Aziz DAĞTEKİN Yazdı
ABD savaş filosu İran açıklarında “tatbikat” yapıyor. Tatbikat diyorlar ama herkes biliyor: Bu, aynanın karşısında kas yapma seansı.
Mesaj basit ve küresel ölçekte tercümesi aynı: “Ben buradayım. İstersem gelirim. Gelmesem bile korkmanız yeter.”
Bu hazırlık bir saldırının değil, bir senaryonun parçası. Askeri olduğu kadar finansal, diplomatik ve medya merkezli bir senaryo. Bir uçak gemisi yalnızca savaş aracı değildir; aynı zamanda borsa grafiği, manşet, seçim afişidir.
TRUMP VE TANKLI BARIŞ FELSEFESİ
Donald Trump, Nobel Barış Ödülü’nü her andığında dünya haritasında bir yerlerde bir radar sistemi açılıyor. Trump’ın barış anlayışı nettir:
“Barış = Karşı tarafın korkudan hareket edememesi”
Gandhi değildir; “Silahlı barış koçu”dur. “Savaş istemiyorum” der, aynı anda uçak gemisini kapıya park eder,
sonra dönüp şunu söyler:
“Bakın, savaş çıkmadı. Demek ki ben barışçıyım.”
Bu, mahallede “Ben kavga sevmem ama bıçak cebimde dursun” diyen abinin küresel versiyonudur.
Nobel Komitesi’nin Trump’a mesafesi de bundandır: Adam barışı seviyor ama önce ortamı biraz yakarak.
İRAN: VURABİLİR AMA VURMAYI SEÇİYOR
Gelelim herkesin sorduğu soruya: İran ABD savaş gemisini vurabilir mi?
Cevap üç aşamalı:
Teknik olarak: Evet.
Stratejik olarak: Bedeli ağır.
Siyasi olarak: Şu an istemiyor.
İran’ın elinde balistik füzeler var, asimetrik deniz harp kabiliyeti var, sürü İHA’lar var.
Ama mesele vurmak değil. Vurduktan sonra ne olacağı.
Bir ABD savaş gemisinin vurulması şunları doğurur:
ABD’ye meşru ve küresel destekli savaş gerekçesi
-NATO’nun psikolojik olarak hizaya girmesi
İsrail için “Artık yalnız değilsin” ilanı
İran bugün şu noktada duruyor:
“Vurabilirim ama vurmayacağım.”
Bu duruş, füzeden daha caydırıcıdır. Çünkü sabır, bazen en pahalı silahtır.
KONTROLLÜ KAOS VE İSRAİL’İN SESSİZ KAZANCI
ABD’nin yarattığı kaos rastgele değildir.
Ayar düğmesi nettir: İsrail’in yanında.
Bu kontrollü kaos İsrail’e ne sağlar?
1.Gündem Kaydırma
Gazze, Batı Şeria, Filistin dosyası arka sayfalara itilir.
Manşetler İran-ABD gerilimine kilitlenir.
2.İran’ın Şeytanlaştırılması
İran “tehdit”, İsrail “savunmada kalan müttefik” rolüne yerleştirilir.
3.Arap Dünyasının Felci
Kimse İsrail’le açıktan karşı karşıya gelmek istemez.
Çünkü arka planda ABD gemileri duruyordur.
4.Operasyonel Örtü
ABD gürültü çıkarır. İsrail sahada iş görür. Bu yüzden İsrail konuşmaz, acele etmez. Sessizlik onun en büyük avantajıdır.
BU GERİLİM GERÇEK SAVAŞA DÖNER Mİ?
Kısa cevap: Şimdilik hayır.
Uzun cevap: Yanlış bir hesap her şeyi değiştirir.
Bu bir düşük yoğunluklu yüksek gerilim sürecidir.
Ama Ortadoğu’da tarih bize şunu öğretmiştir:
Savaşlar çoğu zaman planlandığı için değil, kontrol kaybolduğu için çıkar.
TÜRKİYE BU TABLODA NEREDE?
Türkiye bu oyunda: Cephe ülkesi değil. Ama denge bozucu aktör. Ne ABD’nin tam arkasında, ne İran’ın ön safında, ne İsrail’in sessiz ortağı.
Türkiye için risk:
Kaosun büyümesi,
Enerji hatları,
Güvenlik baskısı,
Türkiye için fırsat:
Arabuluculuk,
Bölgesel denge,
Stratejik akıl üstünlüğü,
Ama bu denge sessizlikle değil, dikkatle yürütülür.
TRUMP SEÇİME GİDERKEN BU KARTI OYNAR MI?
Evet, ama tam savaşı değil. Savaş ihtimalini.
Trump seçmenine şunu satmak ister:
“Bakın, dünya karışık ama ben kontrol ediyorum.”
Gerçek savaş risklidir. Ama savaş eşiği, seçim için mükemmel malzemedir.
SON PERDE
Sahnede herkes rolünü biliyor:
ABD megafonla bağırıyor,
İsrail perde arkasında ilerliyor,
İran dişlerini gösterip bekliyor,
Dünya ise ekrana bakıp soruyor: “Bu gerçekten prova mı, yoksa fragman mı?”
Cevap net değil. Ama bir şey çok net! Bu düzen böyle devam ederse, fragmanlar bir gün filme dönüşür. Ve o filmde seyirci kalmak, en pahalı hatadır.
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"
