İlim, Bakmak Değil Görmektir

Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti!


İlim, yalnızca zihinde biriken kuru bilgilerden ibaret değildir; ilim, insanın kalbini terbiye eden, nefsini dizginleyen ve ona hakikati gösteren bir nurdur. Bu nur, her kalpte barınmaz; ancak edep ile korunur, sadakat ile taşınır ve itaat ile kemale erer. Çünkü ilmin bereketi, öğrenilen sözlerin çokluğunda değil; o sözleri taşıyan kaynağa gösterilen hürmette, o kaynağa karşı duyulan sadakatte ve o sadakatin doğurduğu teslimiyettedir.

Tarih boyunca büyük âlimlerin rahle-i tedrisinden geçen talebeler, yalnızca kelimeleri ezberlemediler. Bakmayı, görmeyi, susmayı, dinlemeyi ve teslim olmayı öğrendiler. Zira onlar biliyorlardı ki ilim, akıl ile anlaşılır; fakat hikmet, sadakat ile yerleşir. Akıl kapıyı açar, fakat o kapıdan içeri ancak biat, sadakat ve itaat ile girilir.

Biat, hakikati temsil edene yönelen bilinçli bir teslimiyet; sadakat, bu teslimiyetin zamanla kökleşen hâli; itaat ise, nefsin itirazını susturup hikmetin rehberliğini kabul edebilme olgunluğudur. Nefis, çoğu zaman gördüğüne hükmeder; gördüğünü mutlak sanır, yüzeyde kalır ve hakikati kaçırır. Oysa ilim, görünenin ardındaki manayı fark edebilmeyi, eşyada ibreti, sıradan olanda hikmeti görebilmeyi öğretir. Bu yüzden gerçek talebelik, yalnızca duymak değil; anlamak, yalnızca anlamak değil; teslim olmak, yalnızca teslim olmak değil; sadakatle o teslimiyeti muhafaza edebilmektir.

Nitekim bir âlim ile talebesi arasında geçen ve ilk bakışta basit gibi görünen bir çift eski ayakkabı üzerinden verilen ders, ilmin sadece bilgi olmadığını; aynı zamanda edep, sadakat ve teslimiyetle kazanılan bir idrak olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu hadise, talebenin bakışı ile âlimin görüşü arasındaki farkı; bilmek ile görmek, görmek ile idrak etmek arasındaki derin mesafeyi ibretle gözler önüne serer.

Bir gün büyük bir âlim, talebesiyle birlikte yolda yürürken, yolun kenarında çok eski, yıpranmış, neredeyse giyilemez hâle gelmiş bir çift ayakkabı görürler. Talebe, ayakkabılara bakar ve yüzünde hafif bir küçümseme ile, “Hocam, şu ayakkabılara bakın… Kim bilir kime ait, ne kadar da eski,” der. Onun gördüğü, sadece yıpranmış bir eşya; değerini kaybetmiş, hükmünü yitirmiş bir nesnedir.

Âlim ise durur. Aynı ayakkabılara bakar, fakat talebenin gördüğünden bambaşka bir hakikati görür. Talebesine dönerek, “Evladım, sen bu ayakkabılara bakınca ne görüyorsun?” diye sorar. Talebe, tereddütsüz cevap verir: “Yıpranmış, değersiz, artık işe yaramaz bir ayakkabı görüyorum.”

Bunun üzerine âlim, hikmet dolu bir sükûnetle şöyle der: “Ben ise bu ayakkabılara bakınca bir ömür görüyorum. Belki sahibi bunlarla rızkının peşinde koştu. Belki uzun ve meşakkatli yollar yürüdü. Belki soğukta, yağmurda ayaklarını bunlarla korudu. Ve belki de şimdi, bu ayakkabılar nasıl yıprandıysa, sahibi de hayatın yükü altında öyle yıprandı.”

Sonra talebesine dönerek ilmin özünü tek bir cümlede özetler: “Evladım, ilim bakmak değildir; ilim görmektir. Görmek ise gözle değil, kalple olur.”

O an talebe susar. Çünkü anlar ki mesele ayakkabının eskiliği değil, kendi bakışının eksikliğidir. Anlar ki ilim, eşyaya hükmetmek değil; eşya üzerinden hakikati okuyabilmektir. Ve anlar ki gerçek talebelik, sadece duymakla değil; sadakatle dinlemek, edep ile anlamak ve teslimiyetle idrak etmekle mümkündür.

İşte bu kıssa, ilmin hakikatinin bilgiyle değil; edep, sadakat, biat ve itaat ile kemale erdiğini gösteren ibretlik bir derstir. Çünkü ilim, ayakkabının eskiliğini görmek değil; o ayakkabıyla yürünmüş hayatı hissedebilmektir.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

ÇGC’de Başkanlık El Değiştirdi: Kurtul Çakın Seçildi

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde gerçekleştirilen genel kurulda başkanlık görevinde bayrak değişimi yaşandı. Yapılan seçimde 233 üye …

Bir yanıt yazın