Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Bu ülkenin damarlarında dolaşan bir virüs var. Adı, liyakat fukaralığı, yolsuzluk ve kamu kaynaklarını vampir gibi emen çürümüş bir yerel yönetim yapısı. Yıllardır kanayan bir yara olan belediyecilik ve muhtarlık sistemi, artık sadece bir kambur değil, Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan devasa bir enkaz haline gelmiştir. Gözümüzün önünde cereyan eden bu kepazeliğe daha ne kadar sessiz kalacağız?
Belediyeler… Güya halka hizmet için varlar. Oysa gerçekte neye hizmet ettikleri ayan beyan ortada: metrescilere, bankamatik memurlarına, rüşvetçilere, ihalede yandaşcılara, adam kayırmalara ve liyakatsiz eleman çalıştırmalara! Kamu kaynakları, bu sözde hizmet binalarının duvarları arasında, bir avuç çıkar grubunun cebine akıtılıyor. Belediyeler, adeta birer kişisel çiftlik, birer arpalık haline gelmiş durumda. Şeffaflık, hesap verebilirlik, adalet… Bu kavramlar, belediye kapılarından içeri giremiyor, çünkü içerideki çürümüşlük, her türlü denetimi ve ahlaki değeri yutmuş durumda.
Altyapıdaki çarpıklıklar, denetim mekanizmalarının rüşvet karşılığı göz yumduğu yolsuzluklar, halkın vergileriyle yapılan israf… Bu tablo, sadece birkaç münferit olay değil, sistemin ta kendisi. Bu yapı, ya kökten sökülüp atılmalı, yerine kurumsal ve yasal zemini sağlam, şeffaf her an denetlenebilir bir mekanizma getirilmeli ya da daha radikal bir çözümle, doğrudan valilik ve kaymakamlıklara bağlı birer müdürlük haline getirilmelidir. Artık bu ülkenin, belediye başkanlığı adı altında kişisel ikbal ve rant kapısı haline gelen bu çürümüş yapıya tahammülü kalmamıştır.
MUHTARLIKLAR DİJİTAL ÇAĞIN GEREKSİZ YÜKÜ!
Belediyeler kadar olmasa da, Türkiye’nin bir diğer mali kamburu da muhtarlıklar. E-devletin her hizmeti kapımıza getirdiği, dijitalleşmenin zirve yaptığı bir çağda, muhtarlıkların işlevi nedir? Ne yazık ki, çoğu zaman sadece sömürge düzenine dönüşen bankaların icra takipçileri haline gelmişlerdir. İcraya düşüp de adresinde bulunamayanların posta teslimi olan muhtarlıklar, devlete büyük bir mali yük teşkil etmektedir. Milyarlarca lira, e-devlet üzerinden kolayca halledilebilecek işler için harcanmaktadır. Bu, akıl ve mantık dışıdır.
Muhtarlıklar, modern devlet yapısında artık bir lüks, hatta bir israf kalemidir. Geleneksel işlevleri dijital platformlar tarafından fazlasıyla karşılanırken, bu yapının sürdürülmesi, sadece atıl bir bürokrasi ve gereksiz bir maliyet yaratmaktadır. Bu sistem de ya tamamen kaldırılmalı ya da işlevleri yeniden tanımlanarak, gerçekten toplumsal bir fayda sağlayacak şekilde dönüştürülmelidir. Aksi takdirde, muhtarlıklar da belediyeler gibi, Türkiye’nin sırtındaki bir başka kambur olmaya devam edecektir.
DEĞİŞİM ŞART! YA ŞİMDİ YA DA HİÇ!..
Türkiye, bu çürümüş yapıların ağırlığı altında ezilmeye devam edemez. Kamu kaynakları, halkın alın teri, bu vampirlerin doymak bilmez iştahına kurban edilemez. Artık radikal kararlar alma, köklü değişimler yapma zamanıdır. Bu sistem ya yeniden kurumsal ve yasal bir yapıya kavuşturulmalı ya da doğrudan valilik ve kaymakamlıklara bağlı birer müdürlük haline getirilmelidir. Muhtarlıklar ise ya işlevsel hale getirilmeli ya da tamamen kaldırılmalıdır.
Bu ülkenin geleceği, birkaç rant düşkününün ve liyakatsiz yöneticinin insafına bırakılamaz. Halkın sesi, bu çürümüş duvarları yıkacak güce sahiptir. Değişim şarttır, hem de şimdi! Aksi takdirde, bu kamburlar, Türkiye’yi nefessiz bırakmaya devam edecektir. Bu köşe yazısı, bir isyan çığlığıdır. Umarım sağır kulaklar duyar, kör gözler görür ve vicdanlar uyanır. Zira bu gemi batarsa, hepimiz batarız!