Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada faiz, küresel finans sistemi ve katılım finans modeline ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, faize dayalı ekonomik anlayışın bereket üretmeyeceğini belirterek daha adil ve ahlaki bir ekonomik düzen çağrısında bulundu.
İSTANBUL’DAN DÜNYAYA EKONOMİ MESAJI
Konuşmasına İstanbul’un farklı kıtaları ve kültürleri buluşturan özel bir şehir olduğunu vurgulayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında çok sayıda ülkeden gelen katılımcıları ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Zirvede yapılacak görüşme ve değerlendirmelerin sadece İslam dünyası için değil, tüm insanlık için faydalı sonuçlar doğurmasını temenni eden Erdoğan, katılımcılara İstanbul’un tarihi ve kültürel zenginliklerini yakından tanımaları tavsiyesinde bulundu.
“FAİZİN OLDUĞU YERDE BEREKET BULUNMAZ”
Ekonomik sistemlerin yalnızca kâr odaklı bir anlayışla yönetilemeyeceğini belirten Erdoğan, bereket kavramının ekonomik teorilerle tam olarak açıklanamayacağını söyledi.
Faiz, sömürü, haksızlık ve etik dışı rekabetin hâkim olduğu ortamlarda bereketten söz edilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, İslam ekonomisinin adalet, dayanışma, sosyal refah, risk paylaşımı ve sürdürülebilirlik ilkeleri üzerine inşa edildiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı, ekonomik büyümenin yanı sıra toplumsal yapının güçlendirilmesi ve çevrenin korunmasının da İslam iktisadının temel hedefleri arasında yer aldığını vurguladı.
GAZZE VE BÖLGESEL KRİZLERE DİKKAT ÇEKTİ
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Erdoğan, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaşananların devam ettiğini belirtti.
İsrail’in saldırgan politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini söyleyen Erdoğan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde de ciddi etkiler oluşturduğunu ifade etti.
Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin enerji ve ticaret akışını olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Erdoğan, savaşlar ve krizlerin güven ortamını zedelediğini söyledi.
“KÜRESEL BORÇ YÜKÜ 350 TRİLYON DOLARA ULAŞTI”
Mevcut küresel finans sistemini eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre küresel borçluluğun 2026 yılının ilk çeyreğinde 350 trilyon dolar seviyesine ulaştığını belirtti.
Bu tablonun sürdürülebilirliğinin tartışmalı olduğunu ifade eden Erdoğan, 2008 finans krizinden sonra sistemin temel sorunlarının çözülmediğini, yalnızca geçici tedbirlerle sürecin yönetilmeye çalışıldığını savundu.
Adalet, üretim ve hakkaniyet ilkelerinin merkezde olmadığı bir ekonomik yapının yeni krizler üretmeye devam edeceğini dile getiren Erdoğan, daha adil bir küresel ekonomik düzenin mümkün olduğunu söyledi.
KATILIM FİNANSI VURGULADI
Katılım finans sisteminin yalnızca Müslüman toplumlar için değil, tüm dünya için güvenilir ve adil bir alternatif sunduğunu belirten Erdoğan, bu modelin yeni bir küresel finans mimarisinin oluşmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık ve sosyal finans alanlarını kapsayan katılım finansın Türkiye’nin ekonomik hedefleri açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyleyen Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’nin temel unsurlarından birinin de bu alan olduğunu kaydetti.
YENİ TEŞVİKLERİ AÇIKLADI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım ortamını güçlendirmek amacıyla yeni düzenlemelerin yürürlüğe girdiğini de duyurdu.
Bu kapsamda İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan kurumlar vergisi avantajının 2047 yılına kadar uzatıldığını açıkladı.
Ayrıca finansal faaliyet harcı muafiyet süresinin artırıldığını, çeşitli vergi istisnaları ile uluslararası nitelikli çalışanlara yönelik yeni teşviklerin devreye alındığını belirtti.
ZİRVEYİ DÜZENLEYEN KURUMLARA TEŞEKKÜR ETTİ
Konuşmasının sonunda zirvenin düzenlenmesine katkı sağlayan kurumlara teşekkür eden Erdoğan, organizasyonun İslam ekonomisi ve finans alanında yeni fikirlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Yorum:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizle ilgili değerlendirmeleri uzun yıllardır dile getirdiği ekonomik yaklaşımın bir yansıması olarak öne çıkıyor. Ancak kamuoyunda zaman zaman, devletin vergi gecikme zamları, kamu alacakları, kredi sistemleri ve bankacılık uygulamalarında faiz benzeri mali yükümlülüklerin bulunması nedeniyle bu söylemlerle uygulamalar arasındaki uyum da tartışılıyor. Bu konuda farklı görüşler bulunurken, destekleyenler katılım finans modelinin güçlendirilmesini savunuyor, eleştirenler ise faizsiz ekonomik düzen hedefinin uygulamada daha somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"