Aziz Dağtekin Yazdı
Bugünün Türkiye’sinde en büyük soru şu:
Vekil mi daha güçlü?
Yoksa asil mi?
Yani milletin seçip gönderdiği mi güçlü…
Yoksa o milleti oluşturan sade vatandaş mı?
Bakıyorsunuz…
Bir gazeteci canlı yayında görev yapıyor.
Bir polis, devletin verdiği emri uygulamaya çalışıyor.
Bir kameraman kalabalığın içinde ezilmeden görüntü almaya uğraşıyor.
Ve tam o anda…
“Dokunulmazlık zırhı” devreye giriyor.
Bir milletvekili öfkeleniyor…
Bir gazetecinin kulağına vurabiliyor.
Bir polis memurunun yakasına yapışabiliyor.
Kalabalığın ortasında bağırabiliyor.
İtebiliyor.
Tehdit edebiliyor.
Sonra ne oluyor?
Hiç…
Çünkü sırtında görünmez bir zırh var:
Dokunulmazlık.
Şimdi biri çıksın da anlatsın bize…
Nedir bu dokunulmazlık zırhı?
Milletin adına görev yapan insanlara vurma serbestisi mi?
Gazeteciyi susturma ayrıcalığı mı?
Polisi aşağılamanın anayasal güvence altına alınmış hali mi?
Milletvekili olmak…
Millete rağmen güç kullanma yetkisi değildir.
Tam tersine…
Milletin önünde daha fazla sorumluluk taşımaktır.
Ama bizde işler tersine döndü.
Gazeteci sahada dayak yiyor…
Polis arada kalıyor…
Kameraman hedef oluyor…
Sonra herkes dönüp birbirine bakıyor, “Acaba kimi kızdırdık?”
Çünkü artık kamu görevi yapan insanlar kimseye yaranamıyor.
Gazeteci haber yaparsa suçlu…
Yapmazsa korkak.
Polis müdahale ederse zalim…
Etmezse beceriksiz.
Herkes ateş altında.
Oysa o insanlar orada şahsi hevesleri için bulunmuyor.
Gazeteci; kamu adına orada.
Polis; devlet adına orada.
Kameraman; toplum gerçeği görsün diye orada.
Ama siyasetçinin bir anlık öfkesi…
Bazen hepsinin emeğini, onurunu, güvenliğini ezip geçiyor.
Sonra da dönüp “demokrasi” diyoruz.
Demokrasi…
Kameraya vurmak değildir.
Demokrasi…
Hoşuna gitmeyen soruyu susturmak değildir.
Demokrasi…
Devletin polisini düşman görmek değildir.
Ve en önemlisi…
Dokunulmazlık; milletin verdiği emanettir.
Millete karşı kullanılacak bir sopa değil.
Bu ülkede artık insanlar şunu görmek istiyor:
Kanun karşısında gerçekten herkes eşit mi?
Yoksa bazı insanlar için anayasa çelik yelek gibi mi çalışıyor?
İşte asıl mesele budur.
Çünkü vatandaş bugün şunu düşünüyor: “Ben sokağın ortasında bir gazeteciye el kaldırsam hayatım kararır…
Peki siyasetçi yapınca neden sadece haber oluyor?”
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"