Bir İlahi Neden Bu Kadar Çok Şeyi Hatırlattı?

Aziz DAĞTEKİN Yazdı


Bazen bir ses yükselir… Ne bir siyasi kürsüden, ne bir televizyon ekranından, ne de bir kampanyanın parçası olarak. Sadece kalpten çıkar ve kalplere ulaşır. Son günlerde milyonların diline dolanan, insanlara huzur ve sükûnet veren “Kabe’de Hacılar” ilahisi de işte böyle bir ses oldu. Ne bir propaganda ürünüydü ne de bir dayatma. O, Anadolu’nun asırlardır taşıdığı inancın, özlemin ve maneviyatın yankısıydı.

Kabe, sadece taş ve örtü değildir. O, milyonlar için yön, anlam ve teslimiyettir. O yüzden bu ilahiyi dinleyen bir genç de, bir anne de, bir dede de aynı duyguda buluştu: Aidiyet.

Ancak Türkiye’de ne yazık ki maneviyatın yükseldiği her an, beraberinde bir tartışmayı da getiriyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi çevresinden gelen bazı eleştiriler, meseleyi bir ilahiden çıkarıp ideolojik bir tartışmanın içine çekti. Oysa burada sorulması gereken soru şudur: Bir ilahinin milyonlara umut vermesinden kim neden rahatsız olur?

Bu soruyu sormak, bir siyasi partiyi hedef almak değil; bir toplumsal refleksi anlamaya çalışmaktır.

LAİKLİK: YASAKLAMAK MI, ÖZGÜR BIRAKMAK MI?

Öncelikle şu gerçeği net şekilde ifade etmek gerekir: Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Laiklik, ne dinsizliktir ne de din karşıtlığıdır. Laiklik, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesinin teminatıdır.

Laiklik; bir insanın camiye gidebilmesini de, gitmemesini de güvence altına alır. Birinin ilahi dinlemesini de, diğerinin dinlememesini de korur. Laiklik, yasaklamak değil; özgür bırakmaktır.

Ancak laikliği, toplumun inançlarını kamusal alandan tamamen silmek olarak yorumlamak, laikliğin özüne değil; yanlış yorumuna hizmet eder.

BU MİLLETİN RUHUNDA NE VAR?

Bu coğrafya, bin yıldır ezanla, ilahiyle, dua ile yoğrulmuş bir coğrafyadır. Bu, kimseye dayatılan bir kimlik değil; tarihsel ve sosyolojik bir gerçektir. Bu millet, savaşta da ilahi söyledi, düğünde de ilahi söyledi, cenazede de ilahi söyledi.

Bir ilahinin sosyal medyada milyonlara ulaşması, bir organizasyonun başarısı değil; bir milletin hafızasının hâlâ canlı olduğunun göstergesidir.

Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına yönelik etkinlik genelgesi de benzer bir tartışmanın merkezine yerleşti. Oysa burada yapılması gereken, insanların inancını yaşamasına alan açmak ile kimseye dayatma yapmamak arasındaki dengeyi korumaktır.

ASIL MESELE BİRLİKTE YAŞAYABİLMEK

Türkiye’nin gücü, tek tip insan yetiştirmesinde değil; farklılıkları birlikte yaşatabilmesindedir. Bir insan ilahi dinlediği için geri kalmış olmaz. Bir insan dinlemediği için de eksik olmaz. Medeniyet, bu iki insanın birbirine saygı duyabildiği yerde başlar. İnanç, bireyin kalbiyle ilgilidir. Devletin görevi ise o kalbin özgürce atmasını sağlamaktır.

KORKULMASI GEREKEN İLAHİ DEĞİL, AYRIŞMADIR

Bugün korkulması gereken şey bir ilahinin yayılması değildir. Korkulması gereken şey, insanların birbirinin inancından rahatsız hale gelmesidir. Çünkü bir millet, inancını kaybettiğinde değil; birbirine olan saygısını kaybettiğinde zayıflar.

Bu yüzden mesele bir ilahi meselesi değildir. Mesele, bu ülkenin ortak vicdanını koruyup koruyamayacağı meselesidir.

Ve gerçek şu ki…

Bu millet, bin yıldır aynı göğe bakıp farklı dualar etse bile, aynı vatanı paylaşmayı başarmıştır. Önemli olan, o göğün altında birbirimizin varlığına tahammül değil; saygı gösterebilmektir.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Tarım kredilerinde yeni dönem: Faiz indirimi ve başvuru şartları belli oldu

Tarım alanında Hazine destekli yatırım ve işletme amaçlı yeni krediyi almak için gerekli şartlar ve …

Bir yanıt yazın