrail&#8217;in anılması</strong> bu çelişkinin en trajik simgelerinden biridir.</p>
<p data-start="2342" data-end="2388">Bugün yaşananların en korkutucu tarafı ise şu: Eğer savaş <strong data-start="2401" data-end="2423">tanrısal bir görev</strong> gibi sunulmaya başlanırsa, o savaşın içinde merhamete yer kalmaz.</p>
<p data-start="2491" data-end="2566">Çünkü o noktada savaş artık bir politika değil, <strong data-start="2539" data-end="2566">kıyamet psikolojisidir.</strong></p>
<p data-start="2568" data-end="2596">Ve insanlık çok iyi biliyor:</p>
<p data-start="2598" data-end="2709">Kıyamet psikolojisiyle yürütülen savaşlar sadece şehirleri değil <strong data-start="2667" data-end="2709">gelecek kuşakların vicdanını da yakar.</strong></p>
<p data-start="2711" data-end="2758">Şimdi herkesin kendine sorması gereken soru şu: <strong data-start="2760" data-end="2897">Kutsal kitaplar insanlığı kurtarmak için mi gönderildi, yoksa insanlar kendi savaşlarını kutsallaştırmak için mi onları kullanıyor?</strong></p>
<p data-start="2899" data-end="3053">Eğer bu sorunun cevabını dürüstçe veremezsek, Orta Doğu’da başlayan bu yangın yalnızca bir bölgenin değil <strong data-start="3011" data-end="3053">bütün dünyanın felaketine dönüşebilir.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/kutsal-kitapla-savas-insanlik-yeni-bir-kiyametin-esiginde-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korkma Diye Başlayan Türkiye,  Diz Çökmez, Hesap Bozar!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/korkma-diye-baslayan-turkiye-diz-cokmez-hesap-bozar/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/korkma-diye-baslayan-turkiye-diz-cokmez-hesap-bozar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 17:04:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=53018</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Dünya siyasetinde artık diplomasi metinleri değil, meydan nutukları dolaşıma sokuluyor. Amerika’nın sadist ve despot başkanı Donald Trump bir süre önce kameraların karşısına geçip İran halkına “sokağa inin, rejimi yıkın, biz yardıma geliyoruz” diye seslendiğinde bunun adı diplomasi değil, açık müdahale çağrısıydı. Üstelik nükleer silah iddiasını kaldıraç yapıp ardından “özgürlük” ambalajıyla rejim değişikliği &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Dünya siyasetinde artık diplomasi metinleri değil, meydan nutukları dolaşıma sokuluyor. Amerika’nın sadist ve despot başkanı Donald Trump bir süre önce kameraların karşısına geçip İran halkına <em><strong>“sokağa inin, rejimi yıkın, biz yardıma geliyoruz”</strong></em> diye seslendiğinde bunun adı diplomasi değil, açık müdahale çağrısıydı. Üstelik nükleer silah iddiasını kaldıraç yapıp ardından <em><strong>“özgürlük”</strong></em> ambalajıyla rejim değişikliği vaat etmek, artık kimseyi ikna etmiyor.</p>
<p>Sonra ne oldu? Diplomasi masası henüz tamamen devrilmemişken bombalar konuştu. ABD’nin İsrail ile birlikte İran’ı hedef alması, masum insanların hayatını kaybetmesi, 170 genç kız öğrencinin ölüm haberleri… <strong>“Özgürlük”</strong> söyleminin gölgesinde yıkılan hayatlar. Ortadoğu’da her müdahaleden sonra ezbere tekrarlanan o cümle yine servis edildi: <strong>“Bu operasyon istikrar getirecek.”</strong> Oysa geriye kalan sadece acı, öfke ve daha derin bir kırılma oldu.</p>
<p>Dahası da var. 2026’da İran’ın, 2036’da Ankara’nın hedef olacağına dair paylaşımlar dolaşıma sokuldu. <strong>“Sırada Türkiye var”</strong> imaları yapıldı. Bu açık bir psikolojik harp dilidir. Amaç; korku üretmek, toplumları sindirmek ve tehdit algısını normalleştirmektir. Uluslararası siyasetin geldiği nokta buysa, ortada ciddi bir çürüme var demektir.</p>
<p>Şunu herkes bilsin: Türkiye sıradan bir coğrafya değildir. Bu topraklar masa başında çizilmiş sınırlarla değil, ağır bedeller ödenerek korunmuştur. İstiklâl Marşı <strong>“Korkma”</strong> diye başlar; bu sadece bir dize değil, bir milletin karakter beyanıdır. Bu ülkede çocuklara bayrağın yere düşmeyeceği, vatanın miras değil emanet olduğu öğretilir.</p>
<p>Türkiye’yi sosyal medya senaryolarıyla hizaya getireceğini düşünenler tarihe bakmalıdır. Bu millet kendi içinde tartışır, eleştirir, hatta sert şekilde ayrışır; fakat söz konusu vatan olduğunda ortak paydada birleşmesini bilir. Dün Çanakkale’de, Sakarya’da ortaya konan irade neyse, bugün de aynıdır.</p>
<p>Uluslararası güç mücadelesinde büyük devletlerin çıkar hesapları olabilir. Ancak başka ülkelerin iç işlerine açık çağrı yapmak, rejim değişikliğini teşvik etmek ve ardından askeri güç kullanmak, modern çağın müdahaleci refleksidir. Bunun bedelini ise her zaman bölge halkları öder.</p>
<p>Türkiye’ye gözdağı verenlere mesajımız nettir. Bu ülke tehdit diliyle dizayn edilemez. <strong>“Denize dökülme”</strong> ifadesi hamaset değil, tarihsel bir direniş hafızasının sembolüdür. Kimse bu hafızayı küçümsemesin, kimse toplumsal sabrı sınamaya kalkmasın.</p>
<p>Bugün İran üzerinden yürütülen hesapların yarın başka başkentlere yönelmeyeceğinin garantisi yok. Bu yüzden mesele yalnızca bir ülke meselesi değil; egemenlik ve bağımsızlık meselesidir.</p>
<p>Ve unutulmasın…</p>
<p>Bu millet korkuyla hizaya girmez, tehditle susmaz, ambargoyla diz çökmez. <strong>“Korkma!”</strong> diye başlayan bir marşla büyüyen bir topluma korku dili işlemez. O kelime bir şiir değil; bir duruş, bir hafıza ve bir iradedir.</p>
<p>Türkiye’yi masa başı planlarla korkutacağını sananlar şunu iyi bilsin ki, Bu ülke projeksiyon haritalarıyla şekillenmez. Tehdit not edilir ama kader tehdit sahiplerine yazdırılmaz. Hangi plan yapılırsa yapılsın, karşısında aynı kelime durur: Bağımsızlık.</p>
<p>Biz farklı düşünebiliriz; fakat söz konusu vatan olduğunda ortak payda konuşur. Çünkü bu ülkenin hafızasında tek bir cümle yazar: Teslimiyet yok.</p>
<p>Altını kalın çizgilerle çizelim:  <strong>Türk</strong> <strong>varsa tereddüt susar, kararlılık konuşur!</strong></p>
<p>Ve unutulmasın! Bu millet korkuyla değil, inançla ayağa kalkar. <strong>“Korkma”</strong> diye başlayan bir marşı olan bir ülkeye, tehdit dili sökmez.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/korkma-diye-baslayan-turkiye-diz-cokmez-hesap-bozar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortadoğu’da Akan Kanın Ardındaki Büyük Hesap</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/ortadoguda-akan-kanin-ardindaki-buyuk-hesap/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/ortadoguda-akan-kanin-ardindaki-buyuk-hesap/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 23:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[#diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[#türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[algı operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ateş çemberi]]></category>
		<category><![CDATA[barış çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Netanyahu]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel istikrarsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel kriz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[enerji savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[güç mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık suçu]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[işgal politikası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[istihbarat savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Kan ve Gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel çıkar çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[küresel güçler]]></category>
		<category><![CDATA[küresel hegemonya]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[mazlumlar]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer bahanesi]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu dengeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaşın gerçek yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ümmet bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52964</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Ortadoğu bir kez daha ateşin kıyısında. Bir kez daha bombaların gölgesinde, bir kez daha güç hesaplarının kirli satranç tahtasında insan hayatı piyon gibi sürülüyor. Ortadoğu’da yine aynı senaryo sahnede. Aynı aktörler. Aynı yalanlar. Aynı gözyaşı. Ve yine ölen çocuklar… Gazze Şeridi’nde dünyanın gözleri önünde çocuklar öldürüldü. Oyuncaklarının başında, annelerinin kucağında, uykularının en masum &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Ortadoğu bir kez daha ateşin kıyısında. Bir kez daha bombaların gölgesinde, bir kez daha güç hesaplarının kirli satranç tahtasında insan hayatı piyon gibi sürülüyor.</p>
<p>Ortadoğu’da yine aynı senaryo sahnede. Aynı aktörler. Aynı yalanlar. Aynı gözyaşı. Ve yine ölen çocuklar…</p>
<p>Gazze Şeridi’nde dünyanın gözleri önünde çocuklar öldürüldü. Oyuncaklarının başında, annelerinin kucağında, uykularının en masum yerinde bombalarla parçalandılar. O çocukların suçu neydi? Bir topun peşinden koşmak mı? Bir sabaha uyanmayı umut etmek mi?</p>
<p>Bugün aynı karanlık el, aynı zihniyet, aynı pervasızlık bu kez İran semalarında kendini gösteriyor. Saldırılarda sivillerin ve çocukların hayatını kaybettiğine dair haberler, bu savaşın gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koyuyor:</p>
<p>Bu savaş, güvenlik savaşı değildir.</p>
<p>Bu savaş, güç savaşıdır.</p>
<p>Bu savaş, çıkar savaşıdır.</p>
<p>ABD, yıllardır dünyaya aynı masalı anlatıyor: “Nükleer tehdit.”</p>
<p>Oysa tarih bize başka bir gerçeği anlatıyor.</p>
<p>Irak’ta da aynı yalan söylendi. “Kitle imha silahları var” dediler. Sonra ne oldu? O silahlar hiçbir zaman bulunamadı. Ama Irak’ın petrolü bulundu. Irak’ın kaynakları bulundu. Irak’ın geleceği çalındı.</p>
<p>Bugün İran üzerinden sahnelenen gerilim de aynı senaryonun yeni perdesidir.</p>
<p>Çünkü mesele nükleer değildir.</p>
<p>Mesele petroldür.</p>
<p>Mesele doğalgazdır.</p>
<p>Mesele, Ortadoğu’nun damarlarına hükmetme meselesidir.</p>
<p>Ve bu kirli denklemin merkezinde, bölgeyi sürekli ateşin içinde tutarak kendi güvenlik doktrinini genişleten bir devlet vardır: İsrail.</p>
<p>Benjamin Netanyahu yönetimi, yıllardır krizle beslenen bir siyaset yürütmektedir. Çünkü savaş, onların en güçlü kalkanıdır. Kaos, onların en güvenli zırhıdır.</p>
<p>Dün Gazze’yi bombaladılar.</p>
<p>Bugün İran’ı hedef alıyorlar.</p>
<p>Çünkü dikkatler başka yere kaydıkça, işgal görünmez olur.</p>
<p>Çünkü dünya başka yangınlara bakarken, gerçek yangının üzeri örtülür.</p>
<p>Bu yalnızca bir askeri operasyon değil, aynı zamanda bir algı operasyonudur.</p>
<p>Öte yandan uluslararası siyasetin karanlık koridorlarında dolaşan dosyalar, ilişkiler ve iddialar da bu güç mücadelelerinin gölgesini büyütmektedir. Özellikle Donald Trump döneminde tartışılan bağlantılar, Jeffrey Epstein dosyaları ve istihbarat savaşlarına dair iddialar, küresel güç ilişkilerinin ne kadar karmaşık ve sert olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Bu düzen, şeffaf bir düzen değildir.</p>
<p>Bu düzen, güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzendir.</p>
<p>Ama bu karanlığın içinde bir ülke vardır ki, o ülke ateşi büyüten değil, söndürmeye çalışan taraftır.</p>
<p>O ülke Türkiye’dir.</p>
<p>Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı bu yüzden tarihseldir. Çünkü Türkiye bilir ki bu coğrafyada bir çocuğun gözyaşı, bütün insanlığın yenilgisidir.</p>
<p>Bugün mesele yalnızca İran değildir.</p>
<p>Bugün mesele yalnızca Gazze değildir.</p>
<p>Bugün mesele, insanlığın vicdanıdır.</p>
<p>Ya dünya, güçlünün hukukuna boyun eğecektir…</p>
<p>Ya da mazlumun yanında duracaktır.</p>
<p>Tarih, her şeyi yazar.</p>
<p>Ama en çok şunu yazar:</p>
<p>Kim bombaladı?</p>
<p>Kim sustu?</p>
<p>Ve kim direndi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/ortadoguda-akan-kanin-ardindaki-buyuk-hesap/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Radar Devleti mi, Denetim Devleti mi?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/radar-devleti-mi-denetim-devleti-mi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/radar-devleti-mi-denetim-devleti-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 23:20:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[adalet devleti mi?]]></category>
		<category><![CDATA[adalet nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza devleti mi]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza hızla geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza sistemi güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza var]]></category>
		<category><![CDATA[denetim gecikiyor]]></category>
		<category><![CDATA[denetim kusurlu]]></category>
		<category><![CDATA[denetim sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[denetim sistemi zayıf]]></category>
		<category><![CDATA[denetim yok]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet radar kuruyor]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatçı korunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[koruma yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[peki denetim nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[piyasa serbest]]></category>
		<category><![CDATA[piyasa umursamıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Radar affetmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Radar güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[Radar her yerde]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsilat hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsilat kusursuz]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaş cezalı]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaş izleniyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52916</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Marketlerde etiketler neredeyse her gün değişiyor. Vatandaş sabah gördüğü fiyatı akşam aynı rafta bulamıyor. Denetim olması gereken yerde belirsizlik, kontrol olması gereken yerde sessizlik hakim. Ama konu trafik olunca aynı devlet, en ücra köşeye kadar radar kurabiliyor, milyonlarca cezayı kusursuz bir hızla kesip vatandaşın kapısına ulaştırabiliyor. İşte tam da bu çarpıcı çelişkinin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Marketlerde etiketler neredeyse her gün değişiyor. Vatandaş sabah gördüğü fiyatı akşam aynı rafta bulamıyor. Denetim olması gereken yerde belirsizlik, kontrol olması gereken yerde sessizlik hakim. Ama konu trafik olunca aynı devlet, en ücra köşeye kadar radar kurabiliyor, milyonlarca cezayı kusursuz bir hızla kesip vatandaşın kapısına ulaştırabiliyor. İşte tam da bu çarpıcı çelişkinin ortasında vatandaş tek bir soruyu soruyor:</p>
<p>Ey devletimiz!…</p>
<p>Rakamlar konuşuyor. Hem de öyle sessiz değil, haykırarak konuşuyor. Neden mi? Söyleyelim öyleyse!&#8230;</p>
<p>Geçtiğimiz yıl trafikte tam <strong>35 milyon ceza</strong> kesilmiş. Aynı yıl meydana gelen toplam trafik kazası sayısı ise yaklaşık <strong>1 milyon 300 bin</strong>. Şimdi bu tabloya vicdanla bakalım. Eğer amaç kazaları önlemekse, neden ceza sayısı kaza sayısının yaklaşık 35 katı?</p>
<p>Daha çarpıcı olan şu: Bu cezaların sadece yaklaşık <strong>5 milyonu sahadaki polis tarafından</strong>, yani sürücü durdurularak, risk anında müdahale edilerek kesilmiş. Geri kalan <strong>30 milyonu ise gizlenmiş radar sistemleriyle</strong>, yani sürücü olay anında durdurulmadan, çoğu zaman farkına bile varmadan, günler sonra tebligatla gönderilmiş.</p>
<p>Şimdi soruyoruz: Bu gerçekten bir önleme yöntemi mi?</p>
<p>Bir sürücü, hız yaptığını olay anında bilmiyorsa, radarın orada olduğunu görmüyorsa, uyarılmıyorsa, yavaşlama şansı bulamıyorsa bu ceza kazayı nasıl önlüyor?</p>
<p>Ceza, kazadan önce davranışı değiştirmek için vardır. Kazadan sonra gelir elde etmek için değil.</p>
<p>Eğer amaç gerçekten can kurtarmak olsaydı, radarın olduğu yerde sürücü durdurulurdu. Uyarılırdı. Gerekirse ehliyetine el konulurdu. Ama bugün olan şu: Sürücü yoluna devam ediyor. Belki aynı hızla, belki daha da hızlı. Ceza ise günler sonra geliyor.</p>
<p>Yani ceza, riski durdurmuyor. Sadece tahsil ediliyor.</p>
<p>Daha da acı bir çelişki var.</p>
<p>Devlet, trafikte kilometre kilometre radar kuruyor. Gizli noktalar belirliyor. Mobil radar araçlarıyla her gün binlerce sürücüyü tespit ediyor. Teknoloji çalışıyor. Sistem kusursuz işliyor. Tahsilat eksiksiz yapılıyor.</p>
<p>Peki aynı devlet, neden market raflarında aynı hassasiyeti göstermiyor?</p>
<p>Neden her gün değişen etiketlere karşı aynı refleks yok?</p>
<p>Neden bir sürücüyü kilometrelerce uzaktan tespit eden sistem, vatandaşın cebini yakan fırsatçı fiyatlara karşı aynı hızla devreye girmiyor?</p>
<p>Neden gizli radar kadar etkili bir “gizli fiyat denetimi” yok?</p>
<p>Neden trafik radarları kadar yoğun bir “etiket radarı” yok?</p>
<p>Çünkü orada tahsilat var.</p>
<p>Burada ise sorumluluk var.</p>
<p>Tahsilat kolaydır. Denetim zordur.</p>
<p>Ceza kesmek kolaydır. Düzeni sağlamak zordur.</p>
<p>Vatandaşın cebinden almak kolaydır. Vatandaşın cebini korumak zordur.</p>
<p>Devletin görevi ceza kesmek değildir. Devletin görevi, vatandaşı korumaktır.</p>
<p>Ceza bir araçtır, amaç değil.</p>
<p>Eğer ceza, davranışı değiştirmiyorsa, sadece gelir üretiyorsa, orada sorgulanması gereken bir sistem vardır.</p>
<p>Bugün milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: Biz gerçekten korunuyor muyuz?</p>
<p>Yoksa sadece izleniyor ve tahsil ediliyor muyuz?</p>
<p>Devletin gücü, ne kadar ceza kestiğiyle değil, ne kadar adalet sağladığıyla ölçülür.</p>
<p>Devletin itibarı, ne kadar radar kurduğuyla değil, ne kadar güven verdiğiyle büyür.</p>
<p>Vatandaş, cezalandırılacak bir hedef değildir.</p>
<p>Vatandaş, korunacak bir emanettir.</p>
<p>Ve unutulmamalıdır ki…</p>
<p>Adalet, sadece ceza kesmekle değil, hakkı korumakla sağlanır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/radar-devleti-mi-denetim-devleti-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD’nin Rum Kucağı ve Türk Sabrı</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/abdnin-rum-kucagi-ve-turk-sabri/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/abdnin-rum-kucagi-ve-turk-sabri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 20:42:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[#türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD üsleri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD-Rusya-İran ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[askeri iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[askeri tatbikat]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güç dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[danışıklı dövüş]]></category>
		<category><![CDATA[DEAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[New Jersey Ulusal Muhafızları]]></category>
		<category><![CDATA[oyun planı]]></category>
		<category><![CDATA[PKK YPG]]></category>
		<category><![CDATA[Rum Kesimi]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik hamleler]]></category>
		<category><![CDATA[Terörle Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Türk aklı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Rum gerilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52888</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Kıbrıs’ta gerilim yeniden tırmanıyor. ABD Silahlı Kuvvetleri ve New Jersey Ulusal Muhafızları, Rum askerlerini “terörle mücadele ve siber güvenlik” adı altında eğitmeye devam ediyor. Türkiye’nin NATO müttefiki olan ABD, ne gariptir ki kendi müttefiki olan Rum tarafını güçlendirmekten geri durmuyor. Kıbrıs Rum Kesimi ile yürütülen ikili iş birliği kapsamında ABD, Avrupa filosunun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="112" data-end="150"><strong data-start="112" data-end="148">Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p data-start="152" data-end="453">Kıbrıs’ta gerilim yeniden tırmanıyor. ABD Silahlı Kuvvetleri ve New Jersey Ulusal Muhafızları, Rum askerlerini “terörle mücadele ve siber güvenlik” adı altında eğitmeye devam ediyor. Türkiye’nin NATO müttefiki olan ABD, ne gariptir ki kendi müttefiki olan Rum tarafını güçlendirmekten geri durmuyor.</p>
<p data-start="455" data-end="899">Kıbrıs Rum Kesimi ile yürütülen ikili iş birliği kapsamında ABD, Avrupa filosunun güvenliği bahanesiyle Rum askerleriyle ortak tatbikatlar gerçekleştiriyor. Deniz Piyadeleri, Özel Terörle Mücadele birimleri, FETSEUR gibi seçkin birlikler Rum askerlerini eğitiyor; New Jersey Ulusal Muhafızları ile siber güvenlik alanında bilgi alışverişi yapılıyor. Her ne kadar adı “terörle mücadele” olsa da, işin özü Türkiye karşıtı stratejik bir manevra.</p>
<p data-start="901" data-end="1358">Bu tablo, ABD-İran kukla tiyatrosunun bir perdesi gibi. Ama iş öyle basit bir tiyatro değil; danışıklı dövüşün son perdesi, sahnedeki her figürün rolünü önceden bildiği bir oyun gibi. İngiliz aklıyla şekillenen ABD, ekonomik batma çanları çalan kendi ülkesi için çıkış yolları ararken, önce PKK/YPG’yi, şimdi ise Rum tarafını kucağına aldı. Güney Kıbrıs’a ve Yunanistan’a anlamsız üsler kuruyor, Türk’ün doğal denge ve güvenlik hassasiyetini hiçe sayıyor.</p>
<p data-start="1360" data-end="1766">Türkiye, bu kalleş ve sinsi oyunları sessizce, sabırla not ediyor. Tarih, sabırla bekleyen aklın ve stratejinin önemini defalarca gösterdi. Afrika’yı İngiliz ve Fransız sömürgesinden kurtaran, Suriye’yi ABD ve İsrail destekli PKK/YPG ve DEAŞ çetelerinden temizleyen, Karabağ’ı Ermenistan işgalinden kurtaran, Irak’taki vekil güçleri süpüren Türk aklı, zamanı geldiğinde elbette gereken cevabı verecektir.</p>
<p data-start="1768" data-end="2057">ABD, Rumları eğiterek bir taşla birkaç kuş vurmaya çalışıyor olabilir. Ama Türkiye, sadece askeri ve diplomatik gücüyle değil, stratejik sabrı ve derin aklıyla bu oyunları bozacak kapasiteye sahiptir. Ve herkes bilsin ki; sabır, Türk’ün silahıdır; ve zamanı geldiğinde her hesap sorulur.</p>
<p data-start="2059" data-end="2174">Bu kalleş oyunları not ediyorsunuz, ama unutmayın: Türk aklı, zamanı geldiğinde bütün taşları yerli yerine koyar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/abdnin-rum-kucagi-ve-turk-sabri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İlahi Neden Bu Kadar Çok Şeyi Hatırlattı?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-ilahi-neden-bu-kadar-cok-seyi-hatirlatti/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-ilahi-neden-bu-kadar-cok-seyi-hatirlatti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 21:15:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu’nun manevi mirası]]></category>
		<category><![CDATA[din ve toplum ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[dini hassasiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[dini müzik ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[dini özgürlük Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[inanç ve kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[inanç ve laiklik dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe’de Hacılar ilahisi]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel ve dini değerler]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik ve din özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik ve inanç ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[manevi değerler Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[manevi uyanış]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı genelgesi]]></category>
		<category><![CDATA[ortak değerler Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medyada ilahi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de dini yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de ideolojik tartışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de kültürel kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de laiklik tartışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52824</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Bazen bir ses yükselir… Ne bir siyasi kürsüden, ne bir televizyon ekranından, ne de bir kampanyanın parçası olarak. Sadece kalpten çıkar ve kalplere ulaşır. Son günlerde milyonların diline dolanan, insanlara huzur ve sükûnet veren “Kabe’de Hacılar” ilahisi de işte böyle bir ses oldu. Ne bir propaganda ürünüydü ne de bir dayatma. O, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Bazen bir ses yükselir… Ne bir siyasi kürsüden, ne bir televizyon ekranından, ne de bir kampanyanın parçası olarak. Sadece kalpten çıkar ve kalplere ulaşır. Son günlerde milyonların diline dolanan, insanlara huzur ve sükûnet veren “Kabe’de Hacılar” ilahisi de işte böyle bir ses oldu. Ne bir propaganda ürünüydü ne de bir dayatma. O, Anadolu’nun asırlardır taşıdığı inancın, özlemin ve maneviyatın yankısıydı.</p>
<p>Kabe, sadece taş ve örtü değildir. O, milyonlar için yön, anlam ve teslimiyettir. O yüzden bu ilahiyi dinleyen bir genç de, bir anne de, bir dede de aynı duyguda buluştu: Aidiyet.</p>
<p>Ancak Türkiye’de ne yazık ki maneviyatın yükseldiği her an, beraberinde bir tartışmayı da getiriyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi çevresinden gelen bazı eleştiriler, meseleyi bir ilahiden çıkarıp ideolojik bir tartışmanın içine çekti. Oysa burada sorulması gereken soru şudur: Bir ilahinin milyonlara umut vermesinden kim neden rahatsız olur?</p>
<p>Bu soruyu sormak, bir siyasi partiyi hedef almak değil; bir toplumsal refleksi anlamaya çalışmaktır.</p>
<p><strong>LAİKLİK: YASAKLAMAK MI, ÖZGÜR BIRAKMAK MI?</strong></p>
<p>Öncelikle şu gerçeği net şekilde ifade etmek gerekir: Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Laiklik, ne dinsizliktir ne de din karşıtlığıdır. Laiklik, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesinin teminatıdır.</p>
<p>Laiklik; bir insanın camiye gidebilmesini de, gitmemesini de güvence altına alır. Birinin ilahi dinlemesini de, diğerinin dinlememesini de korur. Laiklik, yasaklamak değil; özgür bırakmaktır.</p>
<p>Ancak laikliği, toplumun inançlarını kamusal alandan tamamen silmek olarak yorumlamak, laikliğin özüne değil; yanlış yorumuna hizmet eder.</p>
<p><strong>BU MİLLETİN RUHUNDA NE VAR?</strong></p>
<p>Bu coğrafya, bin yıldır ezanla, ilahiyle, dua ile yoğrulmuş bir coğrafyadır. Bu, kimseye dayatılan bir kimlik değil; tarihsel ve sosyolojik bir gerçektir. Bu millet, savaşta da ilahi söyledi, düğünde de ilahi söyledi, cenazede de ilahi söyledi.</p>
<p>Bir ilahinin sosyal medyada milyonlara ulaşması, bir organizasyonun başarısı değil; bir milletin hafızasının hâlâ canlı olduğunun göstergesidir.</p>
<p>Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına yönelik etkinlik genelgesi de benzer bir tartışmanın merkezine yerleşti. Oysa burada yapılması gereken, insanların inancını yaşamasına alan açmak ile kimseye dayatma yapmamak arasındaki dengeyi korumaktır.</p>
<p><strong>ASIL MESELE BİRLİKTE YAŞAYABİLMEK</strong></p>
<p>Türkiye’nin gücü, tek tip insan yetiştirmesinde değil; farklılıkları birlikte yaşatabilmesindedir. Bir insan ilahi dinlediği için geri kalmış olmaz. Bir insan dinlemediği için de eksik olmaz. Medeniyet, bu iki insanın birbirine saygı duyabildiği yerde başlar. İnanç, bireyin kalbiyle ilgilidir. Devletin görevi ise o kalbin özgürce atmasını sağlamaktır.</p>
<p><strong>KORKULMASI GEREKEN İLAHİ DEĞİL, AYRIŞMADIR</strong></p>
<p>Bugün korkulması gereken şey bir ilahinin yayılması değildir. Korkulması gereken şey, insanların birbirinin inancından rahatsız hale gelmesidir. Çünkü bir millet, inancını kaybettiğinde değil; birbirine olan saygısını kaybettiğinde zayıflar.</p>
<p>Bu yüzden mesele bir ilahi meselesi değildir. Mesele, bu ülkenin ortak vicdanını koruyup koruyamayacağı meselesidir.</p>
<p>Ve gerçek şu ki…</p>
<p>Bu millet, bin yıldır aynı göğe bakıp farklı dualar etse bile, aynı vatanı paylaşmayı başarmıştır. Önemli olan, o göğün altında birbirimizin varlığına tahammül değil; saygı gösterebilmektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-ilahi-neden-bu-kadar-cok-seyi-hatirlatti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Dünyanın Putları ve Kaybolan İnsanlık!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/modern-dunyanin-putlari-ve-kaybolan-insanlik/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/modern-dunyanin-putlari-ve-kaybolan-insanlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:24:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamit II dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ahlâk krizi]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[aile yapısının korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[değerler krizi]]></category>
		<category><![CDATA[din ve laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[dini değerler]]></category>
		<category><![CDATA[dini köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[faiz eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[güncel siyasi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[gündem analizi]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[ideolojik çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi adalet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İslam medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’da adalet]]></category>
		<category><![CDATA[istibdat ve hürriyet tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[manevi çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet krizi]]></category>
		<category><![CDATA[modern putperestlik]]></category>
		<category><![CDATA[modern toplum eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[nefs ve irade]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı mirası]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[sekülerizm eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[slogan tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[tarih ve ibret]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel perspektif]]></category>
		<category><![CDATA[toplum ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan ve hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[viral köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[zina yasağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52800</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Ankara’da atılan şuursuzca sloganlar bir kez daha bize şunu gösterdi: Bu topraklarda asıl kavga, bir yönetim biçimi kavgası değil; bir medeniyet tasavvuru kavgasıdır. “Kahrolsun şeriat, yaşasın laiklik” diye bağıranlar aslında neyi reddettiklerinin farkında mı? Şeriat denildiğinde akıllarına karanlık bir tablo getirilenlerin, dönüp kendi hayat pratiklerine bakmaları gerekmez mi? Zina yasaklandı diye mi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h2>
<hr />
<p>Ankara’da atılan şuursuzca sloganlar bir kez daha bize şunu gösterdi: Bu topraklarda asıl kavga, bir yönetim biçimi kavgası değil; bir medeniyet tasavvuru kavgasıdır. “Kahrolsun şeriat, yaşasın laiklik” diye bağıranlar aslında neyi reddettiklerinin farkında mı?</p>
<p>Şeriat denildiğinde akıllarına karanlık bir tablo getirilenlerin, dönüp kendi hayat pratiklerine bakmaları gerekmez mi?</p>
<p>Zina yasaklandı diye mi öfkelisiniz? Nesil bozulmasın, aile çökmesin diye konulan bir hududa mı düşmansınız?</p>
<p>Faiz haram kılındı diye mi rahatsızsınız? Fakirin alın teri, sermayenin çarkları arasında ezilmesin diye getirilen bir ölçü mü sizi ürkütüyor?</p>
<p>İçki yasaklandı diye mi karşısınız? Aklın, iradenin, şahsiyetin korunması mı sizi tedirgin ediyor?</p>
<p>Adalet emredildi diye mi huzursuzsunuz? Zalimlerin önüne set çekilmesi mi size ağır geliyor?</p>
<p>Bugün “özgürlük” adına alkışlanan tabloya bakalım: Aileler parçalanmış, gençlik kimlik krizinde, bağımlılıklar sıradanlaşmış, insan onuru piyasa değerine indirgenmiş. Kadın bedeni reklam panosuna, erkek sorumluluktan kaçan bir figüre dönüşmüş. Çocuklar babasız, toplum istikametsiz.</p>
<p>Soruyorum: Allah’ın hükmünü terk edip ne buldunuz?</p>
<p>Hangi sistem faizsiz bir düzen kurabildi?<br />
Hangi laik rejim fakiri ezmeden ayakta durabildi?<br />
Hangi ideoloji insana hem dünyada huzur hem ahirette umut verebildi?</p>
<p>Mesele şeriat değil. Mesele, nefsin sınırsızlığına dokunulması. İnsan, sınır istemiyor. Hesap vermek istemiyor. “Ben yapayım, ben belirleyeyim, ben yaşayım” diyor. Ama sınırsızlık özgürlük değildir; çoğu zaman esarettir.</p>
<p>Tarih bunun şahididir.</p>
<p>Abdülhamit II döneminde de benzer sloganlar atıldı: <strong><em>“Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!”</em></strong> Peki o çok arzulanan hürriyet geldiğinde ne oldu? İmparatorluk parçalandı. Dış müdahaleler arttı. Borç batağı derinleşti. Siyasi kaos büyüdü. Slogan atanlar gerçekten özgür mü oldu, yoksa küresel güçlerin oyun sahasında figüran mı haline geldiler?</p>
<p>Bugün de aynı zihniyet, aynı refleksle hareket ediyor. Kendi medeniyet köklerine düşmanlık ederek ilerlediğini sanıyor. Oysa köksüz ağaç meyve vermez. Kendi değerini inkâr eden toplum, başkasının değerini taklit eder; ama asla onun kadar güçlü olamaz.</p>
<p>Şeriat kelimesinden ürkenler, aslında adalet, ahlak ve sorumluluk fikrinden ürküyor olabilir mi?</p>
<p>Modern çağın putları var! Sınırsız tüketim, bireysel haz, ölçüsüz özgürlük… Ama bu putlar insanı mutlu etmedi. Aksine yalnızlaştırdı, parçalayarak çoğalttı, kalabalıklar içinde yapayalnız bıraktı.</p>
<p>Hakikat şu: Allah’ın hükmü insanın aleyhine değil, lehinedir. Yasaklar cezalandırmak için değil, korumak içindir. Emirler baskı için değil, denge içindir.</p>
<p>Sokakta slogan atmak kolaydır. Zor olan, tarihten ders almak ve aynaya bakmaktır.</p>
<p>Bugün asıl sorulması gereken soru şudur:<br />
Şeriat mı insanı geri bırakır, yoksa nefsine teslim olmuş bir toplum mu kendini çürütür?</p>
<p>Cevap sokakta değil, vicdandadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/modern-dunyanin-putlari-ve-kaybolan-insanlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kimin Toprağını Kime Veriyorsunuz? Ey Trump, Sen Kimsin?</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/kimin-topragini-kime-veriyorsunuz-ey-trump-sen-kimsin/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/kimin-topragini-kime-veriyorsunuz-ey-trump-sen-kimsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 23:53:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ABD dış politika eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD İsrail politikası]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Ortadoğu müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük İsrail planı]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[İslam dünyası çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel güç eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu mesajı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Trump eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Trump Ortadoğu sözleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52761</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Dünya, insanlık tarihinin en karanlık sorularından biriyle yeniden yüzleşiyor: Bir lider, başka halkların kaderini tayin etme hakkını kendinde nasıl görebilir? Bugün, Donald Trump ve onun ideolojik çizgisini temsil eden isimlerin söylemleri, sadece siyasi bir tartışma değil; insanlığın onuru, ulusların egemenliği ve halkların var olma hakkı üzerine bir meydan okumadır. Mike Huckabee’nin, Tucker &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Dünya, insanlık tarihinin en karanlık sorularından biriyle yeniden yüzleşiyor: Bir lider, başka halkların kaderini tayin etme hakkını kendinde nasıl görebilir?</p>
<p>Bugün, Donald Trump ve onun ideolojik çizgisini temsil eden isimlerin söylemleri, sadece siyasi bir tartışma değil; insanlığın onuru, ulusların egemenliği ve halkların var olma hakkı üzerine bir meydan okumadır.</p>
<p>Mike Huckabee’nin, Tucker Carlson ile yaptığı röportajda kullandığı ifadeler, bir gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur: Bazıları, milyonlarca insanın yaşadığı toprakları bir inanç yorumuna dayanarak başka bir devlete vermeyi meşru görebilmektedir.</p>
<p>Soruyoruz:</p>
<p>Ey Trump! Sen kimsin Trump?</p>
<p>Hangi hakla, hangi yetkiyle, hangi vicdanla, binlerce yıllık medeniyetlerin yaşadığı topraklar üzerinde hüküm dağıtıyorsun?</p>
<p>Bir ülke, başka bir ülkenin toprağını veremez.<br />
Bir lider, başka halkların kaderini yazamaz.<br />
Hiç kimse, Tanrı adına emperyal sınırlar çizemez.</p>
<p>Bu dünya, saraylarda çizilen haritalarla değil, halkların kanı, emeği ve iradesiyle şekillenmiştir.</p>
<p>Ortadoğu, Washington’daki masalarda paylaştırılacak bir satranç tahtası değildir.</p>
<p>Ortadoğu; Bağdat’tır. Şam’dır. Kudüs’tür. Gazze’dir. Kahire’dir. Mekke’dir. Medine’dir.<br />
Ortadoğu, milyonlarca insanın evidir.</p>
<p>Ey Trump!</p>
<p>Bu kirli ellerini İslam aleminin üzerinden çek.</p>
<p>Bu kirli ellerini Ortadoğu’nun üzerinden çek.</p>
<p>Çünkü o topraklar, petrol kuyularından önce insanların vatanıdır.<br />
Çünkü o topraklar, stratejik haritalardan önce çocukların evidir.<br />
Çünkü o topraklar, güç hesaplarından önce insanlığın onurudur.</p>
<p>Hiçbir imparatorluk sonsuz olmamıştır.</p>
<p>Roma çöktü.<br />
Sovyetler dağıldı.<br />
Sömürge imparatorlukları tarihe gömüldü.</p>
<p>Çünkü hiçbir güç, halkların iradesinden daha büyük değildir.</p>
<p>Bugün İslam alemi, bugün bağımsızlığını korumaya çalışan tüm uluslar, bir gerçeği yeniden hatırlamalıdır:</p>
<p>Egemenlik satılık değildir.<br />
Vatan pazarlık konusu değildir.<br />
Onur müzakere edilmez.</p>
<p>Bu sadece Müslümanların meselesi değildir.</p>
<p>Bu, bağımsız yaşamak isteyen tüm halkların meselesidir.</p>
<p>Bu, insan kalmak isteyen herkesin meselesidir.</p>
<p>Artık dünya tek kutuplu değildir.<br />
Artık halklar susmamaktadır.<br />
Artık kimse, kendini dünyanın hakimi ilan edemez.</p>
<p>Ve tarih şunu öğretmiştir: Topraklar, onları gerçekten sevenlere aittir.<br />
Haritaları çizenlere değil.</p>
<p>Ey Trump!</p>
<p>Dünya senin değil. Ve hiçbir zaman da olmadı.  Olmayacak da!..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/kimin-topragini-kime-veriyorsunuz-ey-trump-sen-kimsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kediye Bir Tas Mama Var, Ama İnsana Bir Tas Çorba Yok!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/kediye-bir-tas-mama-var-ama-insana-bir-tas-corba-yok/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/kediye-bir-tas-mama-var-ama-insana-bir-tas-corba-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[akıl nimeti]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’a kulluk]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ve ahiret dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[fakire yardım]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[haramdan sakınmak]]></category>
		<category><![CDATA[imtihan dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[insan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[insani değerler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp muhasebesi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve secde]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[kul sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kulluk bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[manevi sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[merhametin yönü]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nefis terbiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[pazar sohbeti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[vicdani sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılara vefa]]></category>
		<category><![CDATA[yetim hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[zekât]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52756</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti Bu sabah yeryüzü yine sessizce dönüyor. Güneş yine doğdu. Kuşlar yine ötüyor. Ve insan… Evet insan… Yaratılmışların en şereflisi olan insan yine bir imtihan sabahına uyandı. Allahü Teâlâ, sayısını yalnızca kendisinin bildiği 18 bin âlem içinde bir varlığı muhatap aldı: İnsanı… Taşı değil… Dağı değil… Denizi değil… Meleği bile değil… &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aziz Dağtekin ile Pazar Sohbeti</strong></p>
<hr />
<p>Bu sabah yeryüzü yine sessizce dönüyor. Güneş yine doğdu. Kuşlar yine ötüyor. Ve insan… Evet insan… Yaratılmışların en şereflisi olan insan yine bir imtihan sabahına uyandı.</p>
<p>Allahü Teâlâ, sayısını yalnızca kendisinin bildiği 18 bin âlem içinde bir varlığı muhatap aldı: İnsanı…</p>
<p>Taşı değil…<br />
Dağı değil…<br />
Denizi değil…<br />
Meleği bile değil…</p>
<p>İnsanı…</p>
<p>Ve ona dedi ki: “Ben seni boşuna yaratmadım.”</p>
<p>Sana akıl verdim. Vicdan verdim. Merhamet verdim. Kalp verdim. Secde edebilesin diye alın verdim.</p>
<p>Senden saray istemedim.<br />
Senden servet istemedim.<br />
Senden güç istemedim.</p>
<p>Sadece kulluk istedim…</p>
<p>Namazla huzuruma gelmeni istedim.<br />
Oruçla nefsini terbiye etmeni istedim.<br />
Zekâtla kardeşini unutmamanı istedim.<br />
Yalanı terk etmeni istedim.<br />
Harama el uzatmamanı istedim.<br />
Yetimin başını okşamanı istedim…</p>
<p>Ve en önemlisi…<br />
İnsanı sevmeni istedim…</p>
<p>Çünkü insan, Allah’ın yeryüzündeki en büyük emanetidir.</p>
<p>Bugün etrafımıza baktığımızda garip bir tablo görüyoruz…</p>
<p>Evlerde en güzel köşeler hayvanlara ayrılıyor.<br />
En kaliteli mamalar alınıyor.<br />
En pahalı veterinerler bulunuyor.</p>
<p>Ama aynı apartmanda aç yatan bir komşunun kapısı çalınmıyor…</p>
<p>Bir sokak hayvanının başı okşanıyor ama bir yetimin başı okşanmıyor…</p>
<p>Bir köpeğin susuz kalmasından korkuluyor ama bir yaşlının yalnız ölmesinden korkulmuyor…</p>
<p>Bir kedi için gözyaşı dökülüyor ama Gazze’de, Suriye’de, Afrika’da açlıktan ölen çocuklar için kalp titremiyor…</p>
<p>Bu bir merhamet değildir…</p>
<p>Bu, merhametin yönünü kaybetmesidir…</p>
<p>Merhamet, önce insandan başlar…</p>
<p>Çünkü Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed şöyle buyurdu:  “İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.”</p>
<p>Dikkat edin…<br />
Hayvanlara değil demiyorum…<br />
Ama önce insanlara…</p>
<p>Elbette hayvana merhamet edelim.<br />
Elbette bir canlıyı incitmeyelim.<br />
Elbette Allah’ın yarattığı hiçbir cana zulmetmeyelim…</p>
<p>Ama insanı unutarak değil…</p>
<p>Bir kediye mama verirken, aç bir insanı görmezden geliyorsak, orada bir eksiklik vardır…</p>
<p>Bir köpeğe sevgi gösterirken, anne babamıza bir telefon açmıyorsak, orada bir kopuş vardır…</p>
<p>Çünkü mesele hayvanı sevmek değil…</p>
<p>Mesele, insanı unutmamaktır…</p>
<p>Bugün kendimize şu soruyu soralım:</p>
<p>En son ne zaman bir fakirin kapısını çaldım?<br />
En son ne zaman bir yetimi sevindirdim?<br />
En son ne zaman bir yaşlıya “Nasılsın?” dedim?</p>
<p>Unutmayalım…</p>
<p>Allah bizim mama faturamızı değil…<br />
Kalbimizin merhametini soracak…</p>
<p>Allah bizim evcil hayvan sevgimizi değil…<br />
Kul sevgimizi soracak…</p>
<p>Allah bize şunu soracak:</p>
<p>“Benim için ne yaptın?”</p>
<p>İşte o gün ne mal konuşacak…<br />
Ne makam konuşacak…<br />
Ne alkış konuşacak…</p>
<p>Sadece kalp konuşacak…</p>
<p>Ve kalpte kim varsa, insan mı, nefis mi, yoksa sadece dünya mı…</p>
<p>Bugün hâlâ fırsat var…</p>
<p>Bugün hâlâ kapısını çalabileceğin bir fakir var…<br />
Bugün hâlâ gönlünü alabileceğin bir insan var…<br />
Bugün hâlâ kazanabileceğin bir ahiret var…</p>
<p>Unutma!…</p>
<p>Hayvan sevgisi güzeldir…</p>
<p>Ama insan sevgisi, kulluğun özüdür…</p>
<p>Kalbinin yönünü kaybetme…</p>
<p>Çünkü yönünü kaybeden, sonunda kendini kaybeder…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/kediye-bir-tas-mama-var-ama-insana-bir-tas-corba-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Karıncanın Azmi, Bir Milletin Kaderi</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-karincanin-azmi-bir-milletin-kaderi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-karincanin-azmi-bir-milletin-kaderi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 22:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[#türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ASELSAN]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Baykar]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal]]></category>
		<category><![CDATA[karınca azmi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel baskı]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[mazlumların hamisi]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[millet bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[milli irade]]></category>
		<category><![CDATA[millî teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[tarih mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Şuuru]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Timur]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İradesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[TUSAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<category><![CDATA[vatan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[yerli ve milli üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yükseliş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52646</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Tarih bazen bir hükümdarın kılıcında, bazen bir milletin yüreğinde yazılır. Ve bazen… bir karıncanın vazgeçmeyen inadında. Bir zamanlar, her şeyini kaybetmiş bir adam vardı. Ordusu dağılmış, dostları toprağa düşmüş, umutları paramparça olmuştu. O adam, Timur Han’dı. Bir dağın yamacında, yalnız, yorgun ve kırgın otururken kader ona bir ders verdi. Küçücük bir karınca, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</h3>
<hr />
<p>Tarih bazen bir hükümdarın kılıcında, bazen bir milletin yüreğinde yazılır. Ve bazen… bir karıncanın vazgeçmeyen inadında.</p>
<p>Bir zamanlar, her şeyini kaybetmiş bir adam vardı. Ordusu dağılmış, dostları toprağa düşmüş, umutları paramparça olmuştu. O adam, <strong>Timur Han</strong>’dı. Bir dağın yamacında, yalnız, yorgun ve kırgın otururken kader ona bir ders verdi. Küçücük bir karınca, kendisinden kat kat büyük bir buğday tanesini defalarca düşmesine rağmen tekrar tekrar taşımaya çalışıyordu. Düşüyordu. Yeniden kalkıyordu. Tekrar düşüyordu. Ama vazgeçmiyordu.</p>
<p>İşte o an, yalnız bir hükümdar değil, bir milletin karakteri ayağa kalktı.</p>
<p>Çünkü Türk’ün kaderinde vazgeçmek yoktur.</p>
<p>Aradan asırlar geçti. O gün Semerkand’ın ufkunda yanan diriliş ateşi, bugün Türkiye semalarında hâlâ yanmaktadır. Bugün de bu millet kuşatılmak istenmektedir. Ekonomik zincirlerle diz çöktürülmek, küresel baskılarla boyun eğdirilmek istenmektedir. Paranın gücüyle iradesinin kırılabileceğini sananlar vardır.</p>
<p>Ama onlar Türk’ün tarihini bilmezler.</p>
<p>Bu millet, aç kalmıştır ama diz çökmemiştir.<br />
Bu millet, yalnız kalmıştır ama teslim olmamıştır.<br />
Bu millet, yıkılmıştır ama her defasında küllerinden yeniden doğmuştur.</p>
<p>Bugün savaş meydanları değişmiştir. Artık düşman kalelerinin yerini, teknolojinin soğuk duvarları almıştır. Ama Türk milleti yine oradadır. Bir zamanlar kılıç tutan eller, bugün devreler tasarlıyor. Bir zamanlar at sırtında fetheden irade, bugün gökyüzünü fetheden mühendislerin zihninde yaşamaktadır.</p>
<p>ASELSAN’ın laboratuvarlarında, TUSAŞ’ın hangarlarında, Baykar’ın gökyüzüne yükselen kanatlarında yalnızca teknoloji yoktur. Orada bir milletin bağımsızlık yemini vardır. Orada bir milletin <strong>Biz buradayız</strong> haykırışı vardır.</p>
<p>Çünkü Türk milleti, başkasının merhametiyle yaşamayı reddeden bir millettir.</p>
<p>Bugün ekonomimizi sıkıştırmak isteyenler, aslında bir milletin ruhunu sıkıştırmaya çalışmaktadır. Ama bilmezler ki Türk milleti demirle değil, imanla yoğrulmuştur. Bu milletin bileğini bükemeyenler, şimdi diz çöktürmeye çalışmaktadır. Fakat nafile…</p>
<p>Çünkü bu millet, zulmün karşısında duran millettir.<br />
Çünkü bu millet, mazlumun sığınağı olan millettir.<br />
Çünkü bu millet, kanla büyümeyi değil, adaletle yükselmeyi seçen millettir.</p>
<p>Bugün Ankara’nın ayazında nöbet tutan bir asker, İstanbul’un ışıkları altında çalışan bir mühendis, Anadolu’nun bağrında alın teri döken bir işçi… Hepsi aynı destanın yaşayan kahramanlarıdır.</p>
<p>Onlar bilir ki bu topraklar sıradan topraklar değildir.<br />
Onlar bilir ki bu bayrak sıradan bir bayrak değildir.<br />
Onlar bilir ki bu millet sıradan bir millet değildir.</p>
<p>Biz, karıncanın azminden ders alanların torunlarıyız.<br />
Biz, yıkıldığında yeniden ayağa kalkmayı bilenlerin mirasçılarıyız.<br />
Biz, diz çökmeyi değil, ayağa kalkmayı bilen bir milletiz.</p>
<p>Ve dünya bilsin:</p>
<p>Türkiye yalnız değildir.<br />
Türkiye çaresiz değildir.<br />
Türkiye teslim olmayacaktır.</p>
<p>Çünkü bu milletin kalbi hâlâ aynı güçle atmaktadır. Ve o kalp attığı sürece, hiçbir güç Türk milletinin yürüyüşünü durduramayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-karincanin-azmi-bir-milletin-kaderi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdealizmin susturulduğu, bilginin değersizleştiği ve gençliğin yalnız bırakıldığı çağ</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/idealizmin-susturuldugu-bilginin-degersizlestigi-ve-gencligin-yalniz-birakildigi-cag/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/idealizmin-susturuldugu-bilginin-degersizlestigi-ve-gencligin-yalniz-birakildigi-cag/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 21:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi ve cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli nesil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim reformu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde değer kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde kalite sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde sistem eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[emek ve başarı]]></category>
		<category><![CDATA[gençliğin geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik ve gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[idealist nesil]]></category>
		<category><![CDATA[idealizm ve eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okuma oranı]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[müfredat baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[nesil kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci değerlendirme sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerde motivasyon kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen itibarı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen performans sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlerin sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[okul ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[okuma alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[veli baskısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52584</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın rehberi şeytan olmuştur. Ve unutulmamalıdır! Hayatın provası yoktur. Ne yeniden yaşamak mümkündür, ne de yaşadıklarını silebilmek… Bugün içinde yaşadığımız çağ, belki de insanlık tarihinin en büyük imkânlarını sunarken, aynı zamanda en büyük yoksulluğunu da beraberinde getirmiştir. Bu yoksulluk, ekmek yoksulluğu değildir yalnızca. Bu, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</h3>
<hr />
<p>Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın rehberi şeytan olmuştur. Ve unutulmamalıdır! Hayatın provası yoktur. Ne yeniden yaşamak mümkündür, ne de yaşadıklarını silebilmek…</p>
<p>Bugün içinde yaşadığımız çağ, belki de insanlık tarihinin en büyük imkânlarını sunarken, aynı zamanda en büyük yoksulluğunu da beraberinde getirmiştir. Bu yoksulluk, ekmek yoksulluğu değildir yalnızca. Bu, anlam yoksulluğudur. Bu, emek yoksulluğudur. Bu, ilim ve ideal yoksulluğudur.</p>
<p>Bir zamanlar fakirlik, insanın cebinde olurdu. Bugün ise fakirlik, insanın ruhundadır.<br />
Bir zamanlar cahillik, kitap bulamamaktan doğardı. Bugün ise kitap okumamaktan doğmaktadır.</p>
<p>Çünkü artık insanlar öğrenmek için değil, görünmek için çaba sarf ediyor. Bilmek için değil, bilinirmiş gibi yapmak için yaşıyor. Emek vermeden kazanmanın, okumadan konuşmanın, düşünmeden hüküm vermenin sıradanlaştığı bir çağdayız.</p>
<p>Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın sermayesi din olanın rehberi şeytan olmuştur. provası yoktur hayatın ne yeniden yaşamak mümkün ne de yaşadıklarını silebilmek<br />
Küresel pedofili ağı mı devrede<br />
Ve bu çağın en ağır bedelini, ne yazık ki eğitim ve eğitimciler ödüyor.</p>
<p>Bir ülkenin gerçek hazinesi altını, petrolü ya da binaları değildir. Bir ülkenin gerçek hazinesi, idealist öğretmenleri ve öğrenmeye aç çocuklarıdır. Çünkü öğretmen, yalnızca bilgi aktaran kişi değildir. Öğretmen, bir ruh inşa eder. Bir karakter yoğurur. Bir insan yetiştirir.<br />
Fakat bugün öğretmen, sistemin içinde bir eğitim neferi olmaktan çıkarılmış, bürokrasinin içinde sıkışmış bir memura dönüştürülmüştür.<br />
Eskiden öğretmen öğrenciyi değerlendirirdi. Bugün ise öğretmen, öğrenci ve velinin verdiği puanla değerlendirilmektedir.</p>
<p>Eskiden öğretmen, öğrencinin gözündeki ışığı büyütmeye çalışırdı. Bugün ise öğretmen, evrakların, performans raporlarının ve bitmek bilmeyen müfredat yetiştirme telaşının içinde o ışığı fark edemez hale getirilmiştir.<br />
Eğitimcinin enerjisi artık öğrenciyi anlamaya değil, sistemi memnun etmeye harcanmaktadır.<br />
Bu, bir mesleğin sessiz çöküşüdür.<br />
Bu, bir idealin yavaş yavaş öldürülmesidir.<br />
Daha acı olan ise, bu çöküşün en büyük mağdurunun çocuklar olmasıdır.</p>
<p>Bugün birçok öğrenci, bilgiye ulaşma çağında olmasına rağmen bilgiden uzaktır. Çünkü bilgiye ulaşmak ile bilgiyi istemek aynı şey değildir.<br />
Telefon ekranları, kitap sayfalarının yerini almıştır.<br />
Kısa videolar, uzun düşüncelerin yerini almıştır.<br />
Hazır cevaplar, derin soruların yerini almıştır.<br />
Okumayan bir nesil yetişmektedir.<br />
Okumayan insan, düşünemez.<br />
Düşünemeyen insan, sorgulayamaz.<br />
Sorgulayamayan insan ise kolayca yönlendirilir.<br />
İşte bu yüzden bugün gençlerin en büyük krizi, ekonomik değil, zihinseldir.<br />
Birçok genç ne olmak istediğini bilmiyor. Çünkü hiçbir zaman gerçekten düşünmeye zorlanmadı. Birçok genç neden yaşadığını bilmiyor. Çünkü hiçbir zaman gerçekten okumadı.<br />
Boşlukta büyüyen bir nesil oluşmaktadır.<br />
Bu durum yalnızca öğrencilerin değil, velilerin de dramıdır.<br />
Anne ve babalar, çocuklarının geleceğini düşünürken çoğu zaman yalnızca sınav sonuçlarına odaklanmaktadır. Oysa sınavlar, bir çocuğun karakterini ölçmez. Bir çocuğun vicdanını ölçmez. Bir çocuğun insanlığını ölçmez.<br />
Bir çocuğun aldığı puan, onun nasıl bir insan olacağını belirlemez.<br />
Ama okuma alışkanlığı, belirler.<br />
Düşünme yeteneği, belirler.<br />
Vicdanı, belirler.<br />
Bugün birçok veli, çocuğunun notunu takip ediyor; fakat ruhunu takip etmiyor.</p>
<p>Bu yüzden birçok çocuk başarılı görünüyor, ama mutlu değil.<br />
Birçok çocuk bilgili görünüyor, ama bilge değil.<br />
Birçok çocuk yaşıyor, ama yaşamıyor.</p>
<p><strong>Asıl tehlike ise şudur: İdealist nesil yok olmaktadır.</strong><br />
Bir zamanlar öğretmen olmak isteyen gençler vardı. Çünkü öğretmenlik, bir ruh mesleğiydi. Bir dava mesleğiydi. Bir anlam mesleğiydi.<br />
Bugün ise birçok genç, öğretmenliği bir ideal olarak değil, bir zorunluluk olarak görmektedir.<br />
Çünkü sistem, idealizmi ödüllendirmiyor. Sabır göstereni değil, uyum göstereni ödüllendiriyor. Sorgulayanı değil, itaat edeni ödüllendiriyor.<br />
Oysa bir toplumun geleceğini kurtaracak olanlar, itaat edenler değil, düşünenlerdir.<br />
Emek verenlerdir.<br />
Okuyanlardır.<br />
Unutulmamalıdır ki, emeksiz zengin olanın serveti kalıcı değildir. Kitapsız bilgin olanın bilgisi derin değildir. Ve hayatı anlamadan yaşayanın ömrü, yalnızca geçen zamandan ibarettir.</p>
<p><strong>Hayatın provası yoktur.</strong></p>
<p>Bugün okumayan bir çocuk, yarın düşünemeyen bir yetişkin olacaktır.<br />
Bugün değeri bilinmeyen bir öğretmen, yarın kaybolmuş bir neslin sessiz tanığı olacaktır.<br />
Bugün önemsenmeyen eğitim, yarın telafisi mümkün olmayan bir boşluk doğuracaktır.</p>
<p><strong>Çünkü hayat, geriye sarılamaz.</strong><br />
Ve bir nesil kaybolduğunda, onu geri getirecek hiçbir müfredat, hiçbir sistem, hiçbir reform yoktur.<br />
Bu yüzden bugün sormamız gereken soru şudur:<br />
Çocuklarımızı sınavlara mı hazırlıyoruz, yoksa hayata mı?<br />
Çünkü sınavlar bir gün biter.<br />
Ama hayat, o sınavın sonucuyla devam eder.<br />
<strong>&#8230;Ve unutmayın! Hayatın, hiçbir zaman provası yoktur.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/idealizmin-susturuldugu-bilginin-degersizlestigi-ve-gencligin-yalniz-birakildigi-cag/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlim, Bakmak Değil Görmektir</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/ilim-bakmak-degil-gormektir/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/ilim-bakmak-degil-gormektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 23:06:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52582</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti! İlim, yalnızca zihinde biriken kuru bilgilerden ibaret değildir; ilim, insanın kalbini terbiye eden, nefsini dizginleyen ve ona hakikati gösteren bir nurdur. Bu nur, her kalpte barınmaz; ancak edep ile korunur, sadakat ile taşınır ve itaat ile kemale erer. Çünkü ilmin bereketi, öğrenilen sözlerin çokluğunda değil; o sözleri taşıyan kaynağa gösterilen &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti!</strong></h3>
<hr />
<p>İlim, yalnızca zihinde biriken kuru bilgilerden ibaret değildir; ilim, insanın kalbini terbiye eden, nefsini dizginleyen ve ona hakikati gösteren bir nurdur. Bu nur, her kalpte barınmaz; ancak edep ile korunur, sadakat ile taşınır ve itaat ile kemale erer. Çünkü ilmin bereketi, öğrenilen sözlerin çokluğunda değil; o sözleri taşıyan kaynağa gösterilen hürmette, o kaynağa karşı duyulan sadakatte ve o sadakatin doğurduğu teslimiyettedir.</p>
<p>Tarih boyunca büyük âlimlerin rahle-i tedrisinden geçen talebeler, yalnızca kelimeleri ezberlemediler. Bakmayı, görmeyi, susmayı, dinlemeyi ve teslim olmayı öğrendiler. Zira onlar biliyorlardı ki ilim, akıl ile anlaşılır; fakat hikmet, sadakat ile yerleşir. Akıl kapıyı açar, fakat o kapıdan içeri ancak biat, sadakat ve itaat ile girilir.</p>
<p>Biat, hakikati temsil edene yönelen bilinçli bir teslimiyet; sadakat, bu teslimiyetin zamanla kökleşen hâli; itaat ise, nefsin itirazını susturup hikmetin rehberliğini kabul edebilme olgunluğudur. Nefis, çoğu zaman gördüğüne hükmeder; gördüğünü mutlak sanır, yüzeyde kalır ve hakikati kaçırır. Oysa ilim, görünenin ardındaki manayı fark edebilmeyi, eşyada ibreti, sıradan olanda hikmeti görebilmeyi öğretir. Bu yüzden gerçek talebelik, yalnızca duymak değil; anlamak, yalnızca anlamak değil; teslim olmak, yalnızca teslim olmak değil; sadakatle o teslimiyeti muhafaza edebilmektir.</p>
<p>Nitekim bir âlim ile talebesi arasında geçen ve ilk bakışta basit gibi görünen bir çift eski ayakkabı üzerinden verilen ders, ilmin sadece bilgi olmadığını; aynı zamanda edep, sadakat ve teslimiyetle kazanılan bir idrak olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu hadise, talebenin bakışı ile âlimin görüşü arasındaki farkı; bilmek ile görmek, görmek ile idrak etmek arasındaki derin mesafeyi ibretle gözler önüne serer.</p>
<p>Bir gün büyük bir âlim, talebesiyle birlikte yolda yürürken, yolun kenarında çok eski, yıpranmış, neredeyse giyilemez hâle gelmiş bir çift ayakkabı görürler. Talebe, ayakkabılara bakar ve yüzünde hafif bir küçümseme ile, <em><strong>“Hocam, şu ayakkabılara bakın… Kim bilir kime ait, ne kadar da eski,”</strong> </em>der. Onun gördüğü, sadece yıpranmış bir eşya; değerini kaybetmiş, hükmünü yitirmiş bir nesnedir.</p>
<p>Âlim ise durur. Aynı ayakkabılara bakar, fakat talebenin gördüğünden bambaşka bir hakikati görür. Talebesine dönerek, “<em><strong>Evladım, sen bu ayakkabılara bakınca ne görüyorsun?”</strong> </em>diye sorar. Talebe, tereddütsüz cevap verir: <em><strong>“Yıpranmış, değersiz, artık işe yaramaz bir ayakkabı görüyorum.”</strong></em></p>
<p>Bunun üzerine âlim, hikmet dolu bir sükûnetle şöyle der: <strong><em>“Ben ise bu ayakkabılara bakınca bir ömür görüyorum. Belki sahibi bunlarla rızkının peşinde koştu. Belki uzun ve meşakkatli yollar yürüdü. Belki soğukta, yağmurda ayaklarını bunlarla korudu. Ve belki de şimdi, bu ayakkabılar nasıl yıprandıysa, sahibi de hayatın yükü altında öyle yıprandı.”</em></strong></p>
<p>Sonra talebesine dönerek ilmin özünü tek bir cümlede özetler: <em><strong>“Evladım, ilim bakmak değildir; ilim görmektir. Görmek ise gözle değil, kalple olur.”</strong></em></p>
<p>O an talebe susar. Çünkü anlar ki mesele ayakkabının eskiliği değil, kendi bakışının eksikliğidir. Anlar ki ilim, eşyaya hükmetmek değil; eşya üzerinden hakikati okuyabilmektir. Ve anlar ki gerçek talebelik, sadece duymakla değil; sadakatle dinlemek, edep ile anlamak ve teslimiyetle idrak etmekle mümkündür.</p>
<p>İşte bu kıssa, ilmin hakikatinin bilgiyle değil; edep, sadakat, biat ve itaat ile kemale erdiğini gösteren ibretlik bir derstir. Çünkü ilim, ayakkabının eskiliğini görmek değil; o ayakkabıyla yürünmüş hayatı hissedebilmektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/ilim-bakmak-degil-gormektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Osmanlısızlık Sendromunda</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/dunya-osmanlisizlik-sendromunda/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/dunya-osmanlisizlik-sendromunda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 20:49:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[12 Ada]]></category>
		<category><![CDATA[1522 Rodos Fethi]]></category>
		<category><![CDATA[1946 Paris Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[401 Yıllık Hâkimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel istikrar]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Hâkimiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Yetki Alanları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Güç Boşluğu]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik Kırılma]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlısızlık Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Rodos]]></category>
		<category><![CDATA[Stratejik Derinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihî Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Kıta]]></category>
		<category><![CDATA[Uşi Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[vekalet savaşları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52538</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı 1522…Akdeniz’in kalbi sayılan Rodos, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle fethedildi. 70 bin şehidin kanıyla. Sadece bir ada değil, Doğu Akdeniz’in kilidi alındı. Ardından 12 Ada… Osmanlı, Adalar Denizi’nin (Ege’nin) tartışmasız hâkimi oldu. Tam 401 yıl… Dile kolay. Dört asır boyunca bu adalar Osmanlı mülküydü. Deniz güvenliydi. Ticaret emniyetteydi. Farklı dinler, farklı milletler aynı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="110" data-end="370"><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p data-start="110" data-end="370"><strong>1522…</strong><br data-start="115" data-end="118" />Akdeniz’in kalbi sayılan Rodos, <strong data-start="150" data-end="191"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Kanuni Sultan Süleyman</span></span></strong>’ın emriyle fethedildi. 70 bin şehidin kanıyla. Sadece bir ada değil, Doğu Akdeniz’in kilidi alındı. Ardından 12 Ada… Osmanlı, <strong>Adalar Denizi</strong>’nin (Ege’nin) tartışmasız hâkimi oldu.</p>
<p data-start="372" data-end="388">Tam <strong data-start="376" data-end="387">401 yıl</strong>…</p>
<p data-start="390" data-end="556">Dile kolay. Dört asır boyunca bu adalar Osmanlı mülküydü. Deniz güvenliydi. Ticaret emniyetteydi. Farklı dinler, farklı milletler aynı sancak altında huzur buluyordu.</p>
<p data-start="558" data-end="572"><strong>Sonra ne oldu?</strong></p>
<p data-start="579" data-end="617"><strong>BİR İMPARATORLUĞUN GERİ ÇEKİLİŞİ</strong></p>
<p data-start="619" data-end="812"><strong>1912…</strong><br data-start="624" data-end="627" /><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Trablusgarp Savaşı</span></span> sırasında İtalya fırsatı gördü. Osmanlı Balkan cephesinde sıkışmıştı. <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Uşi Antlaşması</span></span> ile adalar <strong>“geçici”</strong> olarak bırakıldı.</p>
<p data-start="814" data-end="821"><strong>Geçici…</strong></p>
<p data-start="823" data-end="916">Tarihin en ağır kelimelerinden biridir bu. Çünkü geçici diye başlayan birçok şey kalıcı oldu.  Ardından Birinci Dünya Savaşı. İtalya saf değiştirdi. Fiilî işgal hukuki zemine dönüştü.<br data-start="1006" data-end="1009" />1923’te <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Lozan Antlaşması</span></span> masasında Rodos ve 12 Ada talep dahi edilmeden İtalya’ya bırakıldı. Bir hak savunulmadan kaybedildi.</p>
<p data-start="1163" data-end="1188"><strong>KAÇIRILAN FIRSATLAR</strong></p>
<p data-start="1190" data-end="1340">İkinci Dünya Savaşı’nda adalar bu kez Alman işgaline girdi. Savaşın sonuna doğru Almanya’nın Türkiye’ye adaları teklif ettiği bilinir. Kabul edilmedi.</p>
<p data-start="1342" data-end="1457">1946 Paris Konferansı… Türkiye davetliydi. <strong>“Savaşa aktif katılmadık”</strong> gerekçesiyle masaya güçlü bir talep konulmadı. Ve sonuçta 1947’de adalar savaş tazminatı olarak Yunanistan’a verildi. <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Yunanistan</span></span>, tarihinde hiç sahip olmadığı bu coğrafyayı tek kurşun atmadan devraldı.</p>
<p data-start="1648" data-end="1681"><strong>OSMANLI: ÜÇ KITANIN DENGESİ</strong></p>
<p data-start="1683" data-end="1753">Osmanlı bir “kara devleti” değildi.<br data-start="1718" data-end="1721" />Osmanlı bir deniz medeniyetiydi.</p>
<p data-start="1755" data-end="1841">Balkanlar’da düzen vardı.<br data-start="1780" data-end="1783" />Ortadoğu’da istikrar vardı.<br data-start="1810" data-end="1813" />Kuzey Afrika’da denge vardı.</p>
<p data-start="1843" data-end="1965">Adalar Denizi bir gerilim hattı değil, bir ticaret yolu idi.<br data-start="1903" data-end="1906" />Akdeniz bir çatışma sahası değil, bir medeniyet havzasıydı.</p>
<p data-start="1967" data-end="1989">Bugün bölgemize bakın:</p>
<p data-start="1993" data-end="2015">Ege’de sürekli kriz,</p>
<p data-start="2018" data-end="2052">Doğu Akdeniz’de enerji gerilimi,</p>
<p data-start="2055" data-end="2084">Balkanlar’da kırılgan yapı,</p>
<p data-start="2087" data-end="2117">Ortadoğu’da bitmeyen savaşlar…</p>
<p data-start="2119" data-end="2220">Bu coğrafyada boşluk kabul edilmez. Osmanlı çekildiğinde oluşan boşluk, dış müdahalelerle dolduruldu.</p>
<p data-start="2227" data-end="2256"><strong>OSMANLISIZLIK SENDROMU</strong></p>
<p data-start="2258" data-end="2308">Bugün kimse yüksek sesle söylemiyor ama gerçek şu:  Üç kıta Osmanlı dönemini mumla arıyor.</p>
<p data-start="2350" data-end="2366">Çünkü Osmanlı;</p>
<p data-start="2369" data-end="2405">mezhebi çatışmayı yönetebiliyordu,</p>
<p data-start="2408" data-end="2448">deniz ticaretini kontrol edebiliyordu,</p>
<p data-start="2451" data-end="2493">büyük güçler arasında denge kurabiliyordu.</p>
<p data-start="2495" data-end="2590">Osmanlı’nın olmadığı yerde küresel güçler var.<br data-start="2544" data-end="2547" />Vekâlet savaşları var.<br data-start="2569" data-end="2572" />Suni sınırlar var. Osmanlı çekildiğinde barış çekildi.</p>
<p data-start="2634" data-end="2683"><strong>RODOS VE 12 ADA, SADECE ADA DEĞİL, STRATEJİ</strong></p>
<p data-start="2685" data-end="2789">Rodos ve 12 Ada, Türkiye kıyılarına birkaç kilometre mesafede.<br data-start="2747" data-end="2750" />Bu adalar sadece kara parçası değildir:</p>
<p data-start="2793" data-end="2816">Deniz yetki alanıdır.</p>
<p data-start="2819" data-end="2836">Hava sahasıdır.</p>
<p data-start="2839" data-end="2860">Enerji koridorudur.</p>
<p data-start="2863" data-end="2881">Jeopolitik gözdür.</p>
<p data-start="2883" data-end="3009">Osmanlı döneminde bu adalar Anadolu’nun doğal uzantısıydı.<br data-start="2941" data-end="2944" />Bugün ise Anadolu’ya çevrilmiş ileri karakollar hâline gelmiştir. Tarih, ihmali affetmez.</p>
<p data-start="3041" data-end="3075"><strong>İÇERDEN VE DIŞARDAN KUŞATMA</strong></p>
<p data-start="3077" data-end="3242">Osmanlı sadece dış savaşlarla yıkılmadı.<br data-start="3117" data-end="3120" />İçeride fikir ayrılıkları, ekonomik zayıflıklar, isyanlar…<br data-start="3178" data-end="3181" />Dışarıda emperyal planlar, borç kıskacı, diplomatik tuzaklar…</p>
<p data-start="3244" data-end="3323">Üç kıtadan çekiliş bir günde olmadı.  Adım adım, masa başında ve cephede oldu. Rodos ve 12 Ada bu çekilişin sembolüdür.</p>
<p data-start="3387" data-end="3497">Bir imparatorluk çöktüğünde sadece toprak kaybetmez.<br data-start="3439" data-end="3442" />Denge kaybolur.<br data-start="3457" data-end="3460" />Adalet kaybolur.<br data-start="3476" data-end="3479" />Güç boşluğu doğar.</p>
<p data-start="3499" data-end="3627">Bugün bölgemizde çıkan her savaşın arka planında o boşluk var. Osmanlı sonrası kurulan kırılgan düzen, kalıcı barış üretemedi. Rodos ve 12 Ada meselesi bir nostalji değil; bir jeopolitik hafıza meselesidir. Tarihi hatırlamak, hamaset için değil; geleceği doğru kurmak içindir.</p>
<p data-start="3785" data-end="3800">Ve unutmayalım!</p>
<p data-start="3802" data-end="3859" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Denize sırtını dönen milletler, kıyılarını da kaybeder.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/dunya-osmanlisizlik-sendromunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahçeli’nin Tarihi Hamlesi ve Terörsüz Türkiye Yolunda Risk Alan Liderlik!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/bahcelinin-tarihi-hamlesi-ve-terorsuz-turkiye-yolunda-risk-alan-liderlik/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/bahcelinin-tarihi-hamlesi-ve-terorsuz-turkiye-yolunda-risk-alan-liderlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 14:56:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></category>
		<category><![CDATA[beka meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet aklı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik politikası]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçi hareket]]></category>
		<category><![CDATA[risk alan liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik dil]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52489</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Siyaset bazen tercih meselesidir. Partiler değişir, aktörler değişir, konjonktür değişir. Ancak bazı duruşlar vardır ki zamana göre şekil almaz; zamanı şekillendirme iddiası taşır. İşte Milliyetçi Hareket Partisi benim için tam da bu noktada durmaktadır: Günlük, aylık, yıllık bir tercih değil; bir dava, bir şuur ve bir devlet iddiasıdır. MHP, kızıp küseceğimiz, kırılıp &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Siyaset bazen tercih meselesidir. Partiler değişir, aktörler değişir, konjonktür değişir. Ancak bazı duruşlar vardır ki zamana göre şekil almaz; zamanı şekillendirme iddiası taşır. İşte Milliyetçi Hareket Partisi benim için tam da bu noktada durmaktadır: Günlük, aylık, yıllık bir tercih değil; bir dava, bir şuur ve bir devlet iddiasıdır.</p>
<p>MHP, kızıp küseceğimiz, kırılıp uzaklaşacağımız bir adres değildir. Çünkü MHP üç beş simadan ibaret bir yapı değil; bir fikrin, bir sadakatin ve bir tarih bilincinin adıdır. Bu hareket, <strong>devlet-i ebed-müddet</strong> anlayışını siyasi literatürün nostaljik bir kavramı olmaktan çıkarıp, güncel siyasetin merkezine yerleştiren bir iradeyi temsil eder.  Bugün <strong>Terörsüz Türkiye</strong> hedefi etrafında şekillenen söylem de bu iradenin devamıdır.</p>
<p><strong>RİSK ALMAYAN SİYASETÇİ, İZ BIRAKMAZ</strong></p>
<p><strong>Terörsüz Türkiye</strong> ifadesi sıradan bir politik slogan değildir. Bu söz, yıllardır güvenlik ekseninde sürdürülen mücadelenin artık sonuç alma aşamasına taşındığı iddiasıdır. Ve bu iddiayı yüksek sesle dile getirmek, konforlu bir siyaset tarzı değildir.</p>
<p>Milliyetçi tabanın güvenlik ve beka konusundaki hassasiyeti herkesçe bilinir. Tam da bu nedenle böyle bir hedefi ortaya koymak, ciddi bir sorumluluk ve bilinçli bir risk demektir. Devlet Bahçeli’nin yaptığı budur: Günü kurtarmaya değil, süreci tamamlamaya talip olmak.</p>
<p>Siyasette en kolay yol, mevcut refleksleri tekrar etmektir. En zor olan ise süreci yönetmek, sonucu tarif etmek ve bunun siyasi maliyetini göze almaktır. Bahçeli’nin liderliği tam da burada ayrışmaktadır. Yanlış anlaşılma ihtimalini bilerek, oy kaybı kaygısını gütmeyerek, geri adım atmamak, stratejik dili sabırla kurmak ve tarihi sorumluluğu siyasi konforun önüne koymak… Bu, popülizm değil; liderliktir.</p>
<p><strong>LİDERİN DİLİNİ OKUMAK</strong></p>
<p>Bahçeli’nin siyaseti çoğu zaman yüzeysel sloganlarla okunamaz. O, anlık tepki üreten bir siyasetçi değil; uzun vadeli strateji kuran bir liderdir. Kurduğu dil çoğu zaman semboliktir, çok katmanlıdır ve devlet aklını esas alır.</p>
<p>Milliyetçilik sadece refleks değildir. Milliyetçilik, devletin güvenlik mimarisini, bölgesel dengeleri ve uzun vadeli planlamayı kavrayabilme kapasitesidir. Eğer bir lider <strong>Terörsüz Türkiye</strong> diyorsa, bu mücadeleden vazgeçmek değil; mücadelenin nihai aşamasını işaret etmektir.</p>
<p>Liderin attığı her adımı ilk anda <strong>taviz</strong> ya da <strong>geri adım </strong>olarak okumak, stratejik derinliği göz ardı etmektir. Oysa güçlü liderlik bazen sabır ister, bazen sessizlik, bazen de riskli görünen cesur hamleler. Tarih, güvenli alanlarda bekleyenleri değil; risk alabilenleri yazar.</p>
<p><strong>ELEŞTİRİ AYRI, GÜVENSİZLİK AYRI</strong></p>
<p>Elbette siyaset tartışma zeminidir. Fikir ayrılıkları olabilir. Ancak eleştiri ile güvensizlik arasındaki çizgi iyi korunmalıdır. Uzun yıllar boyunca devlet ve millet ekseninde net bir duruş sergilemiş bir liderliğin, bir anda temel ilkelerden uzaklaşacağı varsayımı gerçekçi değildir.</p>
<p>MHP’nin gücü, sadece söyleminden değil; tutarlılığından gelir. Bu hareket, şartlara göre yön değiştiren bir yapı olmamıştır. Tam tersine, şartları kendi ilkeleri doğrultusunda etkilemeye çalışan bir siyasal irade ortaya koymuştur. Benim için MHP’nin vazgeçilmez oluşu tam da buradan kaynaklanır. Bu bir duygusal bağlılık değil; bilinçli bir sadakattir. Çünkü MHP, tercih edilen bir seçenek değil; sahip çıkılan bir davadır.</p>
<p><strong>TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ</strong></p>
<p>“Terörsüz Türkiye” söylemi bir temenni değildir. Bu, güvenlik mücadelesinin geldiği aşamaya duyulan özgüvenin ifadesidir. Sürekli kriz diliyle siyaset üretmek yerine, sonucu tarif eden bir dil kurmak zayıflık değil; belirleyici aktör olma iddiasıdır.</p>
<p>Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu liderlik, risk alan ama rotasını kaybetmeyen bir liderliktir. Taban hassasiyetini bilerek konuşmak, yanlış anlaşılma ihtimalini göze almak ve siyasi maliyet riskini üstlenmek kolay değildir. Ancak unutulmamalıdır: En güvenli siyaset, hiçbir risk almamaktır. Ve hiçbir risk almayanlar, tarihte iz bırakmaz.</p>
<p><strong>BİR TERCİH DEĞİL BİR İRADE</strong></p>
<p>Benim için MHP; kırılgan bir siyasi bağ değil, köklü bir şuurdur. Günlük tartışmaların ötesinde, devletin bekasını önceleyen bir anlayıştır. Kızıp küseceğimiz, geçici tepkilerle terk edeceğimiz bir adres değildir. Çünkü mesele şahıslar değil; manadır. MHP benim için üç beş isim değil; bir ülküdür. Günlük hesap değil; tarihsel sorumluluktur.</p>
<p><strong>Terörsüz Türkiye</strong> iradesinin arkasında durmak, sadece bir siyasi lideri desteklemek değildir. Bu, güçlü, güvenli ve istikrarlı bir Türkiye idealine sahip çıkmaktır.  Ve ben, <strong>Aziz Dağtekin</strong> olarak, bu idealden vazgeçmeyi bir seçenek olarak görmüyorum. Çünkü dava, tercih değil; karakter meselesidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/bahcelinin-tarihi-hamlesi-ve-terorsuz-turkiye-yolunda-risk-alan-liderlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akın Gürlek, Bağımsız Türk Yargısının Korkusuz Kahramanı!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/akin-gurlek-bagimsiz-turk-yargisinin-korkusuz-kahramani/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/akin-gurlek-bagimsiz-turk-yargisinin-korkusuz-kahramani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 10:45:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Gürlek]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Türk Yargısı]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dündar Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Kaftancıoğlu Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Cesur Savcı]]></category>
		<category><![CDATA[Cesur Yargı]]></category>
		<category><![CDATA[Dokunulmazlara Karşı]]></category>
		<category><![CDATA[Enis Berberoğlu Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Kahramanı]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Savcı Akın Gürlek]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Tehditlere Boyun Eğmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yargısının Kahramanı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Adaleti]]></category>
		<category><![CDATA[Vatanın Bekası]]></category>
		<category><![CDATA[Vatansever Savcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52450</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Vatanın öz evlatları vardır; korkusuzca görev yapan, adaletin terazisini şaşırmadan tutan ve devletin bekasını gözeten… İşte Savcı Akın Gürlek, bu ülkenin yargısının efsane isimlerinden biridir. Gürlek, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde, bağımsızlığı ve cesaretiyle herkesin takdirini kazanmıştır. Kimseye boyun eğmemiş, dokunulmaz denilen kim varsa üzerine gitmiş, adaletin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p>Vatanın öz evlatları vardır; korkusuzca görev yapan, adaletin terazisini şaşırmadan tutan ve devletin bekasını gözeten… İşte Savcı Akın Gürlek, bu ülkenin yargısının efsane isimlerinden biridir.</p>
<p>Gürlek, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde, bağımsızlığı ve cesaretiyle herkesin takdirini kazanmıştır. Kimseye boyun eğmemiş, dokunulmaz denilen kim varsa üzerine gitmiş, adaletin sarsılmaz olduğunu göstermiştir. İşte o isimlerden bazıları:</p>
<ul>
<li><strong>Emin Çolaşan, Necati Doğru ve Metin Yılmaz</strong>: FETÖ’ye yardım suçlamasıyla mahkum oldular.</li>
<li><strong>Selahattin Demirtaş</strong>: PKK’nın taşeronluğunu yapan Demirtaş, örgüt propagandası suçundan 4 yıl 8 ay ceza aldı.</li>
<li><strong>Canan Kaftancıoğlu</strong>: CHP eski İstanbul İl Başkanı, sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.</li>
<li><strong>Şebnem Korur Fincancı</strong>: Devlet düşmanlığı yaptığı iddiasıyla Türk Tabipleri Birliği Başkanı olarak mahkum edildi.</li>
<li><strong>Can Dündar</strong>: Gayrimenkullerine el konulması kararı Akın Gürlek’in imzasıyla çıktı.</li>
<li><strong>Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlar</strong>: Terörist diliyle konuşan ve devletin bekasına karşı hareket edenlere cezalar verildi.</li>
<li><strong>Enis Berberoğlu</strong>: CHP’li milletvekili davasında, Gürlek sonuna kadar hukuk mücadelesini sürdürdü.</li>
<li><strong>Ümit Özdağ, Ayşe Barım ve Ekrem İmamoğlu’nun ailesi</strong>: Dokunulmaz denilen kim varsa dokundu; tehditler karşısında geri adım atmadı.</li>
</ul>
<p>Görüyorsunuz! Akın Gürlek, devletin ve halkın bekasını koruyan bir kahramandır. Kendi menfaatini değil, adaletin ve vatanın çıkarını öncelikle tutan bir savcıdır. Her kararında bağımsız Türk yargısının gücünü ortaya koymuş, hukuk adına korkusuzca mücadele etmiştir.</p>
<p>Ve işte burası çok önemli… Özgür Özel! Şunu soruyorum size:</p>
<p>Bu kadar bağımsız, cesur ve korkusuz bir savcıya sataşmak neyin karşılığıdır?</p>
<p>Vatanın evlatlarını hedef almak, hangi adalet anlayışıyla bağdaşır?</p>
<p>Halkın güvenini kazanan, hukukun üstünlüğünü koruyan bir isim için bu düşmanlık neden?</p>
<p>Akın Gürlek’in yürüttüğü mücadeleyi göz ardı edip, kendi siyasi öfkeni mi tatmin etmeye çalışıyorsun?</p>
<p>Soruyorum Özgür Özel: <strong>Akın Gürlek düşmanlığınız neyin karşılığıdır?</strong> Düşün, cevap ver. Çünkü bu ülke, korkusuz yüreklerin ülkesidir; korkakların değil.</p>
<p>Ve unutmayın sevgili vatanseverler!</p>
<p>İşte böylesi cesur yürekler sayesinde Türkiye ayakta duruyor! İşte böylesi kararlılık sayesinde devletin bekası güvence altında! Dimdik durun, korkmayın, çünkü sizler cesur oldukça, hainler ve korkaklar asla hedeflerine ulaşamayacak. Savcı Akın Gürlek’in yolu, hepimizin yoludur; adalet ve vatan için yürüyenlerin yoludur. Özgür Özel ve onun gibiler, bakın ve görün: Bu topraklarda korkusuzlar kazanır, vatanseverler kazanır!</p>
<p>Allah yolunu açık etsin, Savcı Gürlek..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/akin-gurlek-bagimsiz-turk-yargisinin-korkusuz-kahramani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’de Bozulan Siyasi Fabrika Ayarları Üzerine!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/chpde-bozulan-siyasi-fabrika-ayarlari-uzerine/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/chpde-bozulan-siyasi-fabrika-ayarlari-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 21:17:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ana muhalefet krizi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP fabrika ayarları]]></category>
		<category><![CDATA[CHP iç eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[CHP seçmen davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[CHP siyasi kriz]]></category>
		<category><![CDATA[CHP tabanı eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP yönetim eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet dili]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet neden başarısız]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel küfür iddiası]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset üretmek]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve etik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasetin dili]]></category>
		<category><![CDATA[siyasette küfür tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[siyasette nezaket]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi liderlik krizi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi üslup eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyasetinde kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaset gündemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52356</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Siyasette söylenen her söz, yalnızca muhatabına değil, temsil edilen kitleye de söylenir. Bu yüzden siyasetçinin dili, kişisel öfkesinin değil; kamusal sorumluluğunun aynasıdır. Bugün Türkiye’nin ana muhalefet partisinin genel başkanının, bir belediye başkanıyla küfür iddiaları üzerinden gündeme gelmesi tam da bu nedenle kabul edilebilir değildir. Üstelik söz konusu iddialar artık savcılık dosyasına girmişken… &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</h3>
<hr />
<p>Siyasette söylenen her söz, yalnızca muhatabına değil, temsil edilen kitleye de söylenir. Bu yüzden siyasetçinin dili, kişisel öfkesinin değil; kamusal sorumluluğunun aynasıdır. Bugün Türkiye’nin ana muhalefet partisinin genel başkanının, bir belediye başkanıyla küfür iddiaları üzerinden gündeme gelmesi tam da bu nedenle kabul edilebilir değildir. Üstelik söz konusu iddialar artık savcılık dosyasına girmişken…</p>
<p>Şunu açıkça sormak gerekiyor:<br />
Siyaseti kirleten nedir?<br />
Küfür etmek siyasetin neresine düşer?<br />
Bir partinin genel başkanının, seçilmiş bir belediye başkanıyla küfürleşmesi o partiye ne kazandırır?</p>
<p>Bu soruların cevabı ne sağda ne solda değişir. Küfür, siyasetin dili değildir; siyasetsizliğin işaretidir.</p>
<p>Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı seçildiği günlerde sergilediği üslup, sadece kendi seçmeninde değil, karşıt görüşlü kesimlerde dahi bir “<strong>normalleşme”</strong> umudu yaratmıştı. Argo kullanmayan, bağırmayan, hakarete yaslanmayan bir muhalefet dili mümkündü ve Özel bunu temsil edebilecek bir profil çizmişti.</p>
<p>Peki ne oldu da bu noktaya gelindi?</p>
<p>Cevap sanıldığı gibi iktidar baskısı ya da AK Parti muhalefeti değil. Asıl baskı, ironik biçimde CHP’nin kendi tabanından geldi. Çünkü CHP’nin belirli bir kesiminde uzun süredir yerleşmiş tehlikeli bir algı var:<br />
Hakaret etmeyen muhalefet yumuşaktır, küfretmeyen muhalefet etkisizdir, bağırmayan lider <strong>“yetersizdir”</strong>.</p>
<p>Bu çarpık beklenti, siyaseti fikir üretme alanı olmaktan çıkarıp bir öfke gösterisine dönüştürüyor. Daha açık söyleyelim: CHP’de bir süredir siyaset değil, hınç ödüllendiriliyor. Sokakta da Meclis’te de sesi en çok yükselten, sözü en çok sertleştiren alkışlanıyor. Bu bir muhalefet stratejisi değil; siyasi tükenmişliktir.</p>
<p>Küfür, düşüncenin bittiği yerde başlar.<br />
Hakaret, argümanın yerini aldığında siyaset çöker.</p>
<p>Sorun sadece üslup da değil. CHP’nin fabrika ayarlarının bozulduğu asıl nokta, parti enerjisinin yanlış yere kilitlenmesidir. Türkiye emeklilikte açlık sınırını, asgari ücrette geçim sınırını tartışırken; gençler işsizliği, aileler hayat pahalılığını yaşarken ana muhalefetin bütün siyasi mesaisini <strong>“şaibe iddialarıyla</strong>” yargı sürecinde olan birkaç belediye başkanına endekslemesi büyük bir stratejik hatadır.</p>
<p>Bir muhalefet lideri şunu söyleyebilirdi: <strong>“Eğer hukuka aykırı bir durum varsa, partimiz kendi içinde gereğini yapar. Hukuk süreci sonunda aklanırlarsa da biz onların arkasında dururuz.”</strong></p>
<p>Bu kadar basit, bu kadar güçlü.<br />
Ama yapılmadı.</p>
<p>Bunun yerine CHP, kendisini savunma psikolojisine hapsetti. Topluma çözüm anlatması gereken bir parti, sürekli kendini anlatmaya başladı. Savunmada kalan siyaset, zamanla öfkelenir. Öfke ise dili bozar. Bugün yaşanan tam olarak budur.</p>
<p>Daha vahimi şu: Bir yanda <strong>“demokrasi, hukuk, nezaket”</strong> söylemi; diğer yanda küfürlü mesaj iddiaları…</p>
<p>Bu çelişki, CHP’ye puan kazandırmaz; güven kaybettirir. Küfrü savunan CHP’lilerin motivasyonu da buradan okunmalı. Savundukları şey aslında küfür değil; çaresizliktir. Çünkü siyaset üretmek zordur, hakaret kolaydır. Program anlatmak emek ister, bağırmak anlıktır.</p>
<p>Oysa siyaset bir hizmet yarışıdır.<br />
Rekabet, daha iyi çözüm üretmek içindir.<br />
Motivasyon küfürleşmek değil, hayatı kolaylaştırmaktır.</p>
<p>Türkiye’nin hem içerde hem dışarda bu kadar ağır sorunları varken, kamuya mal olmuş iki seçilmiş ismin küfür iddialarıyla gündeme gelmesi sadece siyaseti küçültmez; devleti de yorar.</p>
<p>CHP bir siyasi partidir, bir öfke kulübü değil.<br />
CHP bir alternatif olmalıdır, bir refleks değil.</p>
<p>Artık bir yol ayrımı nettir: Ya CHP zaman ve bağlam dışı bu siyasal hezeyanlardan kurtulacak, ya da CHP’liler CHP’yi bu hezeyanlardan kurtaracak. Aksi halde ne yükselen ses ne edilen küfür, bu ülkeye tek bir kazanım getirmeyecek.</p>
<p>Siyaset bağırarak değil, düşünerek yapılır.<br />
Ve en önemlisi: <strong>Küfürle siyaset olmaz.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/chpde-bozulan-siyasi-fabrika-ayarlari-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Davaya Sadakatin Adıdır, Milliyetçi Hareket Partisi</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-davaya-sadakatin-adidir-milliyetci-hareket-partisi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-davaya-sadakatin-adidir-milliyetci-hareket-partisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 01:27:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[devlet millet vatan]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP 57 yıl köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP 57. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[MHP davası]]></category>
		<category><![CDATA[MHP köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP kuruluş yılı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[MHP tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket ideolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi üzerine yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkücü dava]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkücü duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkücü hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkücü hareketin anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkücülük nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52330</guid>

					<description><![CDATA[Aziz Dağtekin Yazdı Bazı davalar vardır; anlatılmaz, yaşanır. Bazı bağlılıklar vardır; ilan edilmez, taşınır. Milliyetçi Hareket Partisi, benim için tam olarak böyle bir anlam taşır. Bir siyasi tercihten ibaret değil; bir ömrün içine yerleşmiş, zamanla karaktere dönüşmüş bir sadakatin adıdır. MHP’yi anlamak için yalnızca programlarına, söylemlerine bakmak yetmez. Onu asıl anlamak için, zor zamanlarda kimlerin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="311" data-end="584"><strong>Aziz Dağtekin Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p data-start="311" data-end="584">Bazı davalar vardır; anlatılmaz, yaşanır. Bazı bağlılıklar vardır; ilan edilmez, taşınır. Milliyetçi Hareket Partisi, benim için tam olarak böyle bir anlam taşır. Bir siyasi tercihten ibaret değil; bir ömrün içine yerleşmiş, zamanla karaktere dönüşmüş bir sadakatin adıdır.</p>
<p data-start="586" data-end="924">MHP’yi anlamak için yalnızca programlarına, söylemlerine bakmak yetmez. Onu asıl anlamak için, zor zamanlarda kimlerin kaldığına, kimlerin sessizce çekildiğine bakmak gerekir. Çünkü bu hareket, hiçbir zaman kolay zamanların adresi olmadı. Alkışların çoğaldığı günlerde değil; bedelin ağırlaştığı, yalnızlığın derinleştiği anlarda sınandı.</p>
<p data-start="926" data-end="1210">Ülkücü Hareket, rüzgârın yönüne göre şekil alanların değil; fırtınaya rağmen yürümeyi göze alanların omuzlarında yükseldi. Bu yüzden çoğu zaman yalnız kaldı ama hiçbir zaman istikametini kaybetmedi. Zira ülkücülük, şartlara göre değişen bir kimlik değil; inançla taşınan bir duruştur.</p>
<p data-start="1212" data-end="1551">Milliyetçi Hareket Partisi’ne gönül vermek; menfaat hesabı yapmak değil, millet hesabı yapmaktır. Kişilere göre değil, ilkelere göre saf tutmaktır. Bizim bağlılığımız isimlere değil; Türk milletinin bekasına, devletin ebed müddet yaşamasına olan inancadır. Bu yüzden görevler değişse de sadakat değişmez, şartlar ağırlaşsa da yön değişmez.</p>
<p data-start="1553" data-end="1816">Bu hareketin mensupları iyi bilir: Ülkücü olmak, her şartta aynı kalabilmektir. Yalnız kaldığında yön değiştirmemek, bedel öderken pişman olmamak, susarken bile davasını satmamaktır. Ülkücülük; yüksek sesle konuşmaktan çok, ağır sorumluluklar taşımayı gerektirir.</p>
<p data-start="1818" data-end="2075">Yıllar içinde açıkça görüldü ki; Milliyetçi Hareket Partisi’ni ayakta tutan şey konjonktür değil, köktür. Bu kök; şehitlerin kanıyla, gazilerin duasıyla, anaların gözyaşıyla beslenmiştir. O yüzden bu dava, günü kurtarmaya değil; yarını inşa etmeye taliptir.</p>
<p data-start="2077" data-end="2350">Bugün geriye dönüp baktığımda, bu hareketin hâlâ diri olduğunu görüyorum. Gençlerde aynı heyecan, büyüklerde aynı feraset, davamızda aynı kararlılık var. Bu da bize şunu açıkça gösteriyor: Milliyetçi Hareket Partisi sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin de teminatıdır.</p>
<p data-start="2352" data-end="2546">Allah’a yaslanan, millete adanan, devlete sadakatle bağlanan bu yol; şartlar ne olursa olsun yarım kalmayacaktır. Çünkü bu yol, şahsi hesapların değil; bir milletin varlık mücadelesinin yoludur.</p>
<p data-start="2548" data-end="2699">Ne mutlu bu davayı bir ömür taşıyanlara…<br data-start="2588" data-end="2591" />Ne mutlu bedel ödemeyi şeref bilenlere…<br data-start="2630" data-end="2633" />Ne mutlu şartlar değişse de “ben değişmedim” diyebilen ülkücülere…</p>
<p data-start="2701" data-end="3162"><strong data-start="2701" data-end="2767">Milliyetçi Hareket Partisi varsa, bu millet sahipsiz değildir.</strong><br data-start="2767" data-end="2770" />Çünkü bu hareket, tam <strong data-start="2792" data-end="2805">57 yıldır</strong> yalnızca seçimlerden seçimlere hatırlanan bir yapı değil; milletin dara düştüğü her dönemde omuz veren, bedel ödemekten kaçınmayan bir iradenin adıdır. Elli yedi yıl; takvim yapraklarıyla ölçülecek bir süre değil, çileyle yoğrulmuş bir yürüyüştür. Yasaklarla, iftiralarla, yalnızlıklarla sınanmış ama hiçbir zaman inancından vazgeçmemiş dualı bir duruşun adıdır.</p>
<p data-start="3164" data-end="3465">Bu 57 yılın her satırında; zindan da vardır, meydan da… Sessizlik de vardır, haykırış da… Kolay zamanların değil, zor dönemlerin partisi olmanın ağırlığı vardır. İşte bu yüzden Milliyetçi Hareket Partisi, yaşını rakamlarla değil; ödediği bedellerle, taşıdığı sorumluluklarla ve dimdik duruşuyla taşır.</p>
<p data-start="3467" data-end="3732">Bugün 57. yılında Milliyetçi Hareket, dünün hatırası değil; yarının teminatıdır. Gençliğiyle diri, tecrübesiyle güçlü, davasıyla kararlıdır. Allah’a yaslanan, millete adanan, devlete sadakatle bağlanan bu yol; dün olduğu gibi bugün de, yarın da yarım kalmayacaktır.</p>
<p data-start="3734" data-end="3860">Nice 57 yıllara…<br data-start="3750" data-end="3753" />İlk günkü imanla, aynı sadakatle, aynı ülküyle…<br data-start="3800" data-end="3803" />Ve ne olursa olsun; <strong data-start="3823" data-end="3860">bu dava ilelebet yaşamaya devam edecektir.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/bir-davaya-sadakatin-adidir-milliyetci-hareket-partisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Algıyla Gelen Savaş, Savaşla Gelen Yoksulluk</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/algiyla-gelen-savas-savasla-gelen-yoksulluk/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/algiyla-gelen-savas-savasla-gelen-yoksulluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 22:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Dış Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[algı operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[döviz manipülasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik savaş]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[enerji kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İran ekonomik baskı]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Orta Doğu politikası]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik analiz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel güç mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[pazar sohbeti]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaş ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[yer altı zenginlikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52313</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN İle PAZAR Sohbeti! Dünya bugün bize bir masal anlatıyor. Adı “istikrar”, sahnesi Orta Doğu, figüranları ise bölge halkları… Oysa perde arkasında dönen oyun son derece tanıdık. Tarih bize defalarca gösterdi ki; savaşlar, krizler ve kaoslar bir gecede doğmaz. Planlanır, kurgulanır ve ihtiyaç duyulduğunda sahaya sürülür. Çünkü her imparatorluk, gücü zayıfladığında aynı refleksi gösterir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="390" data-end="407"><strong data-start="390" data-end="407">Aziz DAĞTEKİN İle PAZAR Sohbeti!</strong></h3>
<hr />
<p data-start="409" data-end="709">Dünya bugün bize bir masal anlatıyor. Adı “istikrar”, sahnesi Orta Doğu, figüranları ise bölge halkları… Oysa perde arkasında dönen oyun son derece tanıdık. Tarih bize defalarca gösterdi ki; savaşlar, krizler ve kaoslar bir gecede doğmaz. Planlanır, kurgulanır ve ihtiyaç duyulduğunda sahaya sürülür.</p>
<p data-start="711" data-end="778">Çünkü her imparatorluk, gücü zayıfladığında aynı refleksi gösterir. ABD ve İsrail’in bugün sergilediği tablo tam da budur. Küresel ekonomik düzen ciddi bir sarsıntı içindedir. Paranın itibarı aşınmış, güven mekanizması çökmüş, borçla ayakta duran sistem alarm vermeye başlamıştır. Uzun yıllar dünyayı finansal baskıyla yöneten ABD, artık aynı araçlarla sonuç almakta zorlanmaktadır. İşte bu noktada <strong data-start="1111" data-end="1119">algı</strong>, <strong data-start="1121" data-end="1137">manipülasyon</strong> ve <strong data-start="1141" data-end="1162">kontrollü krizler</strong> devreye sokulur.</p>
<p data-start="1181" data-end="1597">Altın, gümüş, enerji kaynakları ve yer altı zenginlikleri… Hepsi aynı satranç tahtasının taşlarıdır. Ekonomik gücü zayıflayan ABD, askeri gücünü sahneye sürerek hâlâ güçlü olduğu izlenimini vermeye çalışmaktadır. Ancak binlerce kilometre öteden bir coğrafyaya “güvenlik” adına yerleşmek, gücün değil <strong data-start="1481" data-end="1498">tükenmişliğin</strong> göstergesidir. Silah konuşuyorsa, masada para eksiktir. Savaş, ekonomik iflasın başka bir dilidir.</p>
<p data-start="1599" data-end="1932">İsrail ise bu denklemde bölgesel bir ileri karakol gibidir. ABD ile çıkar ortaklığı açıktır. Biri küresel hegemonya hesabı yapar, diğeri bölgesel üstünlük ve yayılma stratejisini derinleştirir. İdeolojik kılıflar değişebilir; ancak hedef aynıdır: Orta Doğu’nun enerji hatları, yer altı zenginlikleri ve zayıflatılmış devlet yapıları.</p>
<p data-start="1934" data-end="2250">Bugün İran üzerinden yürütülen söylemler tesadüf değildir. Döviz baskısı, ekonomik boğma politikaları, <strong>rejim çözülüyor </strong>manşetleri ve iç karışıklık algıları modern çağın psikolojik savaş yöntemleridir. Önce ekonomiyi vurur, sonra toplumu yorar, ardından <strong>bakın, kendileri çöktü</strong> diyerek müdahaleyi meşrulaştırırlar.</p>
<p data-start="2252" data-end="2282">Ama bu oyun artık gizli değil. Kaosu kim üretiyor, kim yönetiyor, kim kâr ediyor sorusunu sormayanlar sadece gürültüyü duyar. Oysa Orta Doğu’da akan kanın, bitmeyen savaşların ve yıkılan şehirlerin arkasında hangi başkentlerin olduğu herkesin malumudur.</p>
<p data-start="2508" data-end="2567">Millî duruş tam da burada başlar. Gerçeği adıyla anmakta.</p>
<p data-start="2569" data-end="2703">ABD’nin her askeri hamlesi ekonomik bir alarmdır. İsrail’in her saldırgan politikası bölgeyi ateşe atan yeni bir gerilim hattıdır.</p>
<p data-start="2705" data-end="2916">Ve tarih bize şunu da söyler: Algıyla ayakta duran düzenler kalıcı olmaz.<br data-start="2780" data-end="2783" />Krizle beslenen sistemler, eninde sonunda krizin altında kalır.<br data-start="2846" data-end="2849" />Hiçbir güç, başkalarının kaynaklarıyla sonsuza kadar hüküm süremez.</p>
<p data-start="2918" data-end="3091">Türkiye ve bu coğrafyanın halkları için mesele nettir: Kendi aklına, kendi gücüne ve kendi birliğine sahip çıkmak.<br data-start="3034" data-end="3037" />Başkasının yazdığı senaryoda figüran olmayı reddetmek.</p>
<p data-start="3093" data-end="3276">Bu günkü Pazar sohbetimizin özü şudur: Manşete değil menfaate bakın.<br data-start="3167" data-end="3170" />Kimin bağırdığına değil, kimin kazandığına odaklanın.<br data-start="3223" data-end="3226" />Kim savaşıyor değil, kim zenginleşiyor diye sorun.</p>
<p data-start="3278" data-end="3309">Cevabı bulan, gerçeği de görür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/algiyla-gelen-savas-savasla-gelen-yoksulluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birlik Olmadan Vatan Olmaz</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/birlik-olmadan-vatan-olmaz/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/birlik-olmadan-vatan-olmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 08:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ay yıldızlı bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Dağtekin yazdı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[depremde dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[devlet millet dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[gazilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[iman ve vatan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[millet bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Milli birlik]]></category>
		<category><![CDATA[milli değerler]]></category>
		<category><![CDATA[milli irade]]></category>
		<category><![CDATA[milli şuur]]></category>
		<category><![CDATA[şehitlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milleti]]></category>
		<category><![CDATA[vatan savunması]]></category>
		<category><![CDATA[vatan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[vatan toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[zor günlerde birlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52270</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Bu topraklarda “millet” olmak, sadece aynı coğrafyada yaşamak değildir. Millet olmak; aynı acıda buluşmak, aynı sevinçte kenetlenmek, aynı bayrağa bakınca aynı duayı mırıldanmaktır. Bizi asırlardır ayakta tutan sır tam da budur: Birlik ve beraberlik. Tarih sahnesine çıkan her büyük milletin mayasında bu ruh vardır. Bizim mayamız ise İslam’ın kardeşlik ahlâkıyla, şehit kanıyla, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-start="179" data-end="212">Aziz DAĞTEKİN Yazdı</h2>
<hr />
<p data-start="214" data-end="468">Bu topraklarda “millet” olmak, sadece aynı coğrafyada yaşamak değildir. Millet olmak; aynı acıda buluşmak, aynı sevinçte kenetlenmek, aynı bayrağa bakınca aynı duayı mırıldanmaktır. Bizi asırlardır ayakta tutan sır tam da budur: <strong data-start="443" data-end="468">Birlik ve beraberlik.</strong></p>
<p data-start="470" data-end="830">Tarih sahnesine çıkan her büyük milletin mayasında bu ruh vardır. Bizim mayamız ise İslam’ın kardeşlik ahlâkıyla, şehit kanıyla, vatan sevgisiyle yoğrulmuştur. Cenâb-ı Hakk’ın “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın” emri; sadece bir öğüt değil, millet olarak varlığımızın ilahî sigortasıdır. Ayrılık fitnedir; birlik ise rahmettir.</p>
<p data-start="832" data-end="1225">Vatan dediğimiz şey kuru bir toprak parçası değildir. Vatan; Çanakkale’de göğsünü siper eden Mehmet’tir. Sakarya’da, Dumlupınar’da, 15 Temmuz gecesinde namluların karşısına imanla dikilen iradedir. Vatan; geçmişimiz kadar geleceğimizdir. Çocuklarımızın özgürce yaşayacağı yarınların teminatıdır. İşte bu yüzden vatan sevgisi, bu millet için bir tercih değil; <strong data-start="1191" data-end="1225">imanla yoğrulmuş bir kaderdir.</strong></p>
<p data-start="1227" data-end="1560">Bu kaderin gökyüzündeki nişanı ise ay yıldızlı bayrağımızdır. O bayrak ki rengi şehitlerimizin kanından, anlamı bağımsızlığımızdan gelir. Dalgalandığı her yerde umut vardır, direniş vardır, onur vardır. Bayrak düşerse sadece kumaş yere düşmez; bir milletin başı eğilir. O yüzden biz bayrağımızı göndere değil, <strong data-start="1537" data-end="1560">yüreğimize çekeriz.</strong></p>
<p data-start="1562" data-end="1976">Yakın tarih bize bir gerçeği bir kez daha gösterdi. Deprem günlerinde enkaz başında ağlayan da, yardım kolisi taşıyan da, hiç tanımadığı bir çocuğu bağrına basan da aynı milletti. O gün ne siyasi görüş soruldu, ne kimlik. O gün sadece <strong data-start="1797" data-end="1811">“kardeşim”</strong> denildi. Çünkü bu millet, zor günde birbirini hatırlayan büyük bir ailedir. Peygamber Efendimiz’in tarif ettiği gibi; bir uzvu acıdığında tamamı sızlayan bir beden…</p>
<p data-start="1978" data-end="2242">Bugün bize düşen görev açıktır: Ayrıştıran değil birleştiren olmak. Kıran değil onaran olmak. Aynı safta, aynı idealler etrafında kenetlenmek. Çünkü müminler, birbirini ayakta tutan tuğlalar gibidir. Bir tuğla çekilirse duvar zayıflar; duvar zayıflarsa ev yıkılır.</p>
<p data-start="2244" data-end="2481">Unutmayalım: Bu millet ne zaman bir olduysa yükseldi, ne zaman ayrıldıysa yara aldı. Aynı bayrağın gölgesinde, aynı inançla, aynı vatan için bir ve beraber olduğumuz sürece; ne içeriden ne dışarıdan hiçbir güç bizi yolumuzdan döndüremez.</p>
<p data-start="2483" data-end="2736">Bu vesileyle; vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; afetlerde kaybettiğimiz kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Yüce Rabbim bu milleti birlikten, bu vatanı bayraktan, bu bayrağı göklerden eksik etmesin.</p>
<p data-start="2738" data-end="2802">Çünkü <strong data-start="2744" data-end="2802">birlik varsa millet vardır, millet varsa vatan vardır.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/birlik-olmadan-vatan-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epstein Dosyası, Gücün Ahlakı Öldürdüğü Çağın İtirafı!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/epstein-dosyasi-gucun-ahlaki-oldurdugu-cagin-itirafi/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/epstein-dosyasi-gucun-ahlaki-oldurdugu-cagin-itirafi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[adaletin çöküşü]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak ve medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[Batı hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[çağın krizi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[dokunulmazlık]]></category>
		<category><![CDATA[elitlerin suçları]]></category>
		<category><![CDATA[Epstein dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[güç ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[güç yozlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[insan onuru]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[istismar düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[küresel elitler]]></category>
		<category><![CDATA[Lut kavmi benzetmesi]]></category>
		<category><![CDATA[modern sapkınlık]]></category>
		<category><![CDATA[rıza aldatmacası]]></category>
		<category><![CDATA[sahte özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[sistemsel çürüme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52242</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN yazdı Jeffrey Epstein dosyası bir adli evrak değildir. O dosya, çağımızın yüzüne tutulmuş kanlı bir aynadır. O aynaya bakan herkes şunu görür: Bize özgürlük diye sunulan şey ahlaksızlıktır. Bize medeniyet diye pazarlanan şey çürümüşlüktür. Bize ilericilik diye yutturulan şey insanlığın gericiliktir. Bu dosyada tek bir adam yoktur. Bu dosyada para vardır. Bu dosyada &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Aziz DAĞTEKİN yazdı</h3>
<hr />
<p>Jeffrey Epstein dosyası bir adli evrak değildir.<br />
O dosya, çağımızın yüzüne tutulmuş kanlı bir aynadır.</p>
<p>O aynaya bakan herkes şunu görür:<br />
Bize özgürlük diye sunulan şey ahlaksızlıktır.<br />
Bize medeniyet diye pazarlanan şey çürümüşlüktür.<br />
Bize ilericilik diye yutturulan şey insanlığın gericiliktir.</p>
<p>Bu dosyada tek bir adam yoktur.<br />
Bu dosyada para vardır.<br />
Bu dosyada iktidar vardır.<br />
Bu dosyada suskunluk satın alan bir kokuşmuş sistem vardır.</p>
<p>Ve en çok da şunu görürsünüz:<br />
Zenginliğin günahı dokunulmazlığa, gücün suçu ayrıcalığa, mağdurun çığlığı ise sessizliğe mahkûm edilmiştir.<br />
Bir tarafta zincire vurulan çocuklar…<br />
Diğer tarafta zinciri tutan kravatlı sapık efendiler…<br />
Ve bize deniyor ki: Bu özgürlük.</p>
<p>Hayır!<br />
Bu özgürlük değil.<br />
Bu sapkınlıktır.<br />
İstismarın adı modernlik yapıldı.<br />
Ahlaksızlık cesaret diye yüceltildi.<br />
Kölelik rıza kelimesiyle aklandı.</p>
<p>Güçlü konuştu, zayıf sustu.<br />
Ve bu suskunluğa özgür dünya dediler.<br />
Epstein dosyasını asıl tehlikeli yapan, işlenen suçlar değildir.<br />
Asıl korkunç olan, bu suçların nasıl bu kadar kolay korunabildiğidir.<br />
Epstein bir istisna değil, bir üründür.<br />
Dokunulmazlık zırhı giydirilmiş bir düzenin ürünüdür.</p>
<p>Bu çağ bize şunu fısıldıyor:<br />
Paran varsa her şey mubahtır.<br />
Gücün varsa ahlak teferruattır.<br />
Bağlantın varsa hukuk susar.</p>
<p>İnsan hakları kürsülerde konuşulur,<br />
arka odalarda insan pazarlığı yapılır.<br />
Zengin için sınır yoktur.<br />
Fakir için ise yalnızca kader…<br />
Ve buna demokrasi denir.<br />
Bu çağın en büyük yalanı şudur:<br />
Ahlaksızlık kişisel tercih diye masumlaştırıldı.<br />
Sınır tanımamak özgürlük diye alkışlandı.<br />
İtiraz edenler ise gerici, bağnaz, çağdışı ilan edildi.<br />
Oysa mesele ahlak dayatması değildir.<br />
Mesele insan onurudur.<br />
Bir çocuğun bedeni tartışılamaz.<br />
Güçsüzün rızası, güçlünün gölgesinde geçerli değildir.<br />
Epstein dosyası kapatılmak isteniyor çünkü gerçek şudur:<br />
O dosya açılırsa,<br />
<strong>“hukuk herkese eşit”</strong> masalı çöker,<br />
<strong>“demokrasi denetler”</strong> yalanı dağılır,<br />
<strong>“elitler hesap verir”</strong> efsanesi yerle bir olur.<br />
Bu düzen hesap sormaz.<br />
Bu düzen hesabı olanı korur.<br />
İnsanlık tarih boyunca sapkınlık gördü.<br />
Ama bu çağın farkı şudur:<br />
Sapkınlık artık gizlenmiyor.<br />
Sapkınlık alkışlanıyor.<br />
Utanç yerini gurura,<br />
günah yerini ideolojiye bıraktı.</p>
<p>İşte bu yüzden Epstein dosyası bir skandal değil;<br />
bir teşhis raporudur.<br />
Bir son uyarıdır.<br />
Kur’an’da Lut kavmi anlatılır.<br />
Sınır tanımayan bir ahlaksızlık…<br />
Uyarıları alaya alan bir kibir…<br />
Ve sonunda gelen helâk…</p>
<p>Onları bitiren günah değildi.<br />
Günahı savunmalarıydı.<br />
Günahı meşrulaştırmalarıydı.<br />
Günahla övünmeleriydi.<br />
Bugün aynaya bakın.<br />
Manzara ürkütücüdür.</p>
<p>Haram kişisel tercih olmuş.<br />
Sınır tanımamak cesaret sayılmış.<br />
İtiraz etmek gericilik ilan edilmiştir.<br />
Oysa bunları söylemek için dindar olmaya gerek yok.<br />
İnsan olmak yeterlidir.</p>
<p>İslam burada sadece bir inanç değildir.<br />
Bir fren sistemidir.<br />
Gücü dizginler.<br />
Şehveti sınırlar.<br />
İnsanı insana kul olmaktan kurtarır.</p>
<p>İlahi sınırlar insanı kısıtlamak için değil,<br />
insanın canavara dönüşmesini engellemek için vardır.<br />
Bu sınırlar “gericilik” diye çöpe atıldığında,<br />
Epstein gibi dosyalar tesadüf değildir.<br />
Bu bir sonuçtur.</p>
<p>Ve artık şunu açıkça söyleyelim:<br />
Güç medeniyet değildir.<br />
Güç özgürlük değildir.<br />
Güç inanç değildir.<br />
Güç, ahlaktan koparsa sapkınlıktır.</p>
<p>Bu yazı sadece Müslümana değil,<br />
insan haklarına gerçekten inanan herkese sesleniyor.<br />
Çocukların dokunulmazlığına inanan her vicdana sesleniyor.<br />
Bugün insanlık bir yol ayrımındadır:<br />
Ya sınırlarını hatırlayacak,<br />
ya da Lut kavminin akıbetini…</p>
<p>Tarih defalarca gösterdi:<br />
Ahlaksızlık medeniyet değildir.<br />
Sapkınlık özgürlük değildir.<br />
Zulüm modernlik değildir.<br />
Epstein dosyası bir uyarıdır.<br />
Gören görsün.<br />
Duyan duysun.</p>
<p>Çünkü kıyamet, çoğu zaman alkışlarla yaklaşır.<br />
Unutmayın:<br />
Toplumda sapkınlık yayılırsa ahlak ölür.<br />
Ahlak ölürse, medeniyet de ölür.<br />
Var mı bunun başka izahı?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/epstein-dosyasi-gucun-ahlaki-oldurdugu-cagin-itirafi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavşaklar Çağında &#8220;Delikanlı&#8221; Kalabilmek!</title>
		<link>https://www.aybuketurkhaber.com/yavsaklar-caginda-delikanli-kalabilmek/</link>
					<comments>https://www.aybuketurkhaber.com/yavsaklar-caginda-delikanli-kalabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Dağtekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 21:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ahlâk krizi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarcılık]]></category>
		<category><![CDATA[delikanlı kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[delikanlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[duruş]]></category>
		<category><![CDATA[duruşsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[esnek ahlâk]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güven kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[iki yüzlülük]]></category>
		<category><![CDATA[ilkesizlik]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[karakter erozyonu]]></category>
		<category><![CDATA[mağdur edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[marjinal erdem]]></category>
		<category><![CDATA[menfaat ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[modern ikiyüzlülük]]></category>
		<category><![CDATA[netlik]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[omurgalı duruş]]></category>
		<category><![CDATA[omurgasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[prensipsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[radikal dürüstlük]]></category>
		<category><![CDATA[riyakârlık]]></category>
		<category><![CDATA[sahte dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[sahtekârlık]]></category>
		<category><![CDATA[sırt dönmek]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluktan kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[sözünde durmamak]]></category>
		<category><![CDATA[strateji adı altında yalan]]></category>
		<category><![CDATA[tarih notu]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[yavşaklık]]></category>
		<category><![CDATA[yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[yüzsüzlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.aybuketurkhaber.com/?p=52189</guid>

					<description><![CDATA[Aziz DAĞTEKİN Yazdı Bu ülkede bir süredir “delikanlılık” kelimesi çok ucuzladı. Herkes ağzında taşıyor ama cebinde yok. Cesaret, karakter ve omurga; vitrine konmuş ama depoda bitmiş durumda. Yiğit gibi görünüp ayağına yatanlar var.Dost diye gezip ilk parayı görünce sırt dönenler var.Yüzüne gülüp arkandan ıslık çalanlar, “Ben senin iyiliğini istiyorum” deyip seni kuyunun başına getirenler var. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="309" data-end="479"><strong>Aziz DAĞTEKİN Yazdı</strong></h3>
<hr />
<p data-start="309" data-end="479">Bu ülkede bir süredir <strong>“delikanlılık”</strong> kelimesi çok ucuzladı. Herkes ağzında taşıyor ama cebinde yok. Cesaret, karakter ve omurga; vitrine konmuş ama depoda bitmiş durumda.</p>
<p data-start="481" data-end="693">Yiğit gibi görünüp ayağına yatanlar var.<br data-start="521" data-end="524" />Dost diye gezip ilk parayı görünce sırt dönenler var.<br data-start="577" data-end="580" />Yüzüne gülüp arkandan ıslık çalanlar, <strong><em>“Ben senin iyiliğini istiyorum”</em> </strong>deyip seni kuyunun başına getirenler var.</p>
<p data-start="251" data-end="303">Eskiden bazı şeyler ayıptı.<br data-start="278" data-end="281" />Şimdi CV’ye yazılıyor.</p>
<p data-start="305" data-end="412">Mesela <strong>“duruşsuzluk”.</strong><br data-start="326" data-end="329" />Artık esneklik deniyor.<br data-start="352" data-end="355" />Omurgasızlık mı? Ona da <strong>“uyum sağlama yeteneği”</strong> diyorlar.</p>
<p data-start="414" data-end="513">Bir insanın sabah söylediğini akşam inkâr etmesi eskiden karakter zayıflığıydı.<br data-start="493" data-end="496" />Şimdi <strong>“strateji”</strong>.</p>
<p data-start="515" data-end="641">Dostunu paraya satan yok artık, <strong>“Sürdürülebilir ilişkiler”</strong> var.<br data-start="580" data-end="583" />Herkes herkesi çok seviyor, ta ki çıkarlar çatışana kadar.</p>
<p data-start="643" data-end="769">O anda ne oluyor biliyor musunuz?<br data-start="676" data-end="679" />Delikanlılık izne çıkıyor.<br data-start="705" data-end="708" />Vicdan toplantıda oluyor.<br data-start="733" data-end="736" />Sorumluluk <strong>“maile döneriz”</strong> diyor.</p>
<p data-start="771" data-end="889">Yüz yüze gelince sarılan, arkanı dönünce rapor yazan, gıyabında aslan, huzurda kedi olan bir insan profili türedi.</p>
<p data-start="891" data-end="980">Ve hepsi çok meşgul.<br data-start="911" data-end="914" />Hepsi çok önemli.<br data-start="931" data-end="934" />Ama nedense hiçbirinin yük taşıdığı görülmedi.</p>
<p data-start="982" data-end="1089">Bir gün böyleler, bir gün öyle.<br data-start="1013" data-end="1016" />Bugün prensip, yarın fırsat.<br data-start="1044" data-end="1047" />Bugün omurga, yarın <strong>“yanlış anlaşılmışım”</strong>.</p>
<p data-start="1091" data-end="1149">En sevdikleri cümle şu: <strong>Ben aslında öyle biri değilim.</strong></p>
<p data-start="1151" data-end="1232">Zaten sorun da bu.<br data-start="1169" data-end="1172" />Kimse artık <strong>“öyle biri”</strong> değil.<br data-start="1202" data-end="1205" />Ama ortalık o biriyle dolu.</p>
<p data-start="1234" data-end="1334">Nasihat sevmezler.<br data-start="1252" data-end="1255" />Eleştiriye alerjileri vardır.<br data-start="1284" data-end="1287" />Ama başkasının hatasını mikroskopla incelerler.</p>
<p data-start="1336" data-end="1449">Yılan gibi sarılırlar,<br data-start="1358" data-end="1361" />Kaz gibi yolacak fırsat kollarlar,<br data-start="1395" data-end="1398" />Sonra da <strong>“niye kimse bana güvenmiyor”</strong> diye içerler.</p>
<p data-start="1451" data-end="1461">İnanılmaz.</p>
<p data-start="1463" data-end="1557">Bir de mağduriyet kısmı var.<br data-start="1491" data-end="1494" />Bu ülkede en çok can yakanlar,<br data-start="1524" data-end="1527" />En çok <strong>“canım yandı”</strong> diyenler.</p>
<p data-start="1559" data-end="1598">Herkes ezilmiş, ama kimse ezen değil. Herkes dürüst, ama kimse doğruyu söylemiyor. Belki de mesele şu: Biz bu tabloyu fazla ciddiye alıyoruz.</p>
<p data-start="1710" data-end="1819">Oysa bu bir karakter sorunu değil artık.<br data-start="1750" data-end="1753" />Bu bir <strong data-start="1760" data-end="1775">yaşam tarzı</strong>.<br data-start="1776" data-end="1779" />Bir tercih.<br data-start="1790" data-end="1793" />Bir duruşsuzluk disiplini.</p>
<p data-start="1821" data-end="1860">O yüzden şaşırmıyorum. Kızmıyorum da. Sadece not düşüyorum tarihe! Bu çağda delikanlı kalmak marjinal bir eylemdir. Omurgalı olmak radikal bir tercihtir.<br data-start="1980" data-end="1983" />Ve evet, hâlâ netim. <strong data-start="2005" data-end="2031">Yavşakları sevmiyorum.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.aybuketurkhaber.com/yavsaklar-caginda-delikanli-kalabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
