Suriye’de yaşanan son gelişmelerin ardından Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, SDG’nin konumu, Şam yönetiminin politikaları ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin yayımladığı kararname hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli, SDG’nin Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda fiilî kontrol alanları oluşturmasının ülkenin yeniden inşası ve istikrar süreci önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini belirterek, “SDG bir terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir” dedi.
Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği açık desteğin sahadaki dengeleri doğrudan etkilediğini vurgulayan Bahçeli, terör örgütlerinin tasfiye edilmesi ve kapsayıcı bir anayasal düzenin inşa edilmesinin Suriye’nin geleceği açısından hayati önemde olduğunu ifade etti.
Suriye İçin 8 Maddelik Yol Haritası
Bahçeli, Suriye’de barış, huzur, birlik ve bütünlüğün sağlanması; Suriyelilerin refahı ile temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması için izlenmesi gereken yol haritasını şu başlıklar altında sıraladı:
-
10 Mart 2025 mutabakatının eksiksiz uygulanması, SDG ve bağlantılı tüm yapıların feshedilerek Suriye devlet kurumlarına geri dönüşü olmayacak şekilde entegre edilmesi,
-
Federasyon ve özerklik tartışmalarının sonlandırılması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün güvence altına alınması ve merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde tesis edilmesi,
-
Kapsayıcı ve demokratik yeni bir anayasanın hazırlanması, tüm etnik ve dini kesimlerin eşit biçimde temsil edilmesi,
-
Kürtlerle SDG’nin net şekilde ayrıştırılması, SDG’nin Kürtlerin temsilcisi olduğu algısının kırılması,
-
Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine dâhil edilmesi başta olmak üzere Türkmenler ve diğer asli unsurların kültürel haklarının gözetilmesi,
-
“Suriye vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesi, etnik kimlikler yerine ortak vatandaşlık bağının esas alınması,
-
Başkanlık sistemi temelinde istikrarlı bir yönetim yapısının kurulması, kuvvetler ayrılığı, serbest ve adil seçimler ile temel hakların güvence altına alınması,
-
Ekonomik ve siyasi açıdan güçlü bir Suriye’nin bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri hâline gelmesi.
Merkezi Devlet ve Üniter Yapı Vurgusu
Bahçeli, Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin parçalı yapıyı sona erdirerek merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi öncelik hâline getirdiğini belirtti. Bu kapsamda 10 Mart 2025’te SDG ile varılan mutabakatın önemli bir dönüm noktası olduğunu ancak SDG yönetiminin geçen sürede mutabakatın ruhuna aykırı davrandığını ifade etti.
SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin, özerklik ve federasyon taleplerini gündemde tutarak süreci oyalamaya çalıştığını belirten Bahçeli, bu tutumun Şam yönetimi tarafından açık bir toprak bütünlüğü tehdidi olarak algılandığını kaydetti.
Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği net ve kararlı desteğin, Şam yönetiminin elini güçlendirdiğini vurgulayan Bahçeli, bu tutumun SDG’nin dış destek beklentilerini de zayıflattığını dile getirdi.
Sahadaki Gelişmeler ve Aşiretlerin Tutumu
Bahçeli, Suriye ordusunun Halep’ten başlayarak Fırat’ın batısında SDG kontrolündeki alanlarda ilerleyişinin, merkezi otoritenin sahadaki kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi. Rakka yönünde ilerleyen Suriye ordusuna, bölgede yaşayan Kürt ve Arap aşiretlerinden destek geldiğini belirten Bahçeli, birçok aşiretin Şam yönetiminin yanında saf tuttuğunu ifade etti.
“Doğru olan da budur” diyen Bahçeli, “Suriye’de Kürtler başkadır, SDG başkadır. SDG bir terör örgütüdür ve Kürtleri temsil etmemektedir” ifadelerini kullandı.
Bu gelişmelerin, SDG’nin çoğunluğu Arap nüfustan oluşan bölgeleri silah zoruyla kontrol altında tutamayacağını gösterdiğini vurgulayan Bahçeli, örgütün iddia ettiği gibi vazgeçilmez bir aktör olmadığının ortaya çıktığını söyledi.
Şara’nın Kararnamesi ve Kürt Hakları
Bahçeli, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin yayımladığı 13 sayılı kararnamenin, birlik ve istikrar açısından olumlu bir adım olduğunu ifade etti. Kararnamenin, Kürtlerin Suriye halkının asli bir parçası olduğunu vurguladığını ve SDG’nin “Kürtleri temsil ediyoruz” iddiasını zayıflattığını belirtti.
Bu düzenlemenin Türkmenler ve diğer etnik gruplar aleyhine olmadığını söyleyen Bahçeli, yeni anayasa sürecinde tüm asli unsurların kültürel haklarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasının, resmî dil ilkesini zedelemediğini ifade eden Bahçeli, “Her insanın ana dili ana sütü gibi haktır; ancak kamusal alanda ortak bir resmî dil birlik ve bütünlüğün gereğidir” dedi.
Yeni Anayasa ve Suriye’nin Geleceği
Bahçeli, Suriye’nin üniter yapıyı esas alan, etnik ve dini farklılıkları kucaklayan, ancak ayrılıkçılığa kapı aralamayan bir anayasal düzenle yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Federasyon ve özerklik gibi modellerin yeniden çatışma riskini artıracağı uyarısında bulundu.
Başkanlık sistemi temelinde güçlü ve istikrarlı bir yönetim yapısının oluşturulması gerektiğini ifade eden Bahçeli, çok partili hayat, temsil adaleti ve kuvvetler ayrılığının Suriye’nin istikrarı için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Bahçeli, “Türkiye’nin huzuru ve güvenliği, Suriye’nin istikrarı ile doğrudan bağlantılıdır” diyerek açıklamalarını tamamladı.
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"
