ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği hava saldırıları yalnızca askeri dengeleri değil, çevresel dengeleri de sarsıyor. Tahran çevresindeki petrol rafinerileri ve depolama tesislerinde çıkan büyük yangınlar, savaşın karbon ayak izini hızla büyütürken atmosfere yayılan sera gazı miktarını ciddi biçimde artırıyor.
28 Şubat’tan bu yana devam eden saldırılarla birlikte enerji altyapısının hedef alınması, sadece bölgesel güvenliği değil küresel iklimi de etkileyen yeni bir çevresel krizi gündeme taşıdı.
SAVAŞIN ÇEVRESEL BEDELİ BÜYÜYOR
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının dokuzuncu gününe girilirken, çatışmanın çevresel sonuçları daha görünür hale gelmeye başladı. Uzmanlara göre modern savaşlar yalnızca insani ve ekonomik yıkım yaratmıyor; aynı zamanda küresel ısınmayı hızlandıran önemli faktörlerden biri haline geliyor.
Araştırmalar, dünya ordularının toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 5,5’inden sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Bu oran, birçok ülkenin yıllık karbon salımından daha yüksek seviyelere ulaşıyor.
ASKERİ OPERASYONLAR ATMOSFERE DOĞRUDAN ETKİ EDİYOR
Savaşta kullanılan jet uçakları, balistik füzeler, insansız hava araçları ve deniz kuvvetleri operasyonları yoğun fosil yakıt tüketimine yol açıyor. Her bombardıman ve askeri hareketlilik atmosfere yüksek miktarda karbondioksit ve diğer sera gazlarının salınmasına neden oluyor.
Uzmanlar özellikle ABD Savunma Bakanlığı’nın dünyanın en büyük kurumsal karbon yayıcılarından biri olduğuna dikkat çekiyor.
PETROL TESİSLERİNDEKİ YANGINLAR ZEHİRLİ GAZLAR YAYIYOR
İsrail’in saldırıları sonrası Tahran çevresindeki Şahran, Şehr-i Rey, Koohak ve Tondgouyan gibi kritik petrol depoları ile rafinerilerde büyük patlamalar meydana geldi. Bu tesislerde çıkan dev yangınlar yalnızca karbondioksit değil, aynı zamanda kükürt dioksit, azot oksitler ve kanserojen partiküller gibi toksik gazların da atmosfere yayılmasına yol açıyor.
Uzmanlar, bu tür yangınların kısa sürede on binlerce ton kömür yakımına eşdeğer emisyon üretebildiğini belirtiyor.
TAHRAN’IN YAKIT ALTYAPISI HEDEFTE
Saldırılarda Koohak, Şehran ve Karaj petrol depolama tesislerinin de vurulduğu İran Petrol Bakanlığı tarafından doğrulandı. Bu tesisler, başkent Tahran ve çevresinin yakıt tedarik zincirinde kritik rol oynuyor.
Tondgouyan Petrol Rafinerisi ve Tahran Rafinerisi de hedef alınan diğer önemli enerji altyapıları arasında yer aldı. Patlamaların ardından bazı tesislerde ciddi hasar oluştu.
İRAN’DAN MİSİLLEME SALDIRILARI
İran tarafı saldırılardan ABD ve İsrail’i sorumlu tutarak misilleme yaptı. İran Devrim Muhafızları, İsrail’in Hayfa Rafinerisi’nin balistik füzelerle hedef alındığını açıkladı.
Çatışmanın genişleme riski de artarken İran’ın Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn’deki petrol tesislerine yönelik drone ve füze saldırıları düzenlediği bildirildi. Bu gelişmeler küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtı.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPANMASI ENERJİ PİYASALARINI SARSTI
Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20’sini etkiliyor. Enerji arzında yaşanan belirsizlik bazı ülkelerin enerji ihtiyacını kömür gibi daha yüksek emisyonlu kaynaklarla karşılamasına yol açabilir.
Uzmanlar bu durumun küresel karbon salımında yeni bir artış dalgası yaratabileceğini belirtiyor.
SAVAŞ VE İKLİM KRİZİ BİRBİRİNİ BESLİYOR
Uzmanlara göre modern savaşlar ile iklim krizi artık birbirinden ayrı düşünülemiyor. Çatışmalar fosil yakıt tüketimini ve emisyonları artırırken, iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık, göç ve kaynak rekabeti de yeni çatışmaları tetikleyebiliyor.
İran’daki petrol altyapısına yönelik saldırılar, fosil yakıtların jeopolitik mücadelede stratejik bir araç olarak kullanılmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"